<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Engin Kahveci &#187; ZEKA</title>
	<atom:link href="http://www.enginkahveci.com/tag/zeka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.enginkahveci.com</link>
	<description>Trafik ve Direksiyon Eğitimi Merkezi (TRDEM)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 11:00:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>ALZHEİMER GÖZ TESTİ</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/alzheimer-goz-testi/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/alzheimer-goz-testi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 12:38:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[gülmekte lazım]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ALZHEİMER GÖZ TESTİ]]></category>
		<category><![CDATA[DİKKATLİMİSİNİZ]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[ZEKA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=2127</guid>
		<description><![CDATA[ALZHEİMER GÖZ TESTİ AŞAĞIDAKİ METİNDEKİ BÜTÜN &#8216; F &#8216; HARFLERİNİ SAYINIZ&#8230; FINISHED FILES ARE THE RE SULT OF YEARS OF SCIENTI FIC STUDY COMBINED WITH THE EXPERIENCE OF YEARS&#8230; (ŞİMDİ AŞAĞIYA BAKINIZ) KAÇ TANE &#8216; F &#8216; SAYDINIZ? &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.3&#8242;MÜ? HAYIR &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/alzheimer-goz-testi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ALZHEİMER GÖZ TESTİ</p>
<p>AŞAĞIDAKİ METİNDEKİ BÜTÜN &#8216;<strong> F</strong> &#8216; HARFLERİNİ SAYINIZ&#8230;</p>
<p>FINISHED FILES ARE THE RE<br />
SULT OF YEARS OF SCIENTI<br />
FIC STUDY COMBINED WITH<br />
THE EXPERIENCE OF YEARS&#8230;</p>
<p>(ŞİMDİ AŞAĞIYA BAKINIZ)</p>
<p>KAÇ TANE &#8216; F &#8216; SAYDINIZ?<span id="more-2127"></span></p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.3&#8242;MÜ?</p>
<p>HAYIR HATALI&#8230; METİNDE 6 TANE &#8216; F &#8216; VAR&#8230;</p>
<p>BU ŞAKA veya OYUN DEĞİL.</p>
<p>LÜTFEN YENİDEN OKUYUN!</p>
<p>BU OLAYIN ALTINDA YATAN GERÇEK AŞAĞIDADIR:</p>
<p>BEYNİMİZ &#8216;OF&#8217; SÖZCÜĞÜNÜ SÜZEMEZ.</p>
<p>İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN.</p>
<p>GERİ DÖNÜP TEKRAR BAKIN!</p>
<p>İLK SEFERDE 6 &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
ÜSTÜN DİKKAT DÜZEYİE<br />
SAHİP KİŞİLERDİR<br />
(veya daha Önce bu testi GÖRMÜŞLERDİR!)</p>
<p>5 TANE &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
DİKKAT DÜZEYLERİ OLDUKÇA<br />
YÜKSEK 6 &#8216; F &#8216; BULANLARA<br />
ÇOK YAKIN KIMSELERDİR.</p>
<p>4 TANE &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
NADİR KİŞİLERDE GÖRÜLEN<br />
BİR DURUMDUR DİKKAT VE<br />
KONSANTRASYONU YÜKSEK<br />
NADİR KİŞİLERDİR.</p>
<p>3 TANE &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
SIRADAN NORMAL DİKKAT<br />
DÜZEYİNE SAHİP KİMSELERDİR.</p>
<p>3 TANEDEN AZ &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
İÇİN TESTİ DÜZENLEYENLERİN<br />
SÖYLEYECEK BIR ŞEYİ YOK!&#8230;<br />
ZATEN ŞU ANDA NASIL BİLGİSAYAR<br />
KULLANDIKLARINA ŞAŞMAK LAZIM!</p>
<p>BU TESTİ LÜTFEN ARKADAŞLARINIZA<br />
GÖNDERİN veya TAVSİYE EDİN TEST<br />
SONUÇLARI ONLARI ÇILDIRTABİLİR.<br />
AMA BİRKAÇ DAKİKA BEYINLERİNİ MEŞGUL EDER&#8230;<br />
BU DA DAHA DİKKATLİ OLMALARI İÇİN YETER</p>
<p> </p>
<p>AŞAĞIDAKİ METİNDEKİ BÜTÜN &#8216; F &#8216; HARFLERİNİ SAYINIZ&#8230;</p>
<p>FINISHED FILES ARE THE RE<br />
SULT OF YEARS OF SCIENTI<br />
FIC STUDY COMBINED WITH<br />
THE EXPERIENCE OF YEARS&#8230;</p>
<p>(ŞİMDİ AŞAĞIYA BAKINIZ)</p>
<p>KAÇ TANE &#8216; F &#8216; SAYDINIZ?</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.3&#8242;MÜ?</p>
<p>HAYIR HATALI&#8230; METİNDE 6 TANE &#8216; F &#8216; VAR&#8230;</p>
<p>BU ŞAKA veya OYUN DEĞİL.</p>
<p>LÜTFEN YENİDEN OKUYUN!</p>
<p>BU OLAYIN ALTINDA YATAN GERÇEK AŞAĞIDADIR:</p>
<p>BEYNİMİZ &#8216;OF&#8217; SÖZCÜĞÜNÜ SÜZEMEZ.</p>
<p>İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN.</p>
<p>GERİ DÖNÜP TEKRAR BAKIN!</p>
<p>İLK SEFERDE 6 &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
ÜSTÜN DİKKAT DÜZEYİE<br />
SAHİP KİŞİLERDİR<br />
(veya daha Önce bu testi GÖRMÜŞLERDİR!)</p>
<p>5 TANE &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
DİKKAT DÜZEYLERİ OLDUKÇA<br />
YÜKSEK 6 &#8216; F &#8216; BULANLARA<br />
ÇOK YAKIN KIMSELERDİR.</p>
<p>4 TANE &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
NADİR KİŞİLERDE GÖRÜLEN<br />
BİR DURUMDUR DİKKAT VE<br />
KONSANTRASYONU YÜKSEK<br />
NADİR KİŞİLERDİR.</p>
