<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Engin Kahveci &#187; bilgi</title>
	<atom:link href="http://www.enginkahveci.com/tag/bilgi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.enginkahveci.com</link>
	<description>Trafik ve Direksiyon Eğitimi Merkezi (TRDEM)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 11:00:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bilginin Bilince Kazandırılması</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/bilginin-bilince-kazandirilmasi/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/bilginin-bilince-kazandirilmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 08:57:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=1766</guid>
		<description><![CDATA[               Bilgi bir bütündür. Bizler için bilginin özünü kavramak olanağı bulunmadığı için bunu parçalara ayırarak ve görünüşe göre de bu parçaları ayrı ayrı ele alıp düşünmek zorunluluğu doğmuştur. Bilgi aslında bizi evrende varolan ancak bizlerin birçok aşamalardan sonra &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/bilginin-bilince-kazandirilmasi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <br />
 </p>
<p>           Bilgi bir bütündür. Bizler için bilginin özünü kavramak olanağı bulunmadığı için bunu parçalara ayırarak ve görünüşe göre de bu parçaları ayrı ayrı ele alıp düşünmek zorunluluğu doğmuştur. Bilgi aslında bizi evrende varolan ancak bizlerin birçok aşamalardan sonra ulaşacağımız birliğe götürür. Gerçek bilgi ne maddeden ayrı kalmakla ne de onlara bağlanmakla elde edilir. Yaşadığımız maddesel olaylardan kaçarak ancak pasif ve eylemsiz bir durumda kalınır. Gerçek bilgi ancak içinde bulunduğumuz olayları kendi gücümüz oranında değerlendirerek,<span id="more-1766"></span> bunların birer evrim aracı olarak kabulü ile sağlanır. Yaşamımız içinde gerçek mutluluğa, ancak deneyimlerimizde başarıya ulaşmak koşuluyla ulaşabiliriz. Bir bilginin bilince maledilmesi için o bilgiyi kazandıracak olayların kişide yaşanması gerekir. Bilgi eksik kaldıkça keder ve kuşkular da kaçınılmaz olacaktır.</p>
<p>           Bilginin kişide bütünüyle hissedilmesi ve deneyimlerden geçmesi durumunda artık yaşanmış bir bilgi olur. İnsanların ıstırap duyuşları arasında farklar vardır. Bu ıstırapların sonuçları da ruhun öz malı olan bilgidir. İnsanları örneklerle uyarmak istesek de söylediklerimiz onun başından geçmedikçe gerçeği anlamayacaktır. Bazen de kişinin bilgi ile aydınlatılması ve bu uyarıya verdiği yer yaşamına yeni bir yön vermesini sağlayarak büyük olayların önlenmesine yeterli olur. Böylece varlık önünde karşılaşacağı zorluklardan daha hızlı geçerek hedefine doğru yol alır. Tanrı insanlara kendini doğru bir şekilde yürütebilmek için akıl, önsezi, duyuş gibi hasletleri vererek yaşamında yardımcı olacak donanımı bağışlamıştır. Bu tesirleri kullanabilirse daha doğru yürümeyi de başaracaktır.</p>
<p>           Bilgiyi yasa olarak görmek yerinde olur. Yasalar tanrısal ve göreceli olmak üzere iki türlüdür. Tanrısal yasalar mutlak bilgiler üzerinedir ve bunlar ancak Tanrı indindedir. İkincisi göreceli olan yasalardır ki, yaşamın temelini oluştururlar. Her şekilde amaçlar üzerinde yaygın olarak bulunur. Tedriç yasası, sosyal otomatizm yasası, biyolojik ve fizyolojik yasalar, kimyasal ve fiziksel yasalar göreceli yasalara örnektir. Bütün bunlar bilgilerimizi oluşturan yasalardır ve bilgidirler. Ancak mutlak bilgiyi göreceli olanla asla karşılaştıramayız. Çünkü akıl göreceli bilgiden öteye gidemez.</p>
<p>           Yetenekler, bilgi ile uygulama alanı arasında bir yoldur. Yetenek bilginin uygulanmasında önemli rol oynar. Bazen de bu yollar kapalı olabilir. Yetenek tek başına düşünülemez. Yeteneğin temelinde bilgi vardır. Yetenek bilgi sonucu olarak düşünülecek bir kavramdır veya mevcut enerjilerin, o bilginin ışığı altında amaca uygun bir şekilde yönlendirilmesidir. Yetenek başlı başına bir kavram olarak görülmemelidir. Asıl temel, bilgi ve mevcut enerjidir.</p>
<p>           Bizler, evrimimiz boyunca bu evren modelinin temelinde varolan, yapısını oluşturan ana prensiplerin bilgileri üzerinde uygulamalar yapmaktayız. Bu yüzden varlıkların her aşamada aldıkları bilgi toplamı farklıdır. Dünyamızın kapasitesi dâhilinde belli bir evrimi tamamlayan bir varlık diğer bir madde ortamında, evrimin devamı olarak değişik kategoriden bilgiler edinecektir. Bütün bunların sentezindeki bir evren görüşü, yeni bir evrim anlayışı halinde ortaya çıkmaktadır.</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/bilginin-bilince-kazandirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdani Sevgi</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/vicdani-sevgi/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/vicdani-sevgi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 08:54:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[inançlı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=1768</guid>
		<description><![CDATA[               Gerçek sevginin tezahürü nasıl olmalıdır? Sevgi ve vicdan kişi­nin samimiyetini de belirten bir ölçü olmaktadır. İnsan, onca zorluk­lara rağmen nefsaniyetinden uzak kalabiliyorsa, gösterilen vicdan ve sevgide doğruluk var demektir. O halde kişinin vicdanı karşısındaki durumu, onun gösterdiği &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/vicdani-sevgi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <br />
 </p>
<p>           Gerçek sevginin tezahürü nasıl olmalıdır? Sevgi ve vicdan kişi­nin samimiyetini de belirten bir ölçü olmaktadır. İnsan, onca zorluk­lara rağmen <strong>nefsaniyetinden uzak kalabiliyorsa</strong>, gösterilen vicdan ve sevgide doğruluk var demektir. O halde kişinin vicdanı karşısındaki durumu, onun gösterdiği sevgideki samimiyeti de ortaya koymaktadır.</p>
<p>           Sevginin gerçek tatbikat ve anlayışı, iyi anlarda olduğu kadar kötü anlarda da sevgi değerlendirmesini kullanabilmektir.<span id="more-1768"></span> Kişinin iyi anlarında samimiyetinin ifadesi olan sevgi tatbikatı, onun kötü anlarında bu kez nefsaniyeti açısın­dan sevgi tatbikatı olmaktadır, Öy­le ki, insan nefsaniyetinin karşısın­daki vicdan, kanalı dahi görev yapa­maz duruma gelebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, nefsaniyetine samimi olan kişideki sevginin de pek verimsiz, sağlıksız, kapsayıcı bir sevgi olamayacağı bir gerçektir.</p>
<p>           Özellikle insanlığın şu devrele­rinde sevginin bilerek kullanımının gerekirliği, önemini artırmaktadır. Bilindiği üzere sevgi, geçmiş realitelerde olduğu gibi duygusal, pasif, ıstırabın ya da hazzın yücel­tilerek yaşanan bir tatbikatı değil, fakat bütürı bunların hepsini bilgi ile kapsayan ve değerlendiren tat­bikat durumundadır. Vicdanlı hareket etmek doğal bir akış olması gerekirken, insan­lar, mecburi vicdanlı hareket, et­mek gibi dar zaman içindedirler. Çünkü vicdan, nefsaniyetin karşı­sında, kulak verildiğinde sevginin meydana gelmesinde tesiri vardır.</p>
<p>           Vicdanlı hareket etmek, kişi­nin kendi, yaptıkları hakkında bil­giye sahip olmak, his ile vazifeyi birbirinden ayırabilmek, o insanın şuur zenginliğini ortaya koyar ki, sonuç olarak meydana gelen iman hali, gerçek sevginin kaynağı da o­lur. O halde iman halinden kaynak­lanan ve vicdan ile de teşekkül e­den sevgi, gerçek sevgi olmakta­dır. İşaret edildiği gibi Dünya insa­nı birçok sevgi aşamalarından geç­miştir. Birtakım kurallarla sevgi tatbikatı yaptığı gibi, geniş bir duy­gusallık ve teslimiyet ile de bu tat­bikatını sürdürmüştür.</p>
<p>           Dünya insanı vicdan kademele­rini geçerek, makul vicdanın da üstüne çıkabilecek bir duruma geldiğinde, bilgili sevginin tatbikatını yapabilecek hale girecektir. Fakat dikkat edildiğinde. in­sanların çoğu nefsaniyetiyle ilgili problemler içerisinde kaybolmuşlar­dır. Aslında insan, içinde bulundu­ğu duruma bakarak, geleceğe dö­nük ve bir üst realitenin tatbikatı­nı yapabilmesi için, geçmişin far­kına varması gerekmektedir. Buna göre, içinde bulunulan durumun doğru değerlendirilmesi geçmiş ile gelecek arasında köprü kurulmasına bağlıdır. Bu takdirde uyarımlarına daha sık yer verilecek vicdan tesirleri ile nefsanî prob­lemler azaltılmış olacaktır.</p>
