<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Engin Kahveci &#187; kitap</title>
	<atom:link href="http://www.enginkahveci.com/tag/kitap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.enginkahveci.com</link>
	<description>Trafik ve Direksiyon Eğitimi Merkezi (TRDEM)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 11:00:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Tolstoy ve Mutluluğun 3 Anahtarı</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/tolstoy-ve-mutlulugun-3-anahtari/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/tolstoy-ve-mutlulugun-3-anahtari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 11:35:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma hayatı ip uçları]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[güzel yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoy ve Mutluluğun 3 Anahtarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=2343</guid>
		<description><![CDATA[              Tolstoy&#8217;u herkes en az isim olarak tanıyor.Ancak,hayatı ve kişiliği hakkında pekte çok tanıyanımız yok.Hayatı hakkında bilmediğimiz pek çok şey var.O güzel eserlerinin yanında hayatınında bizim toplumumuz açısından,hatta dünya toplumu açısında pek çok güzellikler arzetmektedir.Mesela,Tolstoy&#8217;un hayatının son döneminde İstanbul&#8217;a gelmek &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/tolstoy-ve-mutlulugun-3-anahtari/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>              Tolstoy&#8217;u herkes en az isim olarak tanıyor.Ancak,hayatı ve kişiliği hakkında pekte çok tanıyanımız yok.Hayatı hakkında bilmediğimiz pek çok şey var.O güzel eserlerinin yanında hayatınında bizim toplumumuz açısından,hatta dünya toplumu açısında pek çok güzellikler arzetmektedir.Mesela,Tolstoy&#8217;un hayatının son döneminde İstanbul&#8217;a gelmek istemesi ve İslama yakınlaşması sizcede bir güzellik değilmidir. Gelin bu yazarı ve hayatını yeniden tanıyalım.</p>
<p><strong>Lev Tolstoy ve Mutluluğun 3 Anahtarı</strong></p>
<p>Bugüne kadar yazılmış romanların en iyisini yazdı. Soyluydu, zengindi, meşhurdu ama mutluluğun bunda olmadığını hissediyordu.<span id="more-2343"></span> Hayatının belli devresini &#8220;boşa geçmiş yıllar&#8221; olarak tanımlasa da, hakikat arayışına koyulduğu günden itibaren mutluluğun kaynağına doğru yılmadan ilerledi. 82 yaşında evinden ayrıldığında sırtında ufak çuvalı, aklında büyük düşünceleri, ruhunda yüce duyguları vardı; hakikatle buluşmak için zamanın gitgide daraldığının farkındaydı. Birkaç gün sonra küçük bir istasyonda vefat ettiğinde, istikametin İstanbul olduğunu pek az kimse biliyordu. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi romanlarını yazan bu hakikat aşığı, yazar, eğitimci, düşünür, pasifist, halkçı, kont Lev Tolstoy (1828-1910) idi.</p>
<p><strong>Soylu ve Kültürlü Aile<br />
</strong>Rusya&#8217;da, soylu ve varlıklı bir kont ailesinde, kendilerine ait olan Yasnaya Polyana (Aydınlık Kır) topraklarında doğmuştu. Tolstoy daha 2 yaşındayken annesini kaybetti. Babası orduda üstün hizmetlerde bulunmuş, kitap okumayı ve ava çıkmayı seven, sık sık çocuklarını yanına alıp kırlarda, ormanlarda gezintiye götüren, mütevazı ve merhametli bir insandı.<br />
Bir kont ailesi olarak kültüre önem veren aile bireylerinin zamanı her an müzik ve edebiyat atmosferinde geçerdi; kendi aralarında piyano çalar, piyesler oynar, şarkı söyler ve şiir okurlardı. Kör olmasına rağmen geceleri çocuklara ilginç masallar ve hikâyeler anlatan İlya Stepanoviç adındaki hizmetkâr, küçük Lev Tolstoy&#8217;un hayal dünyasının gelişimine büyük katkı sağlamıştı. Babadan çocuklara kadar çoğu kitap kurdu olan Tolstoyların 30 farklı dilde yazılmış 20.000 kitaplık kütüphaneleri günümüze kadar korunmuş durumdadır. Daha 8 yaşındayken babasını kaybeden ve bu olayla çok sarsılan Lev Tolstoy, küçük yaştan itibaren hayata dair ilk sorgulamalarını yapmaya başladı.<br />
<strong>Ruhsal Mücadele Yılları<br />
</strong>Üniversiteyi bıraktıktan sonra, yeniden üniversite sınavına hazırlanan Tolstoy, içinde hissettiği bir tezatlık durumundaydı. Bazen aşırıya kaçan nefsanî istekleri ve eğlenceleri, bazı zamanlar dervişane ve dindar tavırları, genç Tolstoy&#8217;un ruh ve düşünce yapısını şekillendiren dalgalar gibiydi. Sürekli balo ve galalarda zaman geçiren, içki içen, kumar oynayan, gezip tozan genç Tolstoy&#8217;un günlüğüne yazdığı şu cümleleri, durumunu anlatmaya yetiyordu: &#8220;Hayvanî bir hayat sürüyorum. Meşgul olduğum her şeyden nerdeyse vazgeçtim. Ruhsal açıdan büyük bir boşluğa düşmüş durumdayım.&#8221; Bu yıllar, Tolstoy&#8217;un muhasebe ve kendi kendisiyle olan mücadele yıllarıydı. Hayatı, yaşamı ve aklını meşgul eden her şeyi sorgulaması, tefekkür etmesi, onu zamanla yazmaya itti. Bu yıllarda yazdığı metinler tecrübesiz bir kalemin eseri olsa da, ileriye dönük bir yazarlık ağacının tohumu mesabesindeydi.<br />
<strong>Askerlik ve Yazarlık Şöhreti<br />