<p>3 TANE &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
SIRADAN NORMAL DİKKAT<br />
DÜZEYİNE SAHİP KİMSELERDİR.</p>
<p>3 TANEDEN AZ &#8216; F &#8216; BULANLAR<br />
İÇİN TESTİ DÜZENLEYENLERİN<br />
SÖYLEYECEK BIR ŞEYİ YOK!&#8230;<br />
ZATEN ŞU ANDA NASIL BİLGİSAYAR<br />
KULLANDIKLARINA ŞAŞMAK LAZIM!</p>
<p>BU TESTİ LÜTFEN ARKADAŞLARINIZA<br />
GÖNDERİN veya TAVSİYE EDİN TEST<br />
SONUÇLARI ONLARI ÇILDIRTABİLİR.<br />
AMA BİRKAÇ DAKİKA BEYINLERİNİ MEŞGUL EDER&#8230;<br />
BU DA DAHA DİKKATLİ OLMALARI İÇİN YETER</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/alzheimer-goz-testi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İLGİNÇ BİLGİLER -2</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/ilginc-bilgiler-2-2/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/ilginc-bilgiler-2-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Oct 2008 21:07:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[1 Nisan şakasının kökeni nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş böceği]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[Deve]]></category>
		<category><![CDATA[hörgüç]]></category>
		<category><![CDATA[horoz]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[sinek]]></category>
		<category><![CDATA[sos]]></category>
		<category><![CDATA[termos]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[ZEKA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=1819</guid>
		<description><![CDATA[Niçin otellerin kapıları döner kapıdır? Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/ilginc-bilgiler-2-2/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?</strong> Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.<span id="more-1819"></span><br />
<strong>1 Nisan şakasının kökeni nedir?</strong> 1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles&#8217;in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan&#8217;da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan&#8217;a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı<br />
 <br />
<strong>İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?</strong> Bu konuda iki ayrı açıklama vardır.</p>
<p><strong> 1)</strong>  İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır.</p>
<p> <strong>2) </strong>Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.<br />
<strong>Bir hafta niçin 7 gündür?</strong> Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.<br />
<strong>Akıl ile zeka arasında fark nedir?</strong> Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir.<strong> Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.</strong></p>
<p> <br />
<strong>Develerin hörgüçlerinde ne var?</strong> Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. <strong>Develer suya az gereksinim duyarlar</strong>. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.<br />
 <br />
<strong>Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?</strong> Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.<br />
 <br />
<strong>Kuşlar nasıl konuşabiliyor?</strong> Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.<br />
 <br />
<strong>Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?</strong> Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı &#8220;Soğuk Işık&#8221;tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir<br />
 <br />
<strong>Kediler balık ve sütü niçin severler?</strong> Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır&#8217;da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya&#8217;da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileri ile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır&#8217;da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.<br />
<strong>Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?</strong> Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır<br />
 <br />
<strong>Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?</strong> Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.<br />
 <strong>Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?</strong> Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.<br />
 <br />
<strong>Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?</strong> Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.<br />
 <br />