<p>           Azaltılacak nefsanî problem­ler ölçüsünde, sevginin kapsayıcılı­ğı da genişleyecektir. Denilebilir ki, insan ancak kendi gerçek kişiliği içinde gerçek sevgi, tatbikatı yapa­bilir. Kişi her realite devresinde, sev­gi tatbikatlarını daima nefsani problemlerle karıştırmıştır. Ancak ne olursa olsun, insan vicdani bir seviyeye ulaşmak zorunluluğunda­dır. Zira insanın dışında olan vic­dani tesirlerin, kendisinde odaklaş­ması gerekmektedir.</p>
<p>           İnançlı seviyenin sevgi tatbika­tı ile vicdanı seviyenin sevgi tatbi­katı arasında şüphesiz büyük bir fark vardır. Vicdani seviyenin sevgi tatbikatı, varlığın kendi değerlen­dirmesi ile idrak ve cehitle sevgi de­neyimi yapmasıdır. Öyle ki, sevgi tatbikatının liyakatini kazanmış kişinin sevgi davranışlarında, bir başkası için sıkıntı ve üzüntü veren durumlar, gerçekte bir sevgi tatbi­katı olabilir. İnsanın içine düştüğü sıkıntı ve üzücü durumlar, genellikle kendi öznel değerlendirmeleridir.</p>
<p>           Gerçek sevgiyi, yanıltıcı sevgi­den ayırmak nasıl mümkün olabi­lir? Sevgi bir iletişim ise, bu iletişimde kullanılan birçok araçlar da vardır. Sevgiyi genişletici, yükselti­ci yönde değerlendirilmesi gereken sevgi araçlarım aşırı benimseme, eş koşma halinde, yanıltıcı sevgi te­zahürlerini ortaya çıkarmaktadır. Meselâ, sevgi iletişiminde bir araç olan çocuk sevgisi, eş sevgisi idealize edilmesi, kişideki nefsanîye ve böylece bütün sevgi araçlarının te bağlılığın da işareti olmaktadır. Bir sevgi aracı idealize edildi­ği gibi sömürü vasıtası olarak da kullanılabilir. Yani, kişinin saklı nevrotik ihtiyacını kavrayan ve bu yönünü tatmin eden ama sevgi ih­tiyacını karşılamayan diğer bir ki­şi, bu durumu kendi menfaati yönünde olmak üzere istismar eylemi­ne girebilir. Bu durum, sevgi akışını yok et­meyen fakat karartan bir haldir. Bu hallerin çoğalması, insanlarda sevgi gereksinimini daha da artırı­cı bir rol oynar. O halde diyebiliriz ki, sevgi a­raçlarının istismar edilmesi ve de bu araçların idealize edilmesi, insanları sevgi açlığına götürücü ­hususlardır.</p>
<p>           Sevginin önemi ve değeri çok yüksektir. Bunun en, yüksek düzey­deki misalini, İsa öğretici prensiplerinin ilk uygulamalarında görmek mümkündür. Roma idaresinin katı ve kuru eylemine karşılık, İsa öğ­retisini savunan kişilerin çıkarttık­ları, duygusallığı irdeleyici pasif sevgidir. Bu sevgide aksiyon, yok, dolayısıyla bilgi de, yok. Fakat imandan kaynaklanan sevgi, pasif de olsa, sarsıcı ve üstün bir güç olarak or­taya çıkmaktadır.</p>
<p>           Dünya insanlığının geçirdiği realiteler içerisinde, insanların sev­gi değerlendirmeleri de değişir olmaktadır. Ancak, her realitede özel­likle insanlığın şu devrelerinde, sev­ginin aksiyon içinde olması çok ö­nemlidir. Sevginin aktif ve geliştiri­ci tatbikat gösterebilmesi bilgi ile mümkündür.</p>
<p>           İnsanlığın şimdiye kadar imân dan kaynaklanarak gösterdiği çe­şitli sevgi tatbikatlarının bundan böyle bilgi ile bezenmesinin zorunluluğu vardır. Bilgisiz sevgi tatbikatı, geçmiş realitelerin tekrarından baş­ka bir şey değildir. Ne olursa olsun, çıkartılan her sevgi tatbikatını nefrete ve sömürüye dönüştürmemek, dönüşmemesinde cehit sarf etmek, bilgili bir sevgi aksi, yönü olacaktır.</p>
<p>           Sevgi bilgi değildir ama sevgi bilgi ile tatbik edildiğinde gerçek, yerini bulur. Yani yararlı ve verim­li olur. Daha önceleri de belirtildiği gi­bi, insan, geri olarak nefsi, yüksek olarak da vicdan tesirleri arasında, seçimi kendine ait olmak üzere ser­best bırakılmıştır, Tabiî ki insan, geri seviyeli sevgi tatbikatlarından geçerek, artık sevginin de üstünde olan vicdanî tatbikat safhasına gel­miştir. Vicdani safhanın tatbik edilebilmesi yanında, bu kez, geri seviyeli tesirler de, süptilleşmiştir. Ya­ni kişinin yapacağı sevgi tatbika­tının, kendi kendini aldatabilme yo­ğunluğu fazladır. Bu durumda kişi, kendine yönelik tatminlerle sev­gi tatbikatı, yapar olmaktadır.</p>
<p>           Yine belirtildiği gibi Dünya in­sanı bilgisi az ve zayıftır. Bundan ötürü, sevgi tatbikatında nefsanî davranışlara girecektir. Ancak yaşanılan: her olayda da yapılan göz­lem ile vicdan arasında bir irtibatın kurulması zorunludur. Bu yapıldı­ğında, çıkartılan her sevgi tatbikatında bilgi ile mesafe alınacaktır. Bilgi ile elde edilecek denge unsuru, sevgi aksiyonuna bir ilerlik kazan­dıracaktır. Çünkü dengesi bozuk olan veya bozulabilir niteliği taşı­yan varlığın sevgi tatbikatı şüphe­siz buna uygun tarzdadır.</p>
<p>           Sevgiye şiddetli bir ihtiyaç duyulurken, bu ihtiyacın zorunluluğunu meydana getiren bilgiye eğilmek önemlidir. Aksi halde sevgi ile ileti­şim kurduracak birçok yolların bi­risinde sıkıntılı bir takılma meyda­na gelebilir. Sevgiye duyulan şid­detli ihtiyaç, sevgisiz bir ortamın, dengesiz bir bünyenin sonucu ola­rak ortaya çıkar.</p>
<p>           Bilgi ile hareket etmek ne de­mektir? Yaptıklarının farkında o­lan insan, bilgi ile hareket eden in­sandır. Bu durumda, sorumluluk sahası giderek genişleyen, kişinin sevgi değerlendirmelerinde de far­kındalık olacaktır. Sevgi, değerlendirmesine vicdan kademeleri açı­sından bakıldığında, gelişici yönde, değişken olduğu gözlenebilir. Çünkü duygusal realitenin sevgi değer­lendirmesi ile bilgili realitenin sevgi değerlendirmesi arasında mutlaka fark vardır. Herhangi bir vasıtada takılma­dan, doğrudan sevgi tesiri ile â­henkli bir hale gelmek, kişinin böyle bir liyâkati kazanması ile müm­kündür. Bu liyakat, vicdanın ve ak­lın bir denge içerisinde kullanılır olmasına bağlıdır.</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/vicdani-sevgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgi Edinme Hakkı Nedir,Nasıl Yapılır..</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-nedirnasil-yapilir/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-nedirnasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2009 16:36:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma hayatı ip uçları]]></category>
		<category><![CDATA[Dilekçe örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Başvuru dilekçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Edinme Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=2144</guid>
		<description><![CDATA[Bilgi Edinme Hakkı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu 24.04.2004 tarihinde yürürlüğe girdi. Türk kamu yönetimindeki en önemli düzenlemelerden birisi olan &#8220;Bilgi Edinme Hakkı Kanunu&#8217;nun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik&#8221; ise 27.04.2004 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlanmıştır. . Kanun Uygulaması Hakkında &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-nedirnasil-yapilir/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgi Edinme Hakkı<br />
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu 24.04.2004 tarihinde yürürlüğe girdi. Türk kamu yönetimindeki en önemli düzenlemelerden birisi olan &#8220;Bilgi Edinme Hakkı Kanunu&#8217;nun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik&#8221; ise 27.04.2004 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlanmıştır. .</p>
<p>Kanun Uygulaması Hakkında Bilinmesi Gerekenler:<br />
 Hangi kamu kurumlarından bilgi istenebilecek?</p>
<p>  1- Merkezi idare   kapsamındaki kamu idareleri ile bunların bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları</p>
<p>  2- Köyler hariç olmal üzere mahalli idareler ve bunların bağlı ve ilgili kuruluşları ile birlik ve şirketleri,<span id="more-2144"></span></p>