</strong>Hayatını düzene sokmak umuduyla, 23 yaşında askerlik hizmeti için subay olan abisiyle birlikte Kazak, Kafkas ve Kırım halklarının yaşadığı bölgelerde bulundu. Seyahat ettiği yerlerde, zirvelerin havasını soluyan ve asil ruhlu olan yerli halkın, sade ama aynı zamanda mücadeleci yaşamı Tolstoy&#8217;da büyük etki bırakmıştı. Tolstoy, &#8220;tuhaf ve şiirsel bir biçimde birbirine tamamen zıt iki şeyin, savaş ve barışın birleştiği&#8221; bu yurdu çok sevdi. Askerliğinin ilk iki yılında, 25 yaşında, otobiyografik romanının birinci bölümü olan &#8220;Çocukluk&#8221; eserini tamamlayan Tolstoy, bu kitabı &#8220;Sovremennik&#8221; (Çağdaş) dergisinde yayınladı. 27 yaşında, savaşa karşı tutumunu ortaya koyarak yazdığı ve bu &#8220;büyük günah&#8221;ın çirkinliğini bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdiği &#8220;Sivastopol Hikâyeleri&#8221; adlı eseri Rusya&#8217;da büyük yankı uyandırdı, eserdeki hikâyelerden etkilenen Rus Çarı I. Nikolay&#8217;ın da takdirini kazandı.<br />
Askerlik vazifesini bırakmadan hemen önce, &#8220;Sovremennik&#8221; dergisinin kulübüne dahil olmak için St. Petersburg&#8217;a gidip edebi çevreler ile tanışan Tolstoy, bu kulüpte &#8220;Rus edebiyatının büyük umudu&#8221; olarak karşılandı. Ünlü yazarlarla katıldığı kitap okumalar, yemekler, sohbetler, münazaralar gibi faaliyetlerde aktif rol alan Tolstoy, edebiyat dünyasının şartlarına bir türlü ısınamadı. Askerlikten sonra Avrupa&#8217;ya altı aylık seyahate çıkan Tolstoy, Fransa, İsviçre, İtalya ve Almanya&#8217;yı ziyaret etti. Seyahati esnasında Rusya&#8217;daki hayat şartları ile Batı&#8217;daki hayat şartlarını kıyaslama fırsatı bulan Tolstoy bu yolculukta değerli izlenimler edindi.<br />
<strong>Evlilik ve Verimli Yıllar<br />
</strong>34 yaşındayken, bir doktorun kızı olan 18 yaşındaki Sofya Bers ile evlenen Tolstoy, aile huzuru içinde sade bir yaşama başladı. 35 yaşında büyük bir tutkuyla yeni bir proje üzerine çalışmaya koyulan Tolstoy, çeşitli arşivlerde yoğun araştırmalara daldı. Hanımının da desteğiyle, tarihte iz bırakacak bu edebi eseri, &#8220;Savaş ve Barış&#8221;ın ilk bölümünü &#8220;Russkiy Vestnik&#8221; (Rus Haberci) dergisinde yayınlayan 37 yaşındaki Tolstoy, Rusya&#8217;yı yeniden sarstı. Büyük yankı uyandıran roman, eleştirilere maruz kalsa da herkes tarafından beğenildi.<br />
Yasnaya Polyana&#8217;daki işleri ile uğraşmaya ve fakir çocukların eğitimiyle ilgilenmeye devam ederken, 45 yaşında yeni bir roman üzerinde çalışmaya başladı. 49 yaşında tamamladığı &#8220;Anna Karenina&#8221; adlı romanında kendi zamanından bir kesiti ele alan Tolstoy, romanın başkahramanı Konstantin Levin aracılığıyla adeta kendi ruh dünyasının gelgitlerini anlatıyordu. Bu eser, yazarın ölümünden yaklaşık bir asır sonra &#8220;dünyanın en iyi 10 romanı&#8221; arasından birinci seçildi.<br />
<strong>Fikirde Kökten Değişim<br />
</strong>Kendi ifadesine göre 50 yaşına kadar sorumsuzca ve dünyevi zevkler içinde yaşam süren Tolstoy, hep &#8220;bir şey&#8221;in eksikliğini hissediyordu. Maneviyattan yoksun bir yaşamdan bunalan Tolstoy, eksikliğini duyduğu şeyin Tanrı olduğunu anladı ve dini araştırmalara dalmaya karar verdi. 52 yaşında Tevrat ve İncil&#8217;i kelimesi kelimesine inceleyen Tolstoy, bu semâvi kitapların zamanla tahrif edildiğini keşfetti. Kilisenin tepkisine rağmen din üzerine düşüncelerini &#8220;İtiraf&#8221;, &#8220;Öyleyse Ne Yapalım?&#8221;,&#8221;Dört İncil&#8217;in Tercümesi ve Birleştirilmesi&#8221;, &#8220;Benim İnancım Nedir?&#8221;, &#8220;Tanrının Krallığı İçimizdedir&#8221; gibi kitaplarda toplayan Tolstoy, kiliseye boyun eğmeyi ve Hz. İsa&#8217;yı tanrılaştırmayı reddetti.<br />
71 yaşında yazdığı &#8220;<strong>Diriliş</strong>&#8221; adlı romanında, ahlaki yönden arınmayı ve iyiliğe yönelmeyi anlatan Tolstoy, doğanın güzelliği ve toplumun yakışıksız işleri, muhtaç insanların yaşamındaki gerçekleri ve sosyetenin sahte hayatı gibi tezatları bir araya getirerek çirkin ve güzel olanı birbirinden ayırmaya çalıştı.<br />
&#8220;İnanç, iradeyle vicdanın anlaşmasıdır. İnanç, hayatın manasını anlamak ve bu anlamdan çıkan sorumlulukları kabullenmektir.&#8221; diyen Tolstoy 73 yaşında kilisenin aforoz kararıyla Hıristiyanlık&#8217;tan ihraç edildi.<br />
<strong>Evden Kaçış ve Ölüm<br />
</strong>Çoğunluğa nazaran farklı düşünmesi ve inanması, Tolstoy&#8217;un en yakın kişiler tarafından bile suçlanmasına, yadırganmasına ve dışlanmasına neden oldu. İddialara göre İstanbul&#8217;daki ulemâlar ile yazışan Tolstoy&#8217;un hayali Hacca gitmekti. 82 yaşında, soğuk bir sonbahar gecesi evinden gizlice ayrılan Tolstoy, İstanbul&#8217;a gitmek için Bulgaristan&#8217;ın yolunu tuttu. Yolculuğun meşakkatini kaldıramayan Tolstoy aniden hastalandı ve yedi gün sonra, Astapovo adında mütevazı bir istasyonda, hakikat arayışıyla geçen yaşamına veda etti.<br />
Hıristiyanlığa getirdiği yorumların İslamiyet inancına paralel olması, İslamiyet&#8217;in haça tapmaktan daha üstün olduğunu dile getirmesi, Müslüman âlimlerle görüşmesi ve yazışması, Hz. Muhammed&#8217;in hadislerini derlemesi, mezarına kesinlikle haç koymamayı vasiyet etmesi Lev Tolstoy&#8217;un gizlice Müslüman olduğunu savunan tarihçilerin en önemli dayanakları arasındadır.<br />
<strong>Mutluluğun Üç Anahtarı<br />