<strong>İmdat çağrısı S.O.S &#8216;in anlamı nedir?</strong> Çok kişi &#8220;Save our Ship&#8221; gemimizi kurtar; &#8220;Save our Soul&#8221; ruhumuzu kurtar; &#8220;Stop Other Signals&#8221; diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanılır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/ilginc-bilgiler-2-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>empati&#8230;</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/empati/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/empati/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 23:20:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Derece]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[ZEKA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=364</guid>
		<description><![CDATA[            Empati tıpkı iyi bir dinleyici olmak gibi, başkaları ile iletişim kurmak için gereken en temel yeteneklerden birisidir.              Empati karşınızdaki insanı onun gözleri ile dünyayı görebilecek kadar iyi algılayabilmek ve onun dünyasına girebilmek demektir. Öylesine yoğun bir şekilde dinlersiniz &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/empati/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>            Empati tıpkı iyi bir dinleyici olmak gibi, başkaları ile iletişim kurmak için gereken en temel yeteneklerden birisidir. </p>
<p>            Empati karşınızdaki insanı onun gözleri ile dünyayı görebilecek kadar iyi algılayabilmek ve onun dünyasına girebilmek demektir. Öylesine yoğun bir şekilde dinlersiniz ki<span id="more-364"></span>, karşınızdaki insanın içinde bulunduğu durumu, duygularını ve düşüncelerini sizde kendinizin gibi yaşarsınız.</p>
<p>           İyi bir dinleyici karşısındaki insana anladığını göstermelidir. Buna empati denir. Maalesef dinlemekten daha karmaşık bir olgudur. Mükemmel olmanız gerekmiyor ama empati konusunda ne kadar kendinizi geliştirebilirseniz o kadar karşınızdakine ulaşmayı başarırsınız. Genelde üzgün olduğumuz zaman bizi anlayan birilerine duygularımızı ifade etmek ve paylaşmak isteriz. Dolayısıyla iyi empati yapabilen kişi karşısındakinin davranışlarına yada içinde bulunduğu duruma değil, duygularına yoğunlaşır.</p>
<p>          Örneğin: Henüz sevgilisi tarafından terkedilen birisi ile konuşuyorsanız, şu soruyu sormayın &#8220;Ne söyledi?&#8221; yada &#8220;İlk ne zaman farkettin?&#8221; aksine kişinin duygularına yoğunlaşın ve ifade edebilmesini sağlayın, &#8220;Çok acı çekiyor gibisin&#8221; yada &#8220;Kendini terkedilmiş ve kaybolmuş hissediyor olmalısın.&#8221; Bu şekilde duygulara yoğunlaşmak, karşınızdaki insanın sorunun temeline inmesine ve duygularının farkına varmasına yardımcı olur. Çünkü bir konuya üzüldüğümüz zaman, problemi çözmeye başlamadan önce duygularımız ile başetmemiz gerekir.</p>
<p>Daha önce &#8220;Dinlemek&#8221; yazımda bahsettiğim engellerin aynı zamanda empatik olmanıza da nasıl engel olacağını farketmek kolaydır. Aşağıda ki listede başarılı empati ile kötü empati gösterilmiştir. Empati yapabilmek için konuyu çok iyi anlamanız gerek, dolayısıyla aşağıdaki listeyi dikkatle incelemenizi öneririm.</p>
<p>Empatik yaklaşımın dereceleri</p>
<p>1. Derece: Yetersiz, ilgisiz yada dikkat dağıtan yorumlar.<br />
Konuyu değiştirmek: Arkadaşınız bir ödev üzerine şikayet ediyor ve sizin cevabınız, &#8220;Bu akşam televizyonda harika bir film var.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ben daha iyi bilirim&#8221; tepkisi: Kişi ile ilgili genellemeler yapmak örneğin &#8220;Sen hiç bir yanlış yapmadın&#8221; yada &#8220;Esas problem annenin seni çok şımartmış olması&#8221; yada &#8220;O adama o kadar aşıksın ki, nasıl aşağılık biri olduğunu göremiyorsun.&#8221;</p>
<p>Yargılayıcı tepkiler: Kişi size evli biri ile ilişkide olduğunu söylediğinde yüzünüzü buruşturup &#8220;Umarım ne yaptığının farkındasın&#8221; gibi yaklaşımlarla, karşınızdakinin davranışını &#8220;yanlış-doğru&#8221; olarak değerlendirmeniz.</p>
<p>Tavsiye vermek: Karşınızdaki kişi kocasından boşanmak istediğini söylüyor ve nasıl yapacağını bilemediğini, kendini ne kadar çaresiz hissettiğini anlatıyor. Siz bu duyguları dinlemek yerine hemen kendisine hangi avukata gitmesi gerektiğini, kocasını nasıl evden atacağını, kocasına ne söylemesi gerektiğini ve bu süreci atlatması için hangi kitapları okuyabileceğini anlatmaya başlıyorsunuz.</p>
<p>Vaktinden önce rahatlatmaya çalışma: Arkadaşınız size telefon etti ve eşine ulaşamadığını ve endişe ettiğini söyledi, sizin yorumunuz &#8220;Merak etme, bir şey olduğunu sanmıyorum, eminim seni arar. Hemen kötü şeyler düşünme&#8221; Bu cümle adeta karşınızdakine &#8220;Bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum&#8221; demek gibidir.</p>