<p>  3- T.C. Merkez Bankası, İMKB ve üniversiteler dahil olmak üzere kamu tüsel kişiliğini haiz olarak enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları,</p>
<p>  4- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları.</p>
<p>Kamu kurumlarından hangi bilgiler istenemeyecek ?</p>
<p>    Genel olarak devletin güvenliğine, emniyetine, ülkenin ekonomik çıkarına, kişinin çalışma hayatına ve mesleki onuruna ilişkin olan bu konudaki istisnalar kanunda sayılmış olup, bunlar 11 başlık altında toplanabilir.</p>
<p>1- Açıklanması hâlinde devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler.<br />
2- Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler.<br />
3- Sivil ve askerî istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler.<br />
4- Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili.<br />
5- Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; suç işlenmesine yol açacak, suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek, yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek, hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek, nitelikteki bilgi veya belgeler.<br />
6- Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler.<br />
7- Haberleşmenin gizliliği esasını ihlâl edecek bilgi veya belgeler.</p>
<p>8- Kanunlarda ticarî sır olarak nitelenen bilgi veya belgeler ile, kurum ve kuruluşlar tarafından gerçek veya tüzel kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticarî ve malî bilgiler.<br />
9- Tavsiye ve mütalaa talepleri.<br />
10- Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler. (Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır)<br />
11- Fikir ve sanat eserlerine ilişkin olarak yapılacak bilgi edinme başvuruları hakkında ilgili kanun hükümleri uygulanır.<br />
Başvurular nasıl yapılacak ?</p>
<p>Bilgi edinme hakkı kanunu çerçevesindeki başvurular kamu kurumlarına dört şekilde yapılabilir.<br />
1- Yönetmelik ekinde yayımlanan örnek dilekçe,</p>
<p>2- Okunaklı ve anlaşılır şekilde yazılmış (daktilo veya bilgisayar çıktısı olması zorunlu değildir) bir dilekçe,</p>
<p>3-E-mail</p>
<p>4- Faks<br />
Başvuruda bulunacak kişilerin dilekçesinde neler olmalıdır ?</p>
<p>Bilgi edinme başvurusunda başvuru sahibi gerçek kişi ise;</p>
<p>1- Başvuru sahibinin adı ve soyadı,</p>
<p>2- İmzası,</p>
<p>3- Oturma yeri veya iş adresini,</p>
<p>Başvuru sahibi tüzel kişi ise ;</p>
<p>1- Tüzel kişinin unvanı</p>
<p>2- Adresi,</p>
<p>3- Yetkili kişinin imzasını,</p>
<p>4- Yetki belgesini içeren, dilekçe ile istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Dilekçede, istenen bilgi veya belgeler açıkça belirtilir.</p>
<p>Bilgi veya belgeye erişimin kısa sürede sağlanabilmesi amacıyla, istenen bilgi veya belgenin konusu, varsa tarihi, sayısı ve kurum veya kuruluşun hangi biriminden istendiği ve ihtiyaç duyulan diğer hususlar dilekçede belirtilir.</p>
<p>E-mail veya Faks yoluyla bilgi isteme :</p>
<p>Yönetmeliğin 10&#8242;uncu maddesi gereğince; kişinin kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine yarayacak başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilmektedir. E-postayla yapılacak başvurularda, başvuru sahibince verilecek T.C. kimlik numarası, bilgi edinme yetkilisi tarafından sorgulanacaktır.<br />
1- Vatandaşlar için : Vatandaşlar tarafından elektronik posta yoluyla yapılacak başvurularda, başvuru sahibinin adı ve soyadı, oturma yeri veya iş adresine ilave olarak kimlik doğrulama amacıyla kullanılacak T.C. kimlik numarası belirtilmek suretiyle, sadece istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum ve kuruluşun bilgi edinme biriminin elektronik posta adresine ve yönetmelik ekinde yer alan form doldurulmak suretiyle yapılacaktır.</p>
<p>2- Tüzel kişiler için : Tüzel kişiler tarafından elektronik posta yoluyla yapılacak başvurular, tüzel kişinin unvanı ve adresi ile yetkili kişinin T.C. kimlik numarası belirtilmek suretiyle ve yetki belgesiyle birlikte, istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum ve kuruluşun bilgi edinme biriminin elektronik posta adresine ve yönetmelik ekinde yer alan doldurulmak suretiyle yapılacaktır. Yetki belgesi uygun elektronik araçlarla elektronik ortama aktarılarak gönderilir.</p>
<p>Başvuru dilekçeleri faks yoluyla da, kurum ve kuruluşlara gönderilebilir. Ancak faks yoluyla yapılacak başvurularda ayrıca, gerçek kişiler ile tüzel kişiliği temsile yetkili kişilerin T.C. kimlik numaraları belirtilir.<br />
Taşrada bulunanlar başvurularını nereye yapacaktır ?</p>
<p>Merkezi idarenin taşra teşkilatında bulunan bilgi veya belgelere ilişkin başvurular, valilik veya kaymakamlığa bağlı olarak faaliyette bulunan bilgi edinme yetkililerine veya taşra teşkilatında bulunan ilgili birimlere yapılır. Buna göre İl Milli Eğitim Müdürlüğünden alınabilecek bir bilgi için İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, il düzeyindeki bir bilgi için ise Valilikteki bilgi edinme yetkililerine başvurulacaktır. Valilik ve kaymakamlıklarda bulunan bilgi edinme birimleri, merkez teşkilatını ilgilendiren konularda kendilerine yapılan başvuruları ilgili idareye gönderir ve durumu başvurana bildirir.<br />
Zamanından önce bir bilgi istenebilir mi ?</p>
<p>Belli bir tarihte açıklanacağı, duyurulacağı önceden belirtilmiş olup, zamanından önce açıklanması halinde kamu yararını zedeleyecek veya kişisel menfaat temin etmek için kullanılabilecek bilgi veya belgeler, belirtilen tarihten önce açıklanamaz, erişimi sağlanamaz. Bu çerçevede, örneğin ÖSYM tarafından açıklanma tarihi belirtilmiş bir sınav sonucu için bu tarihten önce bilgi istenemeyecektir. Yine atölye çalışmaları yürütülen ve taslak aşamasında olan Kanun, yönetmelik, kararname, yönetmelik, genelge çalışmaları önceden ilgili kurumlardan istenemeyecektir.<br />
Daha önce açıklanan veya yayımlanan bilgiler istenebilecek midir ?</p>
<p>Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya kitap, broşür, ilan ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurusuna konu olamaz. Ancak, belirtilen yollarla kamuoyuna açıklanmış veya kurum ve kuruluşlarca elektronik ortamda (internette) yayımlanmış kamunun erişimine açık bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilecektir.</p>
<p>Bilgi edinme yetkilileri başvuru sahiplerine yardım etmekle yükümlüdür</p>
<p>Bilgi edinme birimlerinde görevli personel, bilgi edinme başvurusunda bulunan kişilere yol göstermekle ve Kanun kapsamında sahip oldukları hakları kullanabilmeleri için yardımcı olmakla yükümlüdür. Görevli personel bu amaçla, dilekçe veya formlardaki şekil noksanlıklarını başvuru sahiplerine başvuru anında belirtir ve bunların nasıl giderileceği konusunda yol gösterir.<br />
Bilgi edinme başvurularının kabulü, değerlendirilmesi ve işleme konulması</p>
<p>Başvuru dilekçeleri veya formları, kurum ve kuruluşların bilgi edinme birimleri tarafından kabul edilecektir. Bilgi edinme birimleri, başvuru dilekçelerinde istenen bilgilerin bulunup bulunmadığının kontrolünü yaptıktan sonra bunların evrak kayıtlarını yaparak hazır bulunmaları koşuluyla başvuru sahiplerine, başvurunun tarih ve sayısını gösteren bir makbuz verir. Kurum ve kuruluşların bilgi edinme birimleri dışındaki herhangi bir birimine ulaşan başvuru dilekçeleri veya formlar, işleme konulmadan derhal bilgi edinme birimlerine gönderilir. Başvuru dilekçesi veya formu kaydedildikten sonra, en geç iki iş günü içinde kurum veya kuruluşun ilgili birimlerine gönderilir. Bu yazıda; başvurunun hangi birim tarafından cevaplanacağı ve başvuru sahibine hangi tarihe kadar cevap verilmesi gerektiği belirtilir. Bu tür yazıların hızlı bir şekilde ilgili birimlere iletilmesi için gerekli yetki devri işlemleri ilgili mevzuata uygun olarak yapılır.<br />
İstenen bilgi veya belgelerin belirsizliği halinde ne olacaktır ?</p>