</strong>&#8220;Hayat bitmeyen bir mutluluk olmalıdır ve olabilir&#8221; düşüncesiyle, yaşamının sonuna kadar gerçek mutluluk ve hakikat arayışıyla geçiren Tolstoy, &#8220;Öyleyse Ne Yapalım?&#8221; adlı eserinde mutlu yaşamın formülünü veriyor: &#8220;En yüce mutluluk üç şeyle elde edilir: çalışma, fedakârlık ve sevgi.&#8221; Hayatını ve fikirlerini incelediğimizde, Lev Tolstoy&#8217;un bu üç şey için kafa yorduğunu ve çabaladığını görmemiz mümkündür. Mutluluğun bu üç anahtarını, farklı eserlerinden derlediğimiz ve anlamına göre birleştirdiğimiz, Tolstoy&#8217;un veciz sözlerinden anlamaya çalışalım:<br />
<strong>1- Çalışmak<br />
</strong>&#8220;Eğer insan arzulamasaydı, insan olmazdı. Her işin sebebi arzudur&#8221;, bundan dolayıdır ki insan arzuladığı şeyi hedefler ve &#8220;Hedef, yol gösteren bir yıldızdır. Onsuz hayatın kesin bir yönü yoktur; yön yoksa hayat yoktur&#8221; ve &#8220;İnsanlar için fayda hayattadır. Hayat ise çalışmadadır&#8221; ancak.<br />
&#8220;Hayattan nefret etmek, ancak duyarsızlığın ve tembelliğin neticesidir&#8221; ve &#8220;İnsan hatalarının iki kaynağı vardır: tembellik ve vehim. Ve iyi işlerin iki kaynağı vardır: uğraş ve akıl&#8221;, sen de buna uyarak &#8220;Bir şey yapıyorsan, onu iyi yap. Eğer iyi yapamıyor veya yapmak istemiyorsan, en iyisi hiç yapma.&#8221; Unutma ki &#8220;Kötü işlerin kökü, kötü düşüncelerdedir&#8221; bu yüzden, &#8220;Güzel düşün ve fikirlerin iyiliklere dönüşür.&#8221;<br />
Tarih boyunca &#8220;İnsanların başına gelen belalar, yapılması gerekenden ziyade, yapılmaması gerekeni yaptıkları yüzündendir.&#8221; Sonuç itibariyle &#8220;Hiçbir şey yapmaktansa, hiçbir şey yapmamak daha iyidir&#8221;, öyleyse &#8220;Gereksiz, uğraştırıcı, sabırsız, kaygılı, zararlı ve aynı zamanda ilgi çekici bir iş, tembellikten daha beterdir. Gerçek çalışma, her zaman sakin, ölçülü ve gösterişsizdir.&#8221;<br />
&#8220;Yüce ve hakiki işler, her zaman sade ve mütevazıdır&#8221; ve &#8220;Gerçekten önemli işlerle meşgul olan bütün insanlar her zaman sadedirler, çünkü fazla ve gereksiz şeyler bulacak zamanları yoktur.&#8221; Onlar her zaman bir gayret içindedirler, çünkü &#8220;İyi iş her zaman gayretle yapılır ve bu gayret birkaç defa tekrarlandığında, o iş alışkanlığa dönüşür artık.&#8221;<br />
<strong>2- Fedakârlık<br />
</strong>&#8220;Hayatın tek gerçek mutluluğu, başkaları için yaşamaktır&#8221; ve &#8220;Bireysel ve toplumsal yaşamda tek kural vardır: hayatını iyileştirmek istiyorsan, onu adamaya hazır ol&#8221;, zira &#8220;Her kişi bilir ki, insanlarla kendisini ayıran şeyleri değil, onlarla kendisini birleştiren şeyleri yapmalıdır.&#8221;<br />
Fedakârlıktan kasıt, başkalarının iyiliği için yaşamaktır, çünkü &#8220;İyilik, ancak fedakârlık olduğu zaman iyiliktir&#8221; ve &#8220;İyilik, hayatımızın sonsuz, yüce amacıdır. İyiliği nasıl algılarsak algılayalım, hayatımız, iyiliği hedefleyip ona doğru ilerlemekten başka bir şey değildir.&#8221;<br />
&#8220;Bütün hayatın için bir amacın olsun, belli bir zaman için bir amaç, yıl için bir amaç, ay için, hafta için, gün için, saat için ve dakika için; büyük amaçlar uğruna küçükleri feda ederek yaşa&#8221; ve unutma ki &#8220;Hayat, iyilik ve mutluluktan başka bir amaç güdemez. Sadece bu amaç yaşamayı hak ediyor.&#8221;<br />
&#8220;İyiliği telkin etmenin en güçlü şekli, iyi bir hayat örneğidir&#8221; ve &#8220;Sadeliğin, iyiliğin ve doğruluğun olmadığı yerde, yücelik yoktur&#8221;, nasıl ki &#8220;Bir ressamın, insanların sıkıntılarını görüp üzülmesi ve paylaşması yerine, onların sıkıntılarını resmetmek için gözlemlemesi çok garip ve ahlak dışıdır&#8221;, öyle de &#8220;Bir güvercinin iyiliği, bir erdem değildir. Güvercin bir kurttan daha erdemli değildir. İyilik, gayretin başladığı yerde başlar&#8221;, çünkü &#8220;İyi kalplilik olmadan, en iyi özelliklerin bile değeri yoktur ve en kötü kusurlar onunla kolayca affedilebilir.&#8221;<br />
&#8220;İki istek vardır ki, onların gerçekleştirilmesi insanın gerçek mutluluğunu oluşturur: faydalı olmak ve rahat bir vicdana sahip olmak&#8221;, yani &#8220;Beden için sağlık neyse, ruh için de iyilik odur. İyilik, ona sahip olduğunda fark edilmez, ama her işte başarı getirir.&#8221;<br />
&#8220;Seni manevi açıdan yücelten şeyleri yap sadece. Emin ol ki, ancak bu şekilde her şeyden çok topluma faydalı olabilirsin&#8221; ve unutma ki, &#8220;Başkaları için yürekten yaptığın her iyiliği, her zaman kendin için yaparsın&#8221;, öyleyse dikkat et ve &#8220;İyiliği gizlice yap, açığa kavuştuğunda ise utan. Ancak bu şekilde iyilik etmenin mutluluğunu öğrenebilirsin.&#8221;<br />
<strong>3- Sevgi<br />
</strong>&#8220;Gerçek aşk, bir kişiye karşı sevgiden ziyade, ruhun herkesi sevmeye hazır olması halidir&#8221;, demek ki &#8220;Sevgi, ruhun varlığıdır. Sevgi, insana karşı olan bütün kötü duygulardan, rahatsızlık ve ironiden arınmalıdır&#8221;, öyleyse &#8220;İnsanların davranışlarını iyi ve kötüye ayıran tartışılmaz bir alamet vardır. Eğer o davranış insanlar arasındaki sevgi ve birliği artırıyorsa, iyidir; düşmanlık ve ayrılık çıkarıyorsa, kötüdür.&#8221;<br />
&#8220;Sevgiyi sorgulamak, sevgiyi yok eder&#8221;, dikkat edersen, &#8220;Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile ise kendince mutsuzdur&#8221;, çünkü &#8220;Hakiki evlilik, sevgiyi aydınlatandır ancak.&#8221;<br />