<p>Analiz etmek: Bir arkadaşınız evlenmekten duyduğu korkuları anlatıyor ve siz arkadaşınıza bu davranışı altında yatan nedenleri açıklamaya başlıyorsunuz. Örneğin &#8220;Annene duygusal olarak çok yakınsın ve evleneceğin kişininde seni annen gibi kısıtlayıp bir hapse sokacağından korkuyorsun&#8221;. Analiziniz belki doğru olabilir ama kişinin bu gerçekleri kendi başına keşfetmesine izin vermeniz gerek.</p>
<p>Sorgulamak: Arkadaşınız evliliğinde bazı problemler olduğuna dair imada bulundu ve siz birden sorgulamaya başladınız. &#8220;Eşinle konuşuyor musunuz?&#8221; &#8220;Dışarı çıkıp arada bir eğleniyor musunuz?&#8221; &#8220;Cinsel hayatınız ne durumda?&#8221; Bu şekilde sorgulamak konuşmayı kontrol etmenize ve yönlendirmenize yol açar. Karşınızdaki insanın hikayesini kendi istediği biçimde ve istediği kadar söylemesine izin verin. (Diğer taraftan arkadaşınızın sözlerini açıklaması için sorulan sorular kontrol edici ve yönlendirici değildir, kişinin daha fazla konu üzerinde konuşabilmesi için destekleyicidir.)</p>
<p>Kendi hikayenizi anlatmak: Arkadaşınızın anlattığı problem, sizin yaşadığınız başka bir anıyı hatırlattı ve yardımı olabileceğini düşünerek anlatmaya başladınız. Bazen bu o kadar kötü değildir, fakat anlattığınız hikayenin kişinin problemi ile direk ilgili olması ve bir çözüm sunuyor olması gerekir. Ayrıca kısa zamanda arkadaşınızın problemine geri dönmeyi başarabilmelisiniz.<br />
Bir çoğumuz bu empatik olmayan davranışları yaparız. Arada bir yapıldığında bu davranışlar büyük bir problem yaratmaz fakat bazılarımız sürekli olarak karşısındakini sorgular yada rahatlatmaya çalışır. Bazılarımız ise ciddi bir konu olduğunda sürekli olarak dikkati dağıtmaya çalışır. Yabancı olduğunuz insanlar arasında bu davranış bir sorun yaratmayabilir ama dostunuz için oldukça acı veren bir tecrübe olabilir. Bazıları her problemi zekasını ıspat etmek için bir fırsat gibi değerlendirip arkadaşının problemini 5 dakikada, belki kahve molasında çözmeye kalkar ve kişinin duygularını yada konuşma ihtiyacını tamamiyle göz ardı eder. Eğer kişinin gerçekten önemli bir problemi varsa, konuyu konuşmak ve kişiye yardım etmek bazen 2 – 3 saat belki daha fazla zaman gerektirir.</p>
<p>2. Derece: Karşıdaki insanın duygularını ve içinde bulunduğu durumu kısmen doğru anlamak ama diğer önemli etkenleri yanlış anlamak yada göz ardı etmek.</p>
<p>Dinleyici karşısındaki insanın duygularını tam olarak anlayamaz. Bu durum konuşmacının duygularını daha fazla açıklaması konusunda isteksizlik duymasına yol açar.  İlgilendiğinizi soru sorarak, yada dikkatle karşınızdakine bakarak göstermedikçe kişi tam olarak ne hissettiğini daha fazla açıklamamayı tercih eder. Örneğin diyelim ki bir arkadaşınız eşine ne kadar sinirli olduğunu söyledi ve siz &#8220;Gidip rahatsızlığını söylesene&#8221; diyerek öneride bulundunuz, fakat arkadaşınızın tepkisi farklı oldu, &#8220;Yok yok, kızgınım ama o kadarda deli değilim!&#8221; dedi. Bu cümleniz ile arkadaşınızın kızgınlığının yanısıra aynı zamanda duygularını eşine anlatmaktan korktuğunu ve kendini çaresiz hissettiğini farkedemediniz. Eğer haklı olsaydınız ve arkadaşınız size şöyle bir cevap vermiş olsaydı &#8220;Bunu kesinlikle yapmalıyım!,&#8221; o zaman 3. derece empatiyi başarmış olurdunuz.</p>
<p>      Genelde bize anlatılanlara karşı verdiğimiz duygusal tepkiler karşımızdakini yanlış anlamamıza yol açar. Örneğin karşımızdakinin sözleri, içimizde kendi kızgınlığımızı, güvensizliğimizi, korkularımızı, savunma ihtiyacımızı yada diğer duygularımızı canlandırır ve dikkatimiz dağılır, dolayısıyla karşımızdakini tam olarak dinleyebilmemiz ve anlayabilmemiz imkansız olur.</p>
<p>3. Derece: Doğru empati karşınızdaki insanın duygularını tam olarak yakalar.</p>
<p>Karşınızdaki insanın dünyasına girmeyi başardınız. Yorumlarınız arkadaşınızın az önce söylediklerini tam olarak yansıtıyor. Kısa ve öz olun. Kendi cümleleriniz ile mümkün olduğunca basit bir dille, arkadaşınızın ne söylediğini anladığınızı gösteren cümleler kurmaya özen gösterin. Böylece konuşmacı sizin kendisini dikkatle dinlediğinizi ve değer verdiğinizi hissedecektir. Unutmayın, hiç kimse her zaman doğru empatiyi başaramaz. En iyi terapistler bile ortalamada 2.5 yada 2.7 seviyelerindedir. Konuşmadan biraz uzaklaştığınız zaman dünyanın sonu değildir, karşınızdaki kişiye kendini toparlaması için imkan verir. Fakat konuşmacı sizden uzun süre yorum almaz ise sizin kendisine olan ilginizi yitirdiğinizi, söylediklerini onaylamadığınızı yada anlamadığınızı düşünebilir.</p>