<p>Başvuru dilekçesi veya formuyla istenen bilgi veya belgeler, yeterince açık ve anlaşılır değilse, kurum ve kuruluşlar başvurunun hangi nedenlerle yeterince açık ve anlaşılır olmadığını başvuru sahibine bildirebilir ve ek bilgiler sunmasını isteyebilir. Bu takdirde on beş günlük süre, belirtilen noksanlıkların tam olarak giderildiği tarihten itibaren başlar.</p>
<p>İstenen bilgi veya belge başka bir yerde ise ne yapılacaktır ?</p>
<p>İstenen bilgi veya belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi veya formu bu kurum ve kuruluşun bilgi edinme birimine gönderilir ve durum ilgiliye bildirilir. Bu şekilde yönlendirilen başvurunun bilgi veya belgenin bulunduğu kurum ve kuruluşça alındığı tarihte başvuru yapılmış sayılır. Sürelerin başlangıcında önceki başvuru dikkate alınmaz.<br />
Bilgi edinme başvurularına kaç günde cevap verilmelidir ?</p>
<p>Kurum ve kuruluşlar, başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi on beş iş günü içinde sağlarlar. Ancak istenen bilgi veya belgenin, başvurulan kurum ve kuruluş içindeki başka bir birimden sağlanması; başvuru ile ilgili olarak bir başka kurum ve kuruluşun görüşünün alınmasının gerekmesi veya başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi durumlarında bilgi veya belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır. Bu durumda, sürenin uzatılması ve bunun gerekçesi başvuru sahibine on beş iş günlük sürenin bitiminden önce bildirilir.<br />
Başvurular olumsuz cevaplanırsa ne yapılmalıdır ?</p>
<p>Kanun çerçevesinde bilgi edinme kapsamına girmeyecek bilgileri yukarıdaki başlıklarda sıraladık. Genel olarak devletin güvenliği, suç işlenme olasılığı ve özel hayatın gizliliği gibi başlıklarda toplanabilecek olan bu istisnalar dışında her hangi bir bilginin 15 gün içerisinde verilmemesi halinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna itirazda bulunulur. Kurulun sekretarya hizmetleri Başbakanlık tarafından yerine getirilecektir. Kişiler olumsuz cevaptan itibaren 15 gün içinde kurula başvurabilirler. Kurul ise kararını en geç 30 gün içerisinde verecektir. Kurula itiraz, başvuru sahibinin idarî yargıya başvurma süresini durdurur.<br />
Başvurular için ücret talep edilecek mi ?</p>
<p>Kurum ve kuruluşlar, erişimine olanak sağladıkları bilgi veya belgeler için başvuru sahibinden, bilgi veya belgelere erişimin gerektirdiği inceleme, araştırma, kopyalama, postalama ve diğer maliyet unsurları ile orantılı ölçüde ücret tahsil edebilir. Kurum ve kuruluşlar bu amaçla her yıl bütçe kanununda belirlenecek ilkelere göre bilgiye erişim ücret tarifesi belirler. Kamu kurumları e-mail yoluyla verilecek cevaplarda da maliyet unsurlarıyla orantılı ölçüde ücret tahsil edebilir.</p>
<p>Kurum ve kuruluşlar erişimini sağlayacakları bilgi veya belgelerin, erişim maliyeti tutarı ve ödemenin nereye yapılacağı hakkında başvuru sahibini, başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde bilgilendirir. Bilgi veya belgelere erişim için gereken maliyet tutarının kurum ve kuruluş tarafından başvuru sahibine bildirilmesiyle, on beş veya otuz iş günlük süreler kesilir. Başvuru sahibi, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren on beş iş günü içinde ödemeyi gerçekleştirdiğini gösteren belgeyi sunmadığı takdirde talebinden vazgeçmiş sayılır.</p>
<p>Alınan bilgi ve belgeler ticari amaçla çoğaltılamaz</p>
<p>Kanunda ve bu Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde erişilen bilgi ve belgeler ticari amaçla çoğaltılamaz, kullanılamaz, erişimi sağlayan kurum ve kuruluştan izin alınmaksızın yayınlanamaz. Bu madde hükmüne aykırı olarak erişilen bilgi veya belgeleri ticari amaçla çoğaltanlar, kullananlar veya yayınlayanlar hakkında kanunların cezai ve hukuki sorumluluğa ilişkin hükümleri uygulanır.<br />
Bilgi edinme başvurularına zamanında cevap veremeyenlere verilecek cezalar</p>
<p>Bilgi edinme hakkının kullanımı kapsamındaki başvurulara ilişkin uygulamalar, kurum ve kuruluş yöneticilerince mevzuat dahilinde denetlenir. Kanunun ve Yönetmeliğin uygulanmasında ihmali, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturması gerektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanır. Buna göre bir bilgi vermede kusurlu memura 657 sayılı Kanunun 125&#8242;nci maddesi gereğince ihmal halinde uyarma, kusur halinde kınama, kasıt halinde ise aylıktan kesme cezası verilebilecektir. </p>
<p>Vatandaşlar İçin Örnek Başvuru Formu</p>
<p>Başvuru sahibinin adı ve soyadı:</p>
<p>Oturma yeri veya iş adresi:</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Kimlik No: (Elektronik ortamda yapılacak başvurular için doldurulması zorunludur.)</p>
<p>Başvuruya hangi yolla cevap almak istersiniz? ( Yazılı / Elektronik )</p>
<p>Elektronik posta adresi: (Elektronik ortamda yapılacak başvurular için doldurulması zorunludur.)</p>
<p>Başvuru Sahibinin İmzası</p>
<p>4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu gereğince istediğim bilgi veya belgeler aşağıda belirtilmiştir. Gereğini arz ederim.</p>
<p>İstenen bilgi veya belgeler:</p>
<p>(Not: Ayrılan bölümdeki boşluk yetmediği takdirde, başvuru için boş sayfa / sayfalar kullanılabilir.)<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-nedirnasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ilginç bilgiler &#8230;2</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/ilginc-bilgiler-2/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/ilginc-bilgiler-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2008 16:44:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[tuhaflık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=1255</guid>
		<description><![CDATA[ilginç bilgiler -İNCİLER, SİRKEDE ERİR. -BİR KİLO LİMONDA, BİR KİLO ÇİLEKTEN DAHA FAZLA ŞEKER VARDIR -BİR OKYANUSUN EN DERİN YERİNDE, DEMİR BİR TOPUN DİBE ÇÖKMESİ BİR SAATTEN FAZLA SÜRER. -KONYA, HOLLANDA&#8217;DAN BÜYÜKTÜR. -BİLARDO TOPU, SIKIŞTIRILMIŞ KAĞITTAN YAPILIR. -SADECE DİŞİ SİVRİSİNEKLER &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/ilginc-bilgiler-2/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ilginç bilgiler</strong></p>
<p>-İNCİLER, SİRKEDE ERİR.<br />
-BİR KİLO LİMONDA, BİR KİLO ÇİLEKTEN DAHA FAZLA ŞEKER VARDIR<a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/07/kemer.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1257" title="kemer" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/07/kemer.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a><span id="more-1255"></span><br />
-BİR OKYANUSUN EN DERİN YERİNDE, DEMİR BİR TOPUN DİBE ÇÖKMESİ BİR SAATTEN FAZLA SÜRER.<br />
-KONYA, HOLLANDA&#8217;DAN BÜYÜKTÜR.<br />
-BİLARDO TOPU, SIKIŞTIRILMIŞ KAĞITTAN YAPILIR.<br />
-SADECE DİŞİ SİVRİSİNEKLER ISIRIR.<!--more--><br />
-17 ŞUBAT 1935&#8242;TE İSTANBUL&#8217;DA KARTOOPU OYNAMAK YASAKLANMIŞTIR.<br />
-BİR DOLUNAYIN GÖRÜLMEDİĞİ TEK AY 1865 ŞUBAT&#8217;TIR.<br />
-EŞEKLER TARAFINDAM ÇİFTELENEREK ÖLENLERİN SAYISI, UÇAK KAZASINDA ÖLENLERİN SAYISINDAN DAHA FAZLADIR.<br />
-KITA İSİMLERİNİN HEPSİ AYNI HARFLE BAŞLAYIP, AYNI HARLE BİTER.<br />
-DÖRT SATIR OKUDUĞUNUZDA DÜNYADA, 40 İNSAN VE 700 MİLYON KARINCA DOĞMAKTA, 30 İNSAN VE 500 MİLYON KARINCA ÖLMEKTEDİR.<br />
-BİR KARINCA YUVASINA GÜNDE 2400 BÖCEK TAŞIR.<br />
-AHTAPOTUN DUYGULARI, RENKLERİYLE BELLİ OLUR. BEYAZ KORKUYU, KIRMIZI SAKİNLİĞİ İFADE EDER.<br />
-MEDİNE&#8217;DEKİ HZ. MUHAMMED CAMİİ, 30 FUTBOL ALANI BÜYÜKLÜĞÜNDEDİR. 2000 MERMER SÜTUNU, BİR ASANSÖRÜ, AÇILABİLİR BİR AÇTISI VARDIR. DÜNYADAKİ EN BÜYÜK AİR-CONDİTİON SİSTEMİNE SAHİPTİR.<br />
-ANTİK YUNAN&#8217;DA DOĞMAK VE ÖLMEK YASALARA AYKIRIDIR.<br />
-GÜNEŞ, ISI VERDİKÇE KÜÇÜLÜR.<br />
-BİR FUTBOLCU TOPA HER KAFA VURUŞUNDA, BEYNİNDE 1000 HÜCRE ÖLDÜRÜR.<br />