&#8220;Sevmek, başkasının ruhuna geçmektir, onun arzularıyla yaşamaktır&#8221;, yani &#8220;Sevmek, sevdiğinin hayatıyla yaşamak demektir&#8221;, evet &#8220;Sevmek güzeldir, ama sevilmek mutluluktur&#8221;, belki de bu yüzden &#8220;Her zaman iyi olduğumuz için sevildiğimizi düşünürüz. Fakat aklımıza gelmez ki, sevilmemiz, bizi sevenlerin iyi olmalarından kaynaklanıyor.&#8221;<br />
&#8220;Dünyaya, insanlara sevgiyle bak, onlar da sana aynı şekilde bakar&#8221;, görüldüğü gibi &#8220;Herkesin mutlu olması için bir çare var: herkes kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalara da öyle davranmalı.&#8221;<br />
&#8220;Sevgi ölümü yok eder ve onu boş bir hayalete dönüştürür, aynı sevgi hayatı anlamsızlıktan anlamlı bir şeye çevirir ve mutsuzluktan mutluluk yapar&#8221;, öyleyse &#8220;Sevmek, hayat yaratmaktır&#8221; ve bil ki &#8220;Sevgi neredeyse, Tanrı oradadır.&#8221;<br />
Sonuç<br />
Hayatın amacı olan mutluluğun üç anahtarı çalışma, fedakârlık ve sevgiyi doğru bir şekilde anladığımızda ve yaşamımıza aktardığımızda, Tolstoy&#8217;un Astapovo istasyonunda bıraktığı sahipsiz bayrağı yeniden dalgalandırmış olacağız. Bunun için kendimizi eğitmeye ve geliştirmeye adamamız şarttır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/tolstoy-ve-mutlulugun-3-anahtari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Algılama Zorluğu Varsa Dikkat..</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/algilama-zorlugu-varsa-dikkat/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/algilama-zorlugu-varsa-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2009 16:27:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[PRATİK SAĞLIK BİLGİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Algılama Zorluğu Varsa Dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Konsantrasyon bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[umutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[uyku bozukluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=2142</guid>
		<description><![CDATA[Okunan kitaptan bir şey anlamama, çabuk sıkılma, düşünceleri toparlayamama, isimleri unutma gibi&#8221; durumların, konsantrasyon bozukluğunun işareti sayılabileceği belirtildi. Türkiye Beyin Araştırmaları ve Sinir Bilimleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/algilama-zorlugu-varsa-dikkat/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okunan kitaptan bir şey anlamama, çabuk sıkılma, düşünceleri toparlayamama, isimleri unutma gibi&#8221; durumların, konsantrasyon bozukluğunun işareti sayılabileceği belirtildi.<br />
Türkiye Beyin Araştırmaları ve Sinir Bilimleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurselen Toygar, yaptığı açıklamada, dikkat dağınıklığının çeşitli nedenlere bağlı olduğunu bildirdi.<span id="more-2142"></span><br />
Prof. Dr. Toygar, &#8220;Beyin yorgunluğu, uyku düzensizliği, ısı ve ışık değişimleri, ekonomik sorunlar, aile içi iletişimsizlik ve gelecek kaygıları insanları konsantrasyon bozukluğuna itiyor&#8221; dedi.<br />
Mutsuzluk, umutsuzluk, uyku bozukluğu gibi sorunları beraberinde taşıyan stresin, konsantrasyonu da etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Toygar, şunları kaydetti:<br />
&#8220;Konsantrasyon bozukluğu en çok gençleri etkiliyor. Sistemin yarattığı istenmeyen meslek seçimi, çeşitli televizyon programları, manevi değerlerin yerini maddi değerlerin alması gençleri olumsuz etkiliyor. Neyi, nasıl isteyeceğini bilmeyen genç, depresyona sürükleniyor. Konsantrasyon bozukluğu olan gençleri yönlendiren birileri de yok.&#8221;<br />
Bu durumdaki gençlerin acil olarak bir uzmandan yardım almaları gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Toygar, &#8220;Burada ailelere de çok büyük görevler düşüyor. Gençlere doğru amaç ve hedefler gösterildiğinde tedaviye gerek kalmayacaktır&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/algilama-zorlugu-varsa-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgi Edinme Hakkı Kanunu</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-kanunu/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-kanunu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2008 13:12:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal haklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Amaç]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[belge]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Edinme Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[broşür]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[etüt]]></category>
		<category><![CDATA[evrak]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Kapsam]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kroki]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[talimat]]></category>
		<category><![CDATA[teyp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=817</guid>
		<description><![CDATA[24 Ekim 2003 Tarihli Resmi Gazete Kabul Tarihi: 09.10.2003 Kanun No:4982 Sayı: 25269 Bilgi Edinme Hakkı Kanunu BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç MADDE 1. — Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-kanunu/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>24 Ekim 2003 Tarihli Resmi Gazete</p>
<p>Kabul Tarihi: 09.10.2003</p>
<p>Kanun No:4982</p>
<p>Sayı: 25269</p>