<p>Örneğin: Arkadaşınız telefonla aradı ve ne kadar kötü bir gün geçirdiğini yüksek sesle anlatmaya başladı (araba çalışmadı, iş arkadaşları dedikodusunu yaptı, işten adam çıkarılacağına dair laflar işitti ve 2 kilo aldığını farketti….) ve siz cevap olarak &#8220;Gerçektende çok bunalmışsın, her şey üst üste gelmiş ve sana karşı birleşmişler gibi&#8221; Arkadaşınız yorumunuzu onaylarsa ve şöyle cevap verirse &#8220;Evet aynen bende öyle düşünüyorum,&#8221; yorumunuz 3. derece empati demektir. Eğer şöyle bir cevap verirse &#8220;Evet bütün gün çok öfkeliydim ve hala çok kızgınım&#8221; empati seviyeniz iyi bir tahmin yapmanıza rağmen 2 civarındadır, arkadaşınızın kızgın olmasının daha farklı bir nedeni olabilir ve belki bu konuda konuşmasını isteyerek yardımcı olmaya çalışabilirsiniz.</p>
<p>Son olarak empati yeteneği ancak pratik yaparak geliştirilebilir, dolayısıyla hatalarınızın cesaretinizi kırmasına izin vermeyin ve denemeye devam edin.  Bu yeteneği özellikle çocuklarınız ile iletişiminizde geliştirebilirseniz, çocuklarınızın duygusal zekasını geliştirmesine büyük bir katkı olursunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/empati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>zeka nedir&#8230;.</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/zeka-nedir/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/zeka-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Apr 2008 15:01:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[ZEKA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=349</guid>
		<description><![CDATA[ZEKAYA İLİŞKİN ESKİ ANLAYIŞ 1.Zeka doğuştan kazanılır,sabittir ve bu nedenle de asla değiştirilemez. 2.Zeka, niceliksel olarak ölçülebilir ve tek bir sayıya indirgenebilir. 3.Zeka,tekildir. 4.Zeka,gerçek hayattan soyutlanarak (yani,belli zeka testleri ile) ölçülür. 5. Zeka, öğrencileri belli seviyelere göre sınıflandırmak ve onların &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/zeka-nedir/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span id="more-349"></span>ZEKAYA İLİŞKİN ESKİ ANLAYIŞ</strong><br />
1.Zeka doğuştan kazanılır,sabittir ve bu nedenle de asla değiştirilemez.<br />
2.Zeka, niceliksel olarak ölçülebilir ve tek bir sayıya indirgenebilir.<br />
3.Zeka,tekildir.<br />
4.Zeka,gerçek hayattan soyutlanarak (yani,belli zeka testleri ile) ölçülür.<br />
5. Zeka, öğrencileri belli seviyelere göre sınıflandırmak ve onların gelecekteki başarılarını tahmin etmek için kullanılır.</p>
<p><strong>ZEKAYA İLİŞKİN YENİ ANLAYIŞ<br />
</strong>1.Bir bireyin kalıtımla birlikte getirdiği zeka kapasitesi iyileştirilebilir<!--more-->, geliştirilebilir, değiştirilebilir.<br />
2.Zeka, herhangi bir performansta,üründe veya problem çözme sürecinde sergilendiğinden sayısal olarak hesaplanamaz.<br />
3.Zeka, çoğuldur ve çeşitli yollarla sergilenebilir.<br />
4.Zeka, gerçek hayat durumlarından veya koşullarından soyutlanamaz.<br />
5. Zeka, öğrencilerin sahip oldukları gizil güçlerini veya doğal potansiyellerini anlamak ve onların başarmak için uygulayabilecekleri farklı yolları keşfetmek için kullanılır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/zeka-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOKLU ZEKA VE ÖĞRENME</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/coklu-zeka-ve-ogrenme/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/coklu-zeka-ve-ogrenme/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 11:12:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[bedensel]]></category>
		<category><![CDATA[beyinsözel]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOKLU ZEKA]]></category>
		<category><![CDATA[içsel]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[ZEKA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/index.php/coklu-zeka-ve-ogrenme/</guid>
		<description><![CDATA[Çoklu Zeka ve Öğrenme Türleri        Zekanın çok çeşitli tanımları yapılmıştır. Genel olarak zeka, bireyin kavramlar ve algılar yardımı ile soyut ve somut nesneler arasında ilişki kurabilme, soyut düşünebilme, mantık yürütebilme, bu zihinsel olguları olumlu bir şekilde bir amaç doğrultusunda &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/coklu-zeka-ve-ogrenme/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çoklu Zeka ve Öğrenme Türleri</strong></p>