-TÜRKİYE&#8217;DE RESMİ KAYITLARA GEÇMİŞ EN UZUN SOYADI &#8216;AYYILDIZLI KIRMIZI BAYRAK TAŞIYAN KAHRAMANOĞLU&#8217;DUR.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/ilginc-bilgiler-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sınavda Netlerinizi Artıracak Sınav Teknikleri</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/sinavda-netlerinizi-artiracak-sinav-teknikleri/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/sinavda-netlerinizi-artiracak-sinav-teknikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2008 12:43:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[cevap]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSS]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Teknikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=866</guid>
		<description><![CDATA[Sınavda Netlerinizi Artıracak Sınav Teknikleri Sınavda, bilmek kadar bilgiyi soruda kullanabilmek de önemlidir. Çünkü çoğu öğrenci, genellikle bu teknikleri uygulamadıkları için cevabı bildikleri halde soruda yapamazlar. Ve sonuçta sınavdan sonra “Aslında ben 5-10 net daha fazla yapabilirmişim, bu cevapları biliyordum &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/sinavda-netlerinizi-artiracak-sinav-teknikleri/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sınavda Netlerinizi Artıracak Sınav Teknikleri</strong></p>
<p>Sınavda, bilmek kadar bilgiyi soruda kullanabilmek de önemlidir. Çünkü çoğu öğrenci, genellikle bu teknikleri uygulamadıkları için cevabı bildikleri halde soruda yapamazlar. Ve sonuçta sınavdan sonra “Aslında ben 5-10 net daha fazla yapabilirmişim, bu cevapları biliyordum ama nasıl kaçırdım hayret” derler.<span id="more-866"></span></p>
<p>Bu nedenle aslında sınavda insanların başına bela olan sorular bilmedikleri değil, (onları boş bırakırlar) bilip yapamadıkları sorulardır. Çünkü o soruları bilirsiniz ama, teknik hatalar yaptığınızdan dolayı yanlış yaparsınız.<br />
İşte aşağıdaki teknikler, sizin netlerinizi artıracak ve bilginizi soruda tam olarak kullanmanızı sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Sınavda nereden başlamalıyım?</strong></p>
<p>Her şeyden önce sınavda denemelerdeki alışkanlığınız neyse oradan başlamanız lazım. Bununla birlikte, sizin için puan olarak hangi ders daha yüksekse kesinlikle o dersten başlamalısınız.</p>
<p><strong>Sorulara nasıl konsantre olabiliriz?</strong></p>
<p>Size bir sınav için gereken en temel soruyu soruyorum: Sınavda hangi soruya odaklanılır?<br />
Sınavda, sadece çözdüğünüz soruya odaklarnırsınız.<br />
Bir önceki soru ya da bir sonraki soru sizi hiç ilgilendirmez.</p>
<p>Çünkü sınavı birer soru birer soru yaparak kazanırsınız.<br />
Sınavı bir bütün olarak görmeyin. Her bir soru sadece bir sorudur.<br />
Kaç soru yapmanız gerekiyorsa sınavı o kadar parçaya bölün..<br />
Örneğin OKS”ye giricekler sınavı 100″e bölmeliler. Yani sınav 100 ayrı sorudan oluşmaktadır.<br />
SBS için 6. sınıflar 80, 7. sınıflar 90<br />
ÖSS için de 180″e bölebilirler.<br />
Ve her bir soruya ayrı ayrı konsantre olun…<br />
Çünkü bütün sorular birbirinden bağımsızdır.<br />
Bir bütünü parçalara böldüğünüzde hem daha rahat olursunuz hem de daha konsantre olursunuz.</p>
<p>Konsantre olmanın anahtarı şimdide olmaktır. Şimdide değilseniz ya geçmiştesinizdir ya da gelecektesinizdir. Bu nedenle sınavda soruları çözerken kendi kendinize “Şimdi 10. sorudayım, şimdi 11. sorudayım” diye telkinde bulunun. Bu sizi çözdüğünüz soruya etkin bir şekilde odaklayacak ve konsantrasyon gücünüzü artıracaktır.</p>
<p>Sınavda dikkatsizliklerin en temel sebebi, soruyu okurken gözün cevap şıklarına takılmasıdır.<br />
Bu da, soruları gerektiği gibi anlamamızı engeller. Çünkü zihin konsantre olduğu zamanlarda sadece bir noktaya sabitlenir. Hem soruya hem cevaba bakarasınız hem soruyu hem de cevabı tam olarak anlayamazsınız. Önemli noktaları kaçırırsınız ve sınavdan sonra “Aa hayret, “değildir”i fark etmemişim, “çıkarılamaz” ifadesini atlamışım” gibi cümleler söyleriz. Bu nedenle sınavda sadece çözdüğünüz soruya odaklanın.<br />
Daha da ileri gidersek sınavda hangi soruyu çözüyorsanız o sorunun soru kısmındaysanız soru kısmına odaklanın cevap kısmı o anda sizi ilgilendirmez. Cevaba geçtiğinizde cevap kısmına odaklanın.</p>
<p><strong>Şıkları sonuna kadar okuyun</strong></p>
<p>Bir soru son şıkta biter. Yani ÖSS için E şıkkı diğerleri için D şıkkında biter.<br />
Cevapları kesinlikle sonuna kadar okuyun hiçbir cevaba balıklama atlamayın.</p>
<p><strong>Bilgi sorularında dikkatsizliği en aza indiren yöntem</strong></p>
<p>Bilgi sorularında, dikkatsizlik oranınızı en aza indiren en etkin yöntem, okurken, cevaba elinizi ya da bir kâğıt parçasını kapatmaktır. O zaman isteseniz de gözünüz cevaba kaymaz, soruyu tamamen okursunuz ve en etkili bir şekilde anlarsınız.</p>
<p><strong>Önemli bilgilerin altını çiz</strong></p>
<p>Sorulardaki önemli bilgilerin altını çizerseniz görsel dikkatinizden kaçan bilgiler dokunsal dikkatinizden kaçmaz.</p>
<p><strong>Bir sorudaki en önemli ifade nedir?</strong></p>
<p>Bir sorudaki ön önemli ifade en son ifadedir. Soruda neyin istendiği çoğunlukla en son ifadede belirtilir. Bu ifadeyi balon içerisine alarak özel olarak dikkatinizi verin. Çünkü beynimiz, çoğunlukla “değildir, çıkarılamaz” gibi olumsuzlama ifadelerini olumlu algılamaya eğilimlidir. Ve olumsuzlamalardan dolayı çok sayıda soru kaçırılır.</p>
<p><strong>Problem sorularını nasıl okumalı?</strong></p>
<p>Bu sorulardaki verileri mutlaka yanlardaki boşluklara yazın ve çözerken bütün işlemlerinizi zihninizden değil, yazarak yapın. Böylelikle işlem hatası yapmazsınız.</p>
<p><strong>İki şıkka indirdim ama hangisi doğru?</strong></p>
<p>Bilgi sorularında, iki şıkka indirdiğinizde, çoğunlukla ilk aklınıza gelen doğrudur. Kesin, yüzde yüz emin olduğunuz bir mantığa dayanmadan ilk aklınıza gelen şıkkı değiştirmeyin veya gerekirse soruyu tekrar okuyun. Bunu denemelerden de bilebilirsiniz. İstisna da olsa bunun tam tersi olan arkadaşlarımız da vardır ve onlar kendilerini bilirler..</p>
<p><strong>Uzun paragraf sorularını nasıl okumalı?</strong></p>
<p>Bu soruları önce soru bölümünden başlayarak okuyun. Yani önce soru bölümünü okuyun sonra bu bakış açısıyla paragrafı okuyun. Ve özelikle bu sorularda çeldiricilerin çok olduğunu bilerek soruları çözün…</p>
<p><strong>A ve B şıklarına dikkat!</strong></p>
<p>Özellikle çeldirici cevaplar bu sıklarda gizlidir bu nedenle bu şıklarda daha dikkatli olun.</p>
<p>Hatırlayamadığımız soruları nasıl geçebiliriz?</p>
<p>Hatırlayamadığınız sorulara daha sonra dönmek için yanına bir soru işarete koyun ve geçin. O soruyu sonra hatırlayabilirsiniz. Ancak, o soruda zaman kaybederseniz daha rahat yapabileceğiniz soruları kaçırabilirsiz.</p>
<p><strong>Sorulara yaklaşım: Önyargı ile yaklaşma</strong></p>
<p>Soruları çözerken sorunun ne istediği önemlidir.<br />
Siz “Soruda bir hinlik var mı acaba” diye düşündüğünüzde sorunun sizden istemediği bir mantığa kaymaya başlarsınız.<br />
Sorulara önce düz, basit bir mantıkla yaklaşın ve sorunun sizden ne istediğine yoğunlaşın.<br />
Sizin soruyu nasıl anlamak istediğiniz değil, sorunun sizden ne istediği önemlidir. Aslında daha önemlisi soruyu hazırlayan insanların bakış açısıyla bakmaya çalışın.</p>
<p><strong>Sınavda nasıl dinlenelim?</strong></p>
<p>Sınavda her bir bölümü bitirdikten sonra 5-10 saniye dinlenebilirsiniz. Ayrıca sınavın yarısında da yine 20-30 saniye dinlenebilirsiniz.<br />
Bu dinlenme sürelerinde;<br />
Gözlerinizi kapatın ve gözlerinizi dinlendirin.<br />
Derin nefes alın biraz içinizde tutun ve yavaşça verin.<br />
Suyunuzdan için.<br />
Kaşlarınızın üzerine masaj uygulayın.<br />
Etrafınızdaki kişileri rahatsız etmeden gerinin. Streching, yani gerinme iyi bir rahatlama yöntemidir.<br />
Kendinize, “her şey iyi gidiyor” gibi pozitif telkinlerde bulunarak kontrolün elinizde olduğunu hatırlayın…<br />