<p><strong>Bilgi Edinme Hakkı Kanunu</strong></p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>
<p>Amaç, Kapsam ve Tanımlar<span id="more-817"></span></p>
<p>Amaç</p>
<p>MADDE 1. — Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.</p>
<p>Kapsam</p>
<p>MADDE 2. — Bu Kanun; kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanır.</p>
<p>1.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.</p>
<p>Tanımlar</p>
<p>MADDE 3. — Bu Kanunda geçen;</p>
<p>a) Kurum ve kuruluş: Bu Kanunun 2 nci maddesinde geçen ve kapsama dahil olan bilgi edinme başvurusu yapılacak bütün makam ve mercileri,</p>
<p>b) Başvuru sahibi: Bu Kanun kapsamında bilgi edinme hakkını kullanarak kurum ve kuruluşlara başvuran gerçek ve tüzel kişileri,</p>
<p>c) Bilgi: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi,</p>
<p>d) Belge: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları bu Kanun kapsamındaki yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcılarını,</p>
<p>e) Bilgi veya belgeye erişim: İstenen bilgi veya belgenin niteliğine göre, kurum ve kuruluşlarca, başvuru sahibine söz konusu bilgi veya belgenin bir kopyasının verilmesini, kopya verilmesinin mümkün olmadığı hâllerde, başvuru sahibinin bilgi veya belgenin aslını inceleyerek not almasına veya içeriğini görmesine veya işitmesine izin verilmesini,</p>
<p>f) Kurul: Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunu,</p>
<p>İfade eder.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>
<p>Bilgi Edinme Hakkı ve Bilgi Verme Yükümlülüğü</p>
<p>Bilgi edinme hakkı</p>
<p>MADDE 4. — Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ikamet eden yabancılar ile Türkiye&#8217;de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükleri saklıdır.</p>
<p>Bilgi verme yükümlülüğü</p>
<p>MADDE 5. — Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.</p>
<p>Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.</p>
<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>
<p>Bilgi Edinme Başvurusu</p>
<p> Başvuru usulü</p>
<p>MADDE 6. — Bilgi edinme başvurusu, başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş adresini, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve adresi ile yetkili kişinin imzasını ve yetki belgesini içeren dilekçe ile istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Bu başvuru, kişinin kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine yarayacak başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir.</p>
<p>Dilekçede, istenen bilgi veya belgeler açıkça belirtilir.</p>
<p>İstenecek bilgi veya belgenin niteliği</p>
<p>MADDE 7. — Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır.</p>
<p>Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.</p>
<p>İstenen bilgi veya belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi bu kurum ve kuruluşa gönderilir ve durum ilgiliye yazılı olarak bildirilir.</p>
<p>Yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 8. — Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz. Ancak, yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir.</p>
<p>Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya belge verme</p>
<p>MADDE 9. — İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir.</p>
<p>Bilgi veya belgeye erişim</p>
<p>MADDE 10. — Kurum ve kuruluşlar, başvuru sahibine istenen belgenin onaylı bir kopyasını verirler.</p>
<p>Bilgi veya belgenin niteliği gereği kopyasının verilmesinin mümkün olmadığı veya kopya çıkarılmasının aslına zarar vereceği hâllerde, kurum ve kuruluşlar ilgilinin;</p>
<p>a) Yazılı veya basılı belgeler için, söz konusu belgenin aslını incelemesi ve not alabilmesini,</p>
<p>b) Ses kaydı şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları dinleyebilmesini,</p>
<p>c) Görüntü kaydı şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları izleyebilmesini,</p>
<p>Sağlarlar.</p>
<p>Bilgi veya belgenin yukarıda belirtilenlerden farklı bir şekilde elde edilmesi mümkün ise, belgeye zarar vermemek koşuluyla bu olanak sağlanır.</p>
<p>Başvurunun yapıldığı kurum ve kuruluş, erişimine olanak sağladığı bilgi veya belgeler için başvuru sahibinden erişimin gerektirdiği maliyet tutarı kadar bir ücreti bütçeye gelir kaydedilmek üzere tahsil edebilir.</p>
<p>Bilgi veya belgeye erişim süreleri</p>
<p>MADDE 11.— Kurum ve kuruluşlar, başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi onbeş iş günü içinde sağlarlar. Ancak istenen bilgi veya belgenin, başvurulan kurum ve kuruluş içindeki başka bir birimden sağlanması; başvuru ile ilgili olarak bir başka kurum ve kuruluşun görüşünün alınmasının gerekmesi veya başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi durumlarında bilgi veya belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır. Bu durumda, sürenin uzatılması ve bunun gerekçesi başvuru sahibine yazılı olarak ve onbeş iş günlük sürenin bitiminden önce bildirilir.</p>
<p>10 uncu maddede belirtilen bilgi veya belgelere erişim için gereken maliyet tutarının idare tarafından başvuru sahibine bildirilmesiyle onbeş iş günlük süre kesilir. Başvuru sahibi onbeş iş günü içinde ücreti ödemezse talebinden vazgeçmiş sayılır.</p>
<p>Başvuruların cevaplandırılması</p>
<p>MADDE 12. — Kurum ve kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler. Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.</p>