<p>       Zekanın çok çeşitli tanımları yapılmıştır. Genel olarak zeka, bireyin kavramlar ve algılar yardımı ile soyut ve somut nesneler arasında ilişki kurabilme, soyut düşünebilme, mantık yürütebilme, bu zihinsel olguları olumlu bir şekilde bir amaç doğrultusunda kullanabilme yetenekleri olarak tanımlanabilir. Kısaca bireyin yeni durumlara uyabilme yeteneğidir. Başka bir tanımda zeka, bireye kalıtımla gelen, merkezi sinir sisteminin görevlerini kapsayan, deneyimler, öğrenme ve çevrenin etkileri ile biçimlenen yetenekler bileşimidir. İnsan beyni devamlı olarak bir şeyler algılar ve bunları  gereksinim duyduğunda kullanmak üzere depolar. Biz buna “öğrenme” diyoruz.</p>
<p>            Öğrenme sürecinde insan<span id="more-330"></span> beyninin değişik alanları görev yapmaktadır<!--more-->. İnsan beyninin bu bölgelerinin çalışması beynin işleyiş biçimidir. İnsanlar birbirlerinden farklı özelliklerle doğarlar. Hiçbir insan (özdeş ikizler hariç) kardeşte olsa özellikleri bakımından birbirine benzemez. Her insan da kendi özellikleri bakımından (kendi içinde) farklılıklar gösterir. İnsanın zekası da tek boyutlu değildir; aksine insan farklı derecelerde ve çeşitli zekalara sahiptir. Yani insan beyninin değişik bölgeleri, değişik şekilde çalışmaktadır, bazı bölgeler daha hızlı, bazı bölgeler daha yavaştır. İnsan beyninin bu farklı çalışma biçimleri ise çoklu zekayı oluşturmaktadır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan çoklu zeka kavramı teorisini, 1983 yılında Psikolog Howard Gardner ortaya atarak eskiden beri gelen zeka ile ilgili kavramları yıkmıştır.</p>
<p>          Howard Gardner’e kadar, zekanın tek olduğu, ömür boyu değişmeyeceği veya zekanın doğuştan sabit olduğu ve çevrenin etkisiyle fazla değişiklik göstermesinin mümkün olmadığı düşünülüyordu. Gardner ise yedi tür zeka olduğunu ve bu yedi tür zekanın farklılıklar gösterdiğini ortaya atarak bu farklılıkların ve çeşitliliğin bireyin öğrenme biçimini, zayıf ve kuvvetli yönlerini, ilgi alanlarını belirlediğini öne sürmüştür. Bireysel ayrılıkların var olduğunun kabul edildiği eğitim sistemlerinde, her bireyin bireysel ayrılıkları göz önüne alınarak öğrencilerin ilgileri, yetenekleri, duyguları, sosyal yapıları, kuvvetli ve zayıf yönleri tanınır; bireyin kuvvetli olan yönlerinin daha da güçlendirilmesi ve her öğrencinin öğrenmesinin mümkün olduğu ortaya konmuştur. Gardner, ilk hedefte insanda yedi tür zeka olduğunu savunmuş, daha sonra sekizinci bir zekanın varlığını ortaya koymuştur. Yapılan çalışmalar insan zekasının daha çok çeşitlerinin ortaya çıkarılabileceğinin bir işaretidir.</p>
<p><strong>Çoklu Zeka Çeşitleri</strong></p>
<p><strong>1.Sözel/Dilsel zeka:</strong> Bireyin dili iyi kullanma, iletişim kurma becerisidir.</p>
<p><strong>2.Matematiksel/Mantıksal Zeka:</strong> Mantık ve sayılarla ilgili kavramları kavrayabilme, farklılıkları ayırt edebilme, araştırma ve karşılaştırma yapabilme, sebep sonuç ilişkilerinde akıl ve mantık yürütme yeteneğidir.</p>
<p><strong>3.Bedensel/Kinestetik Zeka:</strong> Bedenin tamamının veya çeşitli bölümlerinin problem çözmede, bir üretim veya gösteri sırasında kullanılması ile ilgili becerisidir. Dans etme, atletizm, aktörlük, operatörlük gibi beceriler buna örnek gösterilebilir</p>
<p><strong>4.İçsel zeka:</strong> Kişinin kendi güçlü ve zayıf yönlerini bilme ve içinde bulunduğu duygulara duyarlı olabilme yeteneğidir.</p>
<p><strong>5.Görsel Zeka:</strong> Zihinsel modelleri kavrayabilme, resim ve şekillere ve üç boyutlu nesneleri kavrayabilme ve en küçük ayrıntılara kadar çizebilme yeteneğidir.</p>
<p><strong>6.Müziksel/Ritmik Zeka:</strong> Sözsüz sesleri tanıyabilme ve kullanabilme yeteneği, beste yapma, ritim tutma yeteneğidir.</p>
<p><strong>7.Kişiler arası zeka:</strong> Empati kurabilme, başkalarının duygu ve düşüncelerini kolayca anlayabilme yeteneğidir.</p>
<p><strong>Çoklu Zeka Teorisinin Genel Prensipler</strong>i</p>
<p><strong>1.</strong>Zeka tekil değil, çoğuldur. Tüm insanlar çok farklı zeka türlerine sahiptir.</p>
<p><strong>2.</strong>Her birey aktif zekalara sahiptir, bu zekalar ona özeldir ve bireyin zekası aktif zekalarının karışımıdır.</p>
<p><strong>3.</strong>Zeka her bireyde ve bireyin kendisinde de farklılıklar gösterir.</p>
<p><strong>4.</strong>Tüm zeka çeşitleri dinamiktir.</p>
<p><strong>5.</strong>Çoklu zeka tanımlanabilir.</p>
<p><strong>6.</strong>Tüm zekalar geliştirilebilir. Her zekanın gelişimini kendi içinde değerlendirmek gerekir.</p>