Unutmayın, iyi dinlenirseniz daha konsantre ve rahat olursuz. Bu da size daha çok net yaptırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/sinavda-netlerinizi-artiracak-sinav-teknikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgi Edinme Hakkı Kanunu</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-kanunu/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-kanunu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2008 13:12:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal haklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Amaç]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[belge]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Edinme Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[broşür]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[etüt]]></category>
		<category><![CDATA[evrak]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Kapsam]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kroki]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[talimat]]></category>
		<category><![CDATA[teyp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=817</guid>
		<description><![CDATA[24 Ekim 2003 Tarihli Resmi Gazete Kabul Tarihi: 09.10.2003 Kanun No:4982 Sayı: 25269 Bilgi Edinme Hakkı Kanunu BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç MADDE 1. — Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-kanunu/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>24 Ekim 2003 Tarihli Resmi Gazete</p>
<p>Kabul Tarihi: 09.10.2003</p>
<p>Kanun No:4982</p>
<p>Sayı: 25269</p>
<p><strong>Bilgi Edinme Hakkı Kanunu</strong></p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>
<p>Amaç, Kapsam ve Tanımlar<span id="more-817"></span></p>
<p>Amaç</p>
<p>MADDE 1. — Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.</p>
<p>Kapsam</p>
<p>MADDE 2. — Bu Kanun; kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanır.</p>
<p>1.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.</p>
<p>Tanımlar</p>
<p>MADDE 3. — Bu Kanunda geçen;</p>
<p>a) Kurum ve kuruluş: Bu Kanunun 2 nci maddesinde geçen ve kapsama dahil olan bilgi edinme başvurusu yapılacak bütün makam ve mercileri,</p>
<p>b) Başvuru sahibi: Bu Kanun kapsamında bilgi edinme hakkını kullanarak kurum ve kuruluşlara başvuran gerçek ve tüzel kişileri,</p>
<p>c) Bilgi: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi,</p>
<p>d) Belge: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları bu Kanun kapsamındaki yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcılarını,</p>
<p>e) Bilgi veya belgeye erişim: İstenen bilgi veya belgenin niteliğine göre, kurum ve kuruluşlarca, başvuru sahibine söz konusu bilgi veya belgenin bir kopyasının verilmesini, kopya verilmesinin mümkün olmadığı hâllerde, başvuru sahibinin bilgi veya belgenin aslını inceleyerek not almasına veya içeriğini görmesine veya işitmesine izin verilmesini,</p>
<p>f) Kurul: Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunu,</p>
<p>İfade eder.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>
<p>Bilgi Edinme Hakkı ve Bilgi Verme Yükümlülüğü</p>
<p>Bilgi edinme hakkı</p>
<p>MADDE 4. — Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ikamet eden yabancılar ile Türkiye&#8217;de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükleri saklıdır.</p>
<p>Bilgi verme yükümlülüğü</p>
<p>MADDE 5. — Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.</p>
<p>Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.</p>
<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>
<p>Bilgi Edinme Başvurusu</p>
<p> Başvuru usulü</p>
<p>MADDE 6. — Bilgi edinme başvurusu, başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş adresini, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve adresi ile yetkili kişinin imzasını ve yetki belgesini içeren dilekçe ile istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Bu başvuru, kişinin kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine yarayacak başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir.</p>
<p>Dilekçede, istenen bilgi veya belgeler açıkça belirtilir.</p>
<p>İstenecek bilgi veya belgenin niteliği</p>
<p>MADDE 7. — Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır.</p>
<p>Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.</p>
<p>İstenen bilgi veya belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi bu kurum ve kuruluşa gönderilir ve durum ilgiliye yazılı olarak bildirilir.</p>
<p>Yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 8. — Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz. Ancak, yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir.</p>
<p>Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya belge verme</p>
<p>MADDE 9. — İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir.</p>
<p>Bilgi veya belgeye erişim</p>
<p>MADDE 10. — Kurum ve kuruluşlar, başvuru sahibine istenen belgenin onaylı bir kopyasını verirler.</p>
<p>Bilgi veya belgenin niteliği gereği kopyasının verilmesinin mümkün olmadığı veya kopya çıkarılmasının aslına zarar vereceği hâllerde, kurum ve kuruluşlar ilgilinin;</p>
<p>a) Yazılı veya basılı belgeler için, söz konusu belgenin aslını incelemesi ve not alabilmesini,</p>
<p>b) Ses kaydı şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları dinleyebilmesini,</p>
<p>c) Görüntü kaydı şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları izleyebilmesini,</p>
<p>Sağlarlar.</p>
<p>Bilgi veya belgenin yukarıda belirtilenlerden farklı bir şekilde elde edilmesi mümkün ise, belgeye zarar vermemek koşuluyla bu olanak sağlanır.</p>
<p>Başvurunun yapıldığı kurum ve kuruluş, erişimine olanak sağladığı bilgi veya belgeler için başvuru sahibinden erişimin gerektirdiği maliyet tutarı kadar bir ücreti bütçeye gelir kaydedilmek üzere tahsil edebilir.</p>
<p>Bilgi veya belgeye erişim süreleri</p>
<p>MADDE 11.— Kurum ve kuruluşlar, başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi onbeş iş günü içinde sağlarlar. Ancak istenen bilgi veya belgenin, başvurulan kurum ve kuruluş içindeki başka bir birimden sağlanması; başvuru ile ilgili olarak bir başka kurum ve kuruluşun görüşünün alınmasının gerekmesi veya başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi durumlarında bilgi veya belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır. Bu durumda, sürenin uzatılması ve bunun gerekçesi başvuru sahibine yazılı olarak ve onbeş iş günlük sürenin bitiminden önce bildirilir.</p>
<p>10 uncu maddede belirtilen bilgi veya belgelere erişim için gereken maliyet tutarının idare tarafından başvuru sahibine bildirilmesiyle onbeş iş günlük süre kesilir. Başvuru sahibi onbeş iş günü içinde ücreti ödemezse talebinden vazgeçmiş sayılır.</p>
<p>Başvuruların cevaplandırılması</p>
<p>MADDE 12. — Kurum ve kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler. Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.</p>
<p> </p>
<p>İtiraz usulü</p>
<p>MADDE 13. — Bilgi edinme istemi 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen sebeplerle reddedilen başvuru sahibi, yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Kurula itiraz edebilir. Kurul, bu konudaki kararını otuz iş günü içinde verir. Kurum ve kuruluşlar, Kurulun istediği her türlü bilgi veya belgeyi onbeş iş günü içinde vermekle yükümlüdürler.</p>
<p>Kurula itiraz, başvuru sahibinin idarî yargıya başvurma süresini durdurur.</p>
<p>Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu</p>
<p>MADDE 14. — Bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine, 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen sebeplere dayanılarak verilen kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu oluşturulmuştur.</p>
<p>Kurul; birer üyesi Yargıtay ve Danıştay genel kurullarının kendi kurumları içinden önerecekleri ikişer aday, birer üyesi ceza hukuku, idare hukuku ve anayasa hukuku alanlarında profesör veya doçent unvanına sahip kişiler, bir üyesi Türkiye Barolar Birliğinin baro başkanı seçilme yeterliliğine sahip kişiler içinden göstereceği iki aday, iki üyesi en az genel müdür düzeyinde görev yapmakta olanlar ve bir üyesi de Adalet Bakanının önerisi üzerine bu Bakanlıkta idarî görevlerde çalışan hâkimler arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek dokuz üyeden oluşur.</p>