<p> </p>
<p>İtiraz usulü</p>
<p>MADDE 13. — Bilgi edinme istemi 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen sebeplerle reddedilen başvuru sahibi, yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Kurula itiraz edebilir. Kurul, bu konudaki kararını otuz iş günü içinde verir. Kurum ve kuruluşlar, Kurulun istediği her türlü bilgi veya belgeyi onbeş iş günü içinde vermekle yükümlüdürler.</p>
<p>Kurula itiraz, başvuru sahibinin idarî yargıya başvurma süresini durdurur.</p>
<p>Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu</p>
<p>MADDE 14. — Bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine, 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen sebeplere dayanılarak verilen kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu oluşturulmuştur.</p>
<p>Kurul; birer üyesi Yargıtay ve Danıştay genel kurullarının kendi kurumları içinden önerecekleri ikişer aday, birer üyesi ceza hukuku, idare hukuku ve anayasa hukuku alanlarında profesör veya doçent unvanına sahip kişiler, bir üyesi Türkiye Barolar Birliğinin baro başkanı seçilme yeterliliğine sahip kişiler içinden göstereceği iki aday, iki üyesi en az genel müdür düzeyinde görev yapmakta olanlar ve bir üyesi de Adalet Bakanının önerisi üzerine bu Bakanlıkta idarî görevlerde çalışan hâkimler arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek dokuz üyeden oluşur.</p>
<p>Kurul üyeliğine önerilen adayların muvafakatları aranır.</p>
<p>Kurul Başkanı, kurul üyelerince kendi aralarından seçilir.</p>
<p>Kurul, en az ayda bir defa veya ihtiyaç duyulduğu her zaman Başkanın çağrısı üzerine toplanır.</p>
<p>Kurul üyelerinin görev süreleri dört yıldır. Görev süresi sona erenler yeniden seçilebilirler. Görev süresi dolmadan görevinden ayrılan üyenin yerine aynı usule göre seçilen üye, yerine seçildiği üyenin görev süresini tamamlar. Yeni seçilen Kurul göreve başlayıncaya kadar önceki Kurul görevine devam eder.</p>
<p>Kurul üyelerine 10.2.1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla fiilen görev yaptıkları her gün için uhdesinde kamu görevi bulunanlara (1000), uhdesinde kamu görevi bulunmayanlara ise (2000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Bu ödemelerde damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz.</p>
<p>Kurul, belirleyeceği konularda komisyonlar ve çalışma grupları kurabilir; ayrıca gerekli gördüğü takdirde, ilgili bakanlık ile diğer kurum ve kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini bilgi almak üzere toplantılarına katılmaya davet edebilir.</p>
<p>Kurulun sekretarya hizmetleri Başbakanlık tarafından yerine getirilir.</p>
<p>Kurulun görev ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Başbakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>
<p>Bilgi Edinme Hakkının Sınırları</p>
<p>Yargı denetimi dışında kalan işlemler</p>
<p>MADDE 15. — Yargı denetimi dışında kalan idarî işlemlerden kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu etkileyecek nitelikte olanlar, bu Kanun kapsamına dahildir. Bu şekilde sağlanan bilgi edinme hakkı işlemin yargı denetimine açılması sonucunu doğurmaz.</p>
<p>Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 16. — Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.</p>
<p>Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 17. — Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>İstihbarata ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 18. — Sivil ve askerî istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Ancak, bu bilgi ve belgeler kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise, istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkı kapsamı içindedir.</p>
<p>İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 19. — Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;</p>
<p>a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,</p>
<p>b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,</p>
<p>c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,</p>
<p>d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,</p>
<p>Bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 20. — Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;</p>
<p>a) Suç işlenmesine yol açacak,</p>
<p>b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,</p>
<p>c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek,</p>
<p>d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek,</p>
<p>Nitelikteki bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.</p>
<p>Özel hayatın gizliliği</p>
<p>MADDE 21. — Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.</p>
<p>Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.</p>
<p>Haberleşmenin gizliliği</p>
<p>MADDE 22. — Haberleşmenin gizliliği esasını ihlâl edecek bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Ticarî sır</p>
<p>MADDE 23. — Kanunlarda ticarî sır olarak nitelenen bilgi veya belgeler ile, kurum ve kuruluşlar tarafından gerçek veya tüzel kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticarî ve malî bilgiler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Fikir ve sanat eserleri</p>
<p>MADDE 24. — Fikir ve sanat eserlerine ilişkin olarak yapılacak bilgi edinme başvuruları hakkında ilgili kanun hükümleri uygulanır.</p>