<p><strong>7</strong>.Her birey kendi zekasını tanıma ve geliştirme hakkına sahiptir.</p>
<p><strong>8.</strong>Bir zekanın kullanılması sırasında diğer zekalardan faydalanılabilir.</p>
<p><strong>9</strong>.Bireyin gelişim özellikleri, içinde yaşadığı çevresi, kalıtım yolu ile kazandıkları zekalarının gelişmesini etkiler.</p>
<p><strong>10</strong>.Bireyde bulunan tüm zekalar bireyin kendisini geliştirmesi için birbirinden farklı ve bireye özeldir.</p>
<p>    Bireyin gelişimini inceleyen bilimsel teoriler, çoklu zeka teorisini desteklemektedir. Yeni araştırmalar bireyde bulunan çoklu zeka sayısının artabileceğini savunmaktadır.</p>
<p><strong>Çoklu zeka konusunda bilmemiz gereken önemli noktalar</strong>:</p>
<p>1. Zeka öğretilebilir.</p>
<p>2. Her bireyin zekası kendine özeldir.</p>
<p>3. Her bireyin güçlü ve zayıf zekaları vardır.</p>
<p>4. Bireyin zayıf zekaları güçlendirilebilir; güçlü zekaları daha da güçlü hale getirilebilir.</p>
<p>5. Birey, her yaptığı en basit iş ve davranışta çoklu zeka bölümlerini kullanır.</p>
<p>6. Bireyin hayatı sayısal ve sözel aktivitelerle sınırlandırılmayacak kadar çok renkli ve zengindir. Sadece bir zeka bölümü ile değerlendirilmemesi gerekir.</p>
<p>7. Tüm zekaların hayat boyu gelişmesi mümkündür.</p>
<p>Bireyler güçlü olan zeka bölümlerini daha yoğun kullanırlar, fakat diğer zekalarının gelişimi için de çaba harcadıklarında hayatlarını etkileyecek güzellikleri yakalayabilirler ve başarmanın mutluluğunu yaşama şansına sahip olabilirler.</p>
<p><strong>Çoklu Zeka ve Öğrenme</strong></p>
<p>    İnsanların zekalarında farklılıklar olması demek, onların öğrenme hızlarının ve öğrenme biçimlerinin de farklı olması demektir. Thomas Jefferson “Eşit olmayan insanlara eşit davranmaktan daha büyük eşitsizlik olmaz” diyerek bunu en güzel şekilde dile getirmiştir. İnsanların birbirleri ile ortak olan tek yönleri ise insan olmalarıdır. Ama her biri kendine özel ve tek olarak yaratılmıştır. İnsanlara eşit davranmanın yolu, onların eşit olmadıklarını kabul etmek ve onlara buna göre davranmak gerektiğini bilmekten geçmektedir. Öğrencilere eşit davranmak ise onların öğrenenler olarak birbirlerinden farklı ve her birinin özel olduklarının farkına varmaktır.</p>
<p><strong>Bu fark nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p><strong>1.</strong>Sınıfta bulunan bu çocuklar kimdir?</p>
<p><strong>2</strong>.Gelişim özellikleri nasıldır?</p>
<p><strong>3</strong>.Yetenekleri ve ilgi alanları nelerdir?</p>
<p><strong>4</strong>.Öğrenme yönünden hangi alanları güçlü, hangi alanları daha zayıftır?</p>
<p><strong>5.</strong>Aile yapıları ve yaşadıkları çevre özellikleri nelerdir?</p>
<p><strong>6</strong>.Duygusal özellikleri nelerdir?</p>
<p><strong>7.</strong>Sağlık durumları ve fiziksel özellikleri nelerdir?</p>
<p><strong>8.</strong>Öğrenme sitilleri nasıldır?</p>
<p>         Bu özelliklerin bilinmesi, öğrencilerin birbirlerinden farklı olduklarının fark edilmesi demektir. Öğrenciler, aynı takvim yaşında olmalarına rağmen cinsiyet, renk, boy ve kilo, ilgi, yetenek, öğrenme sitili, duygu ve düşünme biçimi, yaşadıkları aile, çevre ve kültürel değerleri, gelişim evreleri, sağlık özellikleri, tercihleri, hatta her birinin yaşam öyküleri yönüyle farklılıklar ve değişiklikler arz ederler. Bunun yanında bilinmesi gereken en önemli husus ise her birinin kendine has bir öğrenme kapasitesinin ve kendi içinde de güçlü ve zayıf yönlerinin olduğudur. Ayrıca öğrenen olarak her bir öğrencinin kendisini sınıf içerisinde güvende hissetmeye, başarabildiği kadarı ile başarıyı tatmaya, her birinin sevilmeye, kendini değerli hissetmeye, fark edilmeye ve kabul görmeye ihtiyacı vardır ki, bunlar insanın en doğal ihtiyaçlarıdır. İnsanlar, bu ihtiyaçları doyurulduğu ölçüde mutluluğu yakalayabilirler.</p>
<p><strong>Öğrenme Türleri</strong></p>
<p>     Öğrenciler, her alanda olduğu gibi öğrenme türlerinde de birbirlerinden farklılık gösterir. Her öğrencinin kendine has bir öğrenme biçimi vardır ve dolayısıyla uygulanan her öğretim yöntemi tüm öğrenciler için etkili olmayabilir. Öğretmenler, her bir öğrencinin farklı öğrenme yaklaşımını kabullenip güçlü olduğu zeka türünü dikkate alarak çok daha kolay öğrenmesini sağlayabilirler.</p>
<p>    Öğrenme türlerinde ki farklılıkların kabul edilmesi ise, her öğrencinin güçlü olduğu öğrenme yöntemiyle becerilerini geliştirmesine yardım edecek bir öğretim yaklaşımını da kabul etmek demektir. Burada önemli olan öğrencilerin öğrenme türlerinde duyusal tercihlerinin neler olduğunun ve bu tercihlerin öğrenmelerini nasıl etkilediğinin bilinmesidir.</p>