<p>Kurul üyeliğine önerilen adayların muvafakatları aranır.</p>
<p>Kurul Başkanı, kurul üyelerince kendi aralarından seçilir.</p>
<p>Kurul, en az ayda bir defa veya ihtiyaç duyulduğu her zaman Başkanın çağrısı üzerine toplanır.</p>
<p>Kurul üyelerinin görev süreleri dört yıldır. Görev süresi sona erenler yeniden seçilebilirler. Görev süresi dolmadan görevinden ayrılan üyenin yerine aynı usule göre seçilen üye, yerine seçildiği üyenin görev süresini tamamlar. Yeni seçilen Kurul göreve başlayıncaya kadar önceki Kurul görevine devam eder.</p>
<p>Kurul üyelerine 10.2.1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla fiilen görev yaptıkları her gün için uhdesinde kamu görevi bulunanlara (1000), uhdesinde kamu görevi bulunmayanlara ise (2000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Bu ödemelerde damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz.</p>
<p>Kurul, belirleyeceği konularda komisyonlar ve çalışma grupları kurabilir; ayrıca gerekli gördüğü takdirde, ilgili bakanlık ile diğer kurum ve kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini bilgi almak üzere toplantılarına katılmaya davet edebilir.</p>
<p>Kurulun sekretarya hizmetleri Başbakanlık tarafından yerine getirilir.</p>
<p>Kurulun görev ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Başbakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>
<p>Bilgi Edinme Hakkının Sınırları</p>
<p>Yargı denetimi dışında kalan işlemler</p>
<p>MADDE 15. — Yargı denetimi dışında kalan idarî işlemlerden kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu etkileyecek nitelikte olanlar, bu Kanun kapsamına dahildir. Bu şekilde sağlanan bilgi edinme hakkı işlemin yargı denetimine açılması sonucunu doğurmaz.</p>
<p>Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 16. — Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.</p>
<p>Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 17. — Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>İstihbarata ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 18. — Sivil ve askerî istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Ancak, bu bilgi ve belgeler kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise, istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkı kapsamı içindedir.</p>
<p>İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 19. — Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;</p>
<p>a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,</p>
<p>b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,</p>
<p>c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,</p>
<p>d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,</p>
<p>Bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 20. — Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;</p>
<p>a) Suç işlenmesine yol açacak,</p>
<p>b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,</p>
<p>c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek,</p>
<p>d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek,</p>
<p>Nitelikteki bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.</p>
<p>Özel hayatın gizliliği</p>
<p>MADDE 21. — Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.</p>
<p>Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.</p>
<p>Haberleşmenin gizliliği</p>
<p>MADDE 22. — Haberleşmenin gizliliği esasını ihlâl edecek bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Ticarî sır</p>
<p>MADDE 23. — Kanunlarda ticarî sır olarak nitelenen bilgi veya belgeler ile, kurum ve kuruluşlar tarafından gerçek veya tüzel kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticarî ve malî bilgiler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Fikir ve sanat eserleri</p>
<p>MADDE 24. — Fikir ve sanat eserlerine ilişkin olarak yapılacak bilgi edinme başvuruları hakkında ilgili kanun hükümleri uygulanır.</p>
<p>Kurum içi düzenlemeler</p>
<p>MADDE 25. — Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.</p>
<p>Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler</p>
<p>MADDE 26. — Kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır.</p>
<p>Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.</p>
<p>Tavsiye ve mütalaa talepleri</p>
<p>MADDE 27. — Tavsiye ve mütalaa talepleri bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p>Gizliliği kaldırılan bilgi veya belgeler</p>
<p>MADDE 28. — Gizliliği kaldırılmış olan bilgi veya belgeler, bu Kanunda belirtilen diğer istisnalar kapsamına girmiyor ise, bilgi edinme başvurularına açık hâle gelir.</p>
<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>
<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>
<p>Ceza hükümleri</p>
<p>MADDE 29. — Bu Kanunun uygulanmasında ihmâli, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturması gerektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tâbi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanır.</p>
<p>Bu Kanunla erişilen bilgi ve belgeler ticarî amaçla çoğaltılamaz ve kullanılamaz.</p>
<p>Rapor düzenlenmesi</p>
<p>MADDE 30. — Kurum ve kuruluşlar, bir önceki yıla ait olmak üzere;</p>
<p>a) Kendilerine yapılan bilgi edinme başvurularının sayısını,</p>
<p>b) Olumlu cevaplanarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,</p>
<p>c) Reddedilen başvuru sayısı ve bunların dağılımını gösterir istatistik bilgileri,</p>
<p>d) Gizli ya da sır niteliğindeki bilgiler çıkarılarak ya da bu nitelikteki bilgiler ayrılarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,</p>
<p>e) Başvurunun reddedilmesi üzerine itiraz edilen başvuru sayısı ile bunların sonuçlarını,</p>
<p>Gösterir bir rapor hazırlayarak, bu raporları her yıl Şubat ayının sonuna kadar Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna gönderirler. Bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları raporlarını bağlı, ilgili ya da ilişkili oldukları bakanlık vasıtasıyla iletirler. Kurul, hazırlayacağı genel raporu, söz konusu kurum ve kuruluşların raporları ile birlikte her yıl Nisan ayının sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderir. Bu raporlar takip eden iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kamuoyuna açıklanır.</p>
<p>Yönetmelik</p>
<p>MADDE 31. — Bu Kanunun uygulanması ile ilgili esas ve usullerin belirlenmesine ilişkin yönetmelik, Kanunun yayımını takip eden altı ay içinde Başbakanlık tarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulur.</p>
<p>Yürürlük</p>
<p>MADDE 32. — Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer.</p>
<p>Yürütme</p>
<p>MADDE 33. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/bilgi-edinme-hakki-kanunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi Bir Sürücüde Bulunması Gereken Nitelikler</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/iyi-bir-surucude-bulunmasi-gereken-nitelikler/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/iyi-bir-surucude-bulunmasi-gereken-nitelikler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 12:04:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Sürücü kursları]]></category>
		<category><![CDATA[Trafik]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[Beceri]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[emniyet kemeri]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[koltuk]]></category>
		<category><![CDATA[sürücü]]></category>
		<category><![CDATA[tavır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=777</guid>
		<description><![CDATA[İyi Bir Sürücüde Bulunması Gereken Nitelikler Bu kısımda; güvenli bir sürüş için sürücüde bulunması gereken niteliklerden söz edilecektir. Eğer trafik kurallarının mantığı anlaşılır ve yeterince alıştırma yapılırsa herkes iyi bir sürücü olabilir. Her insan davranışlarında olduğu gibi iyi bir sürücüde &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/iyi-bir-surucude-bulunmasi-gereken-nitelikler/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İyi Bir Sürücüde Bulunması Gereken Nitelikler</strong></p>