<p>Kurum içi düzenlemeler</p>
<p>MADDE 25. — Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.</p>
<p>Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler</p>
<p>MADDE 26. — Kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır.</p>
<p>Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.</p>
<p>Tavsiye ve mütalaa talepleri</p>
<p>MADDE 27. — Tavsiye ve mütalaa talepleri bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Gizliliği kaldırılan bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 28. — Gizliliği kaldırılmış olan bilgi veya belgeler, bu Kanunda belirtilen diğer istisnalar kapsamına girmiyor ise, bilgi edinme başvurularına açık hâle gelir.</p>
<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>
<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>
<p>Ceza hükümleri</p>
<p>MADDE 29. — Bu Kanunun uygulanmasında ihmâli, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturması gerektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tâbi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanır.</p>
<p>Bu Kanunla erişilen bilgi ve belgeler ticarî amaçla çoğaltılamaz ve kullanılamaz.</p>
<p>Rapor düzenlenmesi</p>
<p>MADDE 30. — Kurum ve kuruluşlar, bir önceki yıla ait olmak üzere;</p>
<p>a) Kendilerine yapılan bilgi edinme başvurularının sayısını,</p>
<p>b) Olumlu cevaplanarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,</p>
<p>c) Reddedilen başvuru sayısı ve bunların dağılımını gösterir istatistik bilgileri,</p>
<p>d) Gizli ya da sır niteliğindeki bilgiler çıkarılarak ya da bu nitelikteki bilgiler ayrılarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,</p>
<p>e) Başvurunun reddedilmesi üzerine itiraz edilen başvuru sayısı ile bunların sonuçlarını,</p>
<p>Gösterir bir rapor hazırlayarak, bu raporları her yıl Şubat ayının sonuna kadar Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna gönderirler. Bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları raporlarını bağlı, ilgili ya da ilişkili oldukları bakanlık vasıtasıyla iletirler. Kurul, hazırlayacağı genel raporu, söz konusu kurum ve kuruluşların raporları ile birlikte her yıl Nisan ayının sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderir. Bu raporlar takip eden iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kamuoyuna açıklanır.</p>
<p>Yönetmelik</p>
<p>MADDE 31. — Bu Kanunun uygulanması ile ilgili esas ve usullerin belirlenmesine ilişkin yönetmelik, Kanunun yayımını takip eden altı ay içinde Başbakanlık tarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulur.</p>
<p>Yürürlük</p>
<p>MADDE 32. — Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer.</p>
<p>Yürütme</p>
<p>MADDE 33. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-kanunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru bir iletişim nasıl kurulur ?</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/dogru-bir-iletisim-nasil-kurulur/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/dogru-bir-iletisim-nasil-kurulur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 11:51:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[Dinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut spiker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/index.php/dogru-bir-iletisim-nasil-kurulur/</guid>
		<description><![CDATA[Doğru bir iletişim nasıl kurulur ? Hepimiz bir topluluk içinde yaşar, hergün tanıdığımız tanımadığımız bir sürü insanla iletişim kurarız. Ancak kaçımız iletişimin sadece bir söz söyleme becerisi olmadığını biliyor ki ? Size göre iletişim için konuşmak yeterli bir davranış mı? Elbette &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/dogru-bir-iletisim-nasil-kurulur/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğru bir iletişim nasıl kurulur ?</strong><br />
Hepimiz bir topluluk içinde yaşar, hergün tanıdığımız tanımadığımız bir sürü insanla iletişim kurarız. Ancak kaçımız iletişimin sadece bir söz söyleme becerisi olmadığını biliyor ki ? Size göre iletişim için konuşmak yeterli bir davranış mı?<span id="more-229"></span> Elbette ki sadece konuşma becerimiz, bizim bir topluluk içerisinde iletişim kurmamız için yeterli olmaz. Peki iletişim için başka ne gerekli ? Neler yaparsak daha iyi bir iletişim kurmuş oluruz? Bu yazımızda bunlardan bahsetmeye çalışacağız.<br />
Konuşma beceriniz her nasıl olursa olsun. İster iyi olsun, ister kötü olsun umutsuzluğa kapılmadan bu becerinizi geliştirebilirsiniz. Bunun için evde çalışma yapmalısınız. Bu çalışmayı şu şekilde yapabilirsiniz. Önce bir kitabın en az bir sayfasını sesli bir şekilde düzgün bir Türkçe ile okumaya çalışın. İlk seferinde hatalı okuyabilirsiniz. Bu sizi yıldırmasın. Israr edin ve düzgün okuma konusunda ısrarcı olun.Farzedin ki siz bir tv veya radyo spikerisiniz ve şu anda milyonlarca insan sizi izliyor veya dinliyor.</p>
<p><strong>Kitap Okuma Alışkanlığınızı Artırın:</strong></p>
<p>Eğer kitap okuma alışkanlığınızda belirgin bir artış sağlayabilirseniz kullandığınız kelimelerin daha çeşitli ve kurduğunuz cümlelerin daha akıcı ve düzgün olduğunu sizde hemen farkedeceksiniz. Bunun için kendinize zaman ayırın. Yaklaşık 1 hafta, 1 ay gibi bir sürede aradaki farkı hemen göreceğinizi düşünüyorum.</p>