<p><strong>Duyusal Tercihler Nedir?</strong></p>
<p><strong>1.Görsel</strong>: Bu tür bir zekaya sahip öğrencilerde en iyi öğrenme görerek öğrenmedir. Bu tür öğrenme yaklaşımına sahip olan öğrencilere anlatımdan çok göstererek öğretme etkili olur.</p>
<p><strong>2.İşitsel</strong>: Bu tür zekaya sahip olan öğrenciler görsel yolla öğrenen öğrencilerin aksine işittiklerini daha kolay öğrendikleri için anlatım yolu ile öğretilenleri daha etkin olarak öğrenirler.</p>
<p><strong>3.Devin-duyusal</strong>: Bu tür zekalara sahip olan öğrencilerde öğrenme dans ve vücut dilini kullanarak, oyun oynayarak, spor yaparak ya da yeni bir icat yaparak olmaktadır. Bunların daha etkin öğrenmelerini sağlamak için gösteri, rol oynama, mim, drama, gezi gözlemin kullanılması etkili olacaktır.</p>
<p><strong>4.Dokunma:</strong>Dokunarak algılama yeteneği gelişmiş olan öğrenciler materyallere elleri ile dokunarak daha etkin öğrenmektedirler.</p>
<p>        Araştırmacılar, duyusal tercihlerin öğrenmenin sadece bir boyutu olduğunu, bunun dışında,</p>
<p>1.Öğrenme ortamının ses düzeyi,</p>
<p>2.Işık alma durumu,</p>
<p>3.Ortamın ısısı,</p>
<p>4.Öğrencilerin oturma düzeni,</p>
<p>5.Öğrenme ortamında ki hareketlilik,</p>
<p>6.Oluşturulan grubun büyüklüğü ya da küçüklüğü,</p>
<p>7.Uygulanan öğrenme etkinliğinin türü,</p>
<p>8.Öğrenme esnasında öğrencilerin belirlenen zamana uyup uyamama, yeme içmeye ihtiyaç duyma, gezinme gibi kişisel tercihleri,</p>
<p>9.Öğrencilerin zaman tercihleri gibi pek çok başka etken de olduğunu ifade etmişlerdir.</p>
<p>           Öğrenme türlerini öğrencilerin beyinlerini kullanış şekilleri de etkiler.</p>
<p>          Bazı öğrencilerin; beyinlerinin sağ lopunu bazılarının da sol lopunu kullandıkları tespit edilmiştir. Bilim adamları beyinlerinin sağ lopunu kullanan kişilerin öğrenmeyi; bütünden parçaya doğru kavradıkları, tümdengelimci bir anlayışa sahip olduklarını ve bu yolla daha etkin bir öğrenme gerçekleştirdiklerini, beyinlerinin sol lopunu kullanan kişilerin ise parçadan bütüne ulaşarak daha kolay bir öğrenme gerçekleştirdiklerini tümevarımcı bir anlayışa sahip olduklarını ortaya koymuşlardır.</p>
<p>      Beyinlerinin sağ lopunu kullananların kurallardan ve kalıplardan hoşlanmadıkları, sol lopunu kullananların ise geleneksel düzendeki sınıfları, yapı ve kalıpları tercih ettikleri görülmektedir. Etkili bir öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğretmenlerin de öğrenme türlerinin bilinmesi gerekir.</p>
<p>         Öğretmenlerin kendi öğrenme türünde öğrenen öğrencilerle daha kolay iletişim kurduğu ve o öğrencilerle daha rahat çalıştığı da bir gerçektir. Arzulanan eğitimde, her öğrencinin öğrenme profilinin çıkarılması ve öğrencilere has öğrenme ortamlarının hazırlanması hedeflenmektedir.</p>
<p>         Öğrenme ortamları hazırlanırken öğretmenlerin; öğrenme türlerinden birinin diğerine göre üstünlüğünün olmadığını, sadece farklılığının olduğunu, her öğrenme türünün ilgili zeka sınırlarını ilgilendirdiğini, bazı öğrenme türlerinin zorlamalara karşı koyarak değişiklik istemediğini bilmesi ve uygun ortam ve çözüm üretebilmek için öğrencilerinin bireysel farklılıklarını kabul etmesi ve anlaması gerekir.</p>
<p>         Öğretmenler, sınıfta uygun öğrenme ortamlarını zenginleştirmek ve çeşitlendirmek için;</p>
<p>1.Farklı grup seçenekleri oluşturma,</p>
<p>2.Öğrencilerin hareket etmelerine imkan verme,</p>
<p>3.Öğrenme materyalleri ile etkileşim sağlama,</p>
<p>4.Sözlü açıklamalar,</p>
<p>5.Planlanmış ve planlanmamış etkinlikler,</p>
<p>6.Görsel kaynaklar,</p>
<p>7.Değişik oturma şekilleri,</p>
<p>8.Farklı ışıklandırma ve</p>
<p>9.Ses yöntemleri</p>
<p>kullanmak, suretiyle onların arzu ettikleri ve daha rahat bir şekilde öğrenmelerine imkan sağlayabilir.</p>
<p>        Öğretmenin öğrencilerine öğrenme türlerinin neler olduğunu anlatması gerekir. Öğrencilerin kendilerinin hangi öğrenme türüne sahip olduklarını bilmeleri ise kendi ilgi ve yeteneklerini, hangi alanda daha iyi olduklarını bilmeleri için önemlidir. Asıl önemli olan ise, onun birey olduğunun farkına varılarak duygusal ve sosyal gelişimini sağlıklı bir şekilde yapabilmesi için uygun öğrenme ortamları hazırlamak ve iyi bir vatandaş olarak yetişmelerini sağlamaktır.<br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/coklu-zeka-ve-ogrenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