<p><strong>Kendi Kendinize Konuşmak:</strong></p>
<p>Bu size ilk başta ilginç ve tuhaf gelebilir. Ancak iyi bir hatip olmak istiyorsanız boş vakitlerinizde şu çalışmaları yapmalısınız. Diyelim ki size bir soru soruluyor ve sizde o soruyu cevaplayan kişisiniz. Kendinize hemen bir soru sorun. Mümkünse cevabını uzun uzadıya verebileceğiniz bir soru sorun ki o soruya ne kadar uzunlukta veya kısalıkta, ne kadar kaliteli ve sıralı, ne kadar etkileyici bir cevap verebildiğinizi görme fırsatı yakalayın.</p>
<p><strong>Karşınızdakini Doğru Anlamak ve Dinlemek:</strong></p>
<p>Bir arkadaşınız veya bir dostunuzla sohbet ediyor olabilirsiniz. Şimdi şunu dinleyin. Kaçınız karşınızdakini can kulağıyla, sözünü kesmeden sabırla dinliyorsunuz. Kaçınız proaktif bir dinleyicisiniz? Yani kaçınız karşınızdakini dinlerken ona soru da sorup bunu vücut dilinizle destekliyorsunuz?</p>
<p><strong>Vücut dilinizi ne kadar etkili kullanıyorsunuz ?</strong></p>
<p>Eğer iletişimin sadece konuşmaktan ibaret olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Eğer konuşmak varsa bunu ellerle ve kollarla desteklemek te var. Eğer beğenmediğinizi konuşmadan karşı tarafa bildirmek isterseniz bunu ya kafanızı iki yana sallayarak yaparsınız ya da ellerinizle bunu istemediğinize dair kendinize özgü bir hareket yaparsınız. Ya da bunu bakışlarınızla gösterebilirsiniz. Yani siz farkında olarak ya da farkında olmadan aslında vücut dilinizi de kullanmış oluyorsunuz.</p>
<p>O halde doğru bir iletişim için Düzgün ve akıcı bir konuşma, bol bol egzersiz, sabır, karşınızdakini doğru bir şekilde anlama ve dinleme ve en son olarak ta etkili bir vücut dili kullanmanız başlangıç için yeterli olacaktır. Bu başlıkları çeşitlendirmek elbette ki mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/dogru-bir-iletisim-nasil-kurulur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MENÜNÜZ BİLGİ SALATASI OLMASIN!</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/menunuz-bilgi-salatasi-olmasin/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/menunuz-bilgi-salatasi-olmasin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2008 11:09:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[okumak]]></category>
		<category><![CDATA[salata]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/index.php/menunuz-bilgi-salatasi-olmasin/</guid>
		<description><![CDATA[           MENÜNÜZ BİLGİ SALATASI OLMASIN! Çoğu kimseler vardır ki,  hiç ara vermeden kitap okurlar. Okuduklarından bir netice çıkarmaksızın devamlı okuyup dururlar.Bu kimselerde bir yığın bilgi vardır. Fakat beyinleri bu bilgileri bir esasa uygun olarak tasnif edip değerlendiremez.       Demek ki okumak &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/menunuz-bilgi-salatasi-olmasin/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/02/2501-05g.jpg"></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/02/meyve-sepeti-1.jpg"></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/02/meyve-sepeti-1.jpg"><img style="width: 157px; height: 123px;" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/02/meyve-sepeti-1.thumbnail.jpg" alt="" width="153" height="95" /></a>           <strong>MENÜNÜZ BİLGİ SALATASI OLMASIN!</strong></p>
<p>Çoğu kimseler vardır ki,  hiç ara vermeden kitap okurlar. Okuduklarından bir netice çıkarmaksızın devamlı okuyup dururlar.Bu kimselerde bir yığın bilgi vardır. Fakat beyinleri bu bilgileri bir esasa uygun olarak tasnif edip değerlendiremez.</p>
<p>      Demek ki okumak bir gaye değildir. Okumanın ve bilgi edindikten sonra mütalaada bulunmanın hedefi, dünya hakkında genel bir fikre ve görüşe sahip olmaktır.</p>
<p>      Sistemli biçimde okuyarak elde edilecek bilgiler bir mozaik parçası gibi yerine yerleştirilmelidir. Böylece kitap okuyanın zihninde <span id="more-192"></span>dünya hakkında genel bir fikir meydana getirilmelidir. Yoksa okuyucunun kafasında büyük bir değerden yoksun bilgi salatası meydana gelmemelidir.</p>
<p>      Kafalarının içinde bilgi salatası taşıyan kimseler kendilerinin çok şey bildiklerine hükmederler.  Halbuki, okunan kitaplarda içeriğindeki bilgilerle beraber bir sürü ayrıntı üst üste yığılmıştır. Bu gibi insanlar karşılaştıkları zorluklar karşısında okuduklarından faydalanamazlar.</p>
<p>     Bir kitap veya dergide, gazetelerde veya broşürde kendi özel ihtiyaçlarına cevap veren bir malzemeyi görüp, ayrıntının arasından çekip alabilen kimse, okuduğunu bilen ve okuduğunu anlayan bir kimsedir. Bu kimsenin, kendisi için faydalı olduğunu anladığı bilgi özü, herhangi bir husus için, derhal zihinde oluşan hayalin içinde yerini bulur. Bu bilgi özü, ya o düşünceyi ya da hayali tamamlar veya düzeltir, veya onu açıklığa kavuşturur.</p>
<p>       Okumayı bilerek yapmış olan kimse, hayat mücadelesi sırasında ani bir şeyle karşılaşırsa , hafızası yıllar önce de olsa çok eskiden elde ettiği fikir ve bilgiyi onun zihnine getirir. Muhakeme sahibi olan kimse de derhal bu fikirleri mantığına göndererek olay karşısında tavır alır. İşte okuma böyle yapılırsa yarar sağlar.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/menunuz-bilgi-salatasi-olmasin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