<p>Bu kısımda; güvenli bir sürüş için sürücüde bulunması gereken niteliklerden söz edilecektir.</p>
<p>Eğer trafik kurallarının mantığı anlaşılır ve yeterince alıştırma yapılırsa herkes iyi bir sürücü olabilir.</p>
<p>Her insan davranışlarında olduğu gibi iyi bir sürücüde de üç özellik bulunmaktadır. Bunlar;</p>
<p>Bilgi,<br />
Beceri,<br />
Tavır (Mesleki tutum ve iş alışkanlığı) <span id="more-777"></span><br />
Bir çoğumuz satın aldığımız aracın donanımı ve sürüş özelliklerine ilişkin “EL KİTABI” nı okumayız. Yine bir çoğumuz, Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğini okumayız. Oysa, TV izlerken ya da boş zamanlarımızda mesleğimizle ilgili kitapları okumaya zaman ayırırsak, eminiz ki karayollarımız çok daha güvenli olabilecek.</p>
<p>İyi bir sürücünün öncelikle, trafiği oluşturan insan ve araçların karayolları üzerindeki hareketini düzenleyen, Karayolları Trafik Kanunu’nu iyi öğrenmesi gerekmektedir. Trafik kuralları olmasaydı, şehirlerarası karayollarında ya da cadde ve sokaklarımızda neler olurdu?</p>
<p>Peki kurallara uymadığımızda karşımıza bu denli sorunlar çıktığına göre bu sorunların önüne geçecek trafik kural bilincine kaçımız sahip? Onların gerekli olduğuna kaçımız inanıyoruz? “Pratik” olarak tanımlayabiliriz. Trafik ortamında beceri, aracı iyi ve güvenli bir şekilde kullanmaktır. Bir sürücünün becerisi, aracını kullandığı karayolu kesimindeki sürücü sayısıyla doğru orantılıdır. Örneğin, büyük kentlerdeki sürücüler, küçük kentteki sürücülere kıyasla daha çok riskle karşılaştıklarından, daha fazla beceriye sahiptirler.</p>
<p>İşte bu yüzden “Trafik Kural Bilgisi” trafik güvenliğinin birinci basamağıdır. Bu da, çok çalışmak ve öğrenmek isteği ile başlar.</p>
<p>İnsan davranışlarındaki ikinci özellik ise beceridir. Beceriyi,</p>
<p>Sürücüler tecrübe kazandıkça daha iyi araç kullanmaya başlarlar. Nitekim; istatistiklerimiz, tecrübeli sürücülerin daha az kaza yaptıklarını doğrulamaktadır. Elbette, bunun bir çok nedeni vardır. Bilgi ve beceriyi bütünleştiren tecrübeli sürücü uzun yılların verdiği bir alışkanlıkla bir tavır geliştirmiştir. Başka bir deyişle mesleki bir tutuma ve iş alışkanlığına sahip olmuştur. Elbette ki bu alışkanlık, trafik kurallarının gerektirdiği bir davranıştır. Bu bir meslek disiplinidir. Şimdi, bu konu üzerinde tartışalım.</p>
<p>İşte, en büyük problemimiz budur. Güvenli ya da güvensiz sürücülük; kurallara uymak ya da uymamak; aracınızdan çevreyi kirletecek maddeler atmak ya da atmama; yüksek sesli müzik çalmak ya da çalmamak gibi olumlu ve olumsuz tüm davranışlar bu gruba girer. Araç kullanmanın önemi ve tehlikeleri hepsi, bu özellik içerisinedir. Bakınız ;</p>
<p>Trafik kazalarında her yıl yaşamını yitiren 7.000 civarında insanımızı konuşturabilseydik, bizlere ne gibi öğütler verirlerdi acaba ?</p>
<p>Şimdi de bir uygulama yapalım. Lütfen, “Ben araç kullanmayı nasıl daha keyifli, az stresli ve çok daha güvenli hale getirebilirim?” sorusunu elinizdeki kağıtlara yazınız. Beş dakika süreniz var.</p>
<p>Araçta Sürücüye Göre Ayarlanması Gerekenler</p>
<p>Bu konu, koltukta oturma pozisyonu, ayakların duruş biçimi, aynaların durumu, kapılar ve emniyet kemeri ayarlamasının önemiyle ilgilidir.</p>
<p>Bir arabayı ilk defa kullandığınızda yabancılık hisseder misiniz? Neden?</p>
<p>Koltukta oturma pozisyonu;</p>
<p>O halde koltukta oturma pozisyonu nasıl olmalıdır?</p>
<p>Koltuğun arkalığı dik konumda tutulmalıdır. Baş desteği başınızın üçte ikisini tutacak şekilde yükseltilmelidir.</p>
<p>Sürücü koltuğunda otururken, pedallarla koltuk arasında yeterli bacak mesafesini bırakılmalıdır.<br />
Sol kolunuz direksiyonu 12 noktasından tam kavramalıdır.<br />
Doğru oturuş şekli, viraj alırken hakimiyetinizi sağlar. Vücut çeşitli nedenlerle ağırlık dağılımına uyum sağlayabilecek ve direksiyonu istem dışı hareket ettirmeyecektir.</p>
<p>Ayakların duruş biçimi;</p>
<p>Aynalarda,</p>
<p>Peki bir aynanın sürücüye göre ayarlanması nasıl olmalıdır? Aynalar, arkadan yaklaşan trafiği iyi ve net bir şekilde gösterecek biçimde ayarlanmalıdır.</p>
<p>Bir taşıtın aynasındaki ideal görüntü alanı, aynanın yaklaşık üçte ikisi kadar yüksekte ufuk çizgisinin görülmesidir. Taşıtın yalnız arka kısımları ayna içerisinde olmalı, geniş alanda arkadan veya yandan gelen trafik görülebilmelidir.</p>
<p>Yağmurlu havalarda, su damlası nedeniyle oluşan görme zafiyeti, çeşitli kaydırıcı kimyasallar sürülerek önlenmelidir. Böylece kötü hava koşullarında, geceleri ve yağmurda ortaya çıkan görebilme sorunları aşılabilecektir.</p>
<p>Unutmayınız! Aynalar yalnız size yansıtabildiklerini gösterir. Ancak sizin, güvenli bir sürüş için daha fazlasına ihtiyacınız var. Zaman zaman başınızı kör noktaları görmek için hafifçe çevirin ve bakın.</p>
<p>Kapılar</p>
<p>Emniyet kemeri;</p>
<p>Emniyet kemerini taşıtınızın orta direklerinde bulunan ayarlı tutuculardan, boyunuza göre ayarlamalısınız. Emniyet kemeri kesinlikle boyun bölgenizin üzerinde olmamalıdır. Bu tip bir kullanım, kaza sırasında boğulmanıza neden olabilir.</p>
<p>Bir kazaya uğramış araçtaki tüm emniyet kemerleri, ilgili servis tarafından kontrol edilmeden kullanılmamalıdır.</p>
<p>Emniyet kemerleri, 10 yaşından küçük çocukları hiçbir şekilde tutamaz. Bir kaza anında onlar, kemerin arasından sıyrılarak, araç içerisindeki çeşitli bölümlere çarpar, camlardan veya kilitten kurtularak açılan kapılardan dışarıya fırlar ve ağır darbeler alırlar. Darbe sırasındaki enerji, onların bir fil ağırlığıyla çarpmasına neden olur.</p>
<p>Son yıllarda üretilen taşıtlarda emniyet kemerleri esnek bir yapıya kavuşturulmuştur. Sürücü hareket ettikçe, kemer makaradan yavaşça boşalmaktadır. Bu kolaylık, kemerin ani fren veya çarpışma halinde sizi tam olarak tutmamasına neden olabilmektedir. Sürücü ve yolcular kemerlerini taktıktan sonra çok hareketli olmamalıdır.</p>
<p>Doğru bir kemer kullanımı için; kemerde kıvrılmalar olmamalı, kucak, karın ve boyun bölgesinde tam ve doğru oturma sağlanmalıdır.</p>
<p>bir taşıttaki diğer önemli güvenlik gereçlerindendir. Ancak, aynalar her sürücünün boyuna göre ayarlanmasıyla amacına uygun kullanılabilecektir. Genellikle sağ bacak dizden hafif bükülmeli, sol ayak ise debriyaj pedalının ön ucunda ve yerde olmalıdır. Böylece sürücü viraj alırken yerden destek alabilir ve sürücü koltuğunda daha destekli oturur. ise sürekli olarak çok iyi kapatılmalıdır. Çocuklar için imal edilmiş olan kilitlerin kullanılmasında yarar vardır. Şehirlerarası seyahatlerinizde kapılarınızı kilitli tutmalısınız. Böylece istenmeyen kaza durumlarında, açılan kapılardan dışarı fırlayarak meydana gelen ve iç kanama ya da şiddetli darbeler sonucu ölümleri, bir parça önlemek mümkün olabilecektir.bir kaza anında sizi araçta tutacak, vücudunuzun ileri sağa-sola veya yukarı vurmasını önleyecek en önemli teçhizattır. Ancak, emniyet kemerinin bu görevi yapabilmesi için vücudunuzun da doğru yerde olması gerekmektedir.</p>
<p>Kollarımızın Direksiyon Tutuş Pozisyonu Nasıl Olmalıdır?<br />
Güvenli sürüş tekniklerinden biri de direksiyon tutuş pozisyonumuzdur. Şimdi direksiyonu tutarken ellerimizin ve kollarımızın pozisyonunun nasıl olması gerektiğini tartışalım.</p>
<p>Dikkat ettiniz mi? Bir çok sürücünün direksiyonu tutuş biçimi farklıdır. Acaba hangisi doğru?</p>
<p>İnsan hayatına değer veren ve millî serveti koruyan iyi bir sürücü, öncelikle aracının teknik kapasitesini bilmek zorundadır. Hızlanma, yavaşlama, frenleme, manevra, yol tutuş, denge, vb. teknik kabiliyetler, araçtan araca değişmektedir.</p>
<p>Kimi araçlar hidrolik direksiyona sahiptir. Bunlarla manevra yapmak kolaydır. Ancak, tehlike anında, kaygan zeminlerde yolda tutmak, diğerine göre zordur.</p>
<p>Şimdi, aracınızı yönlendirdiniz direksiyonumuz yaptığınız direksiyonun tutulması biçimini açıklamaya çalışacağım.</p>
<p>Ellerinizi yumuşak, ama sıkıca ve baş parmaklarınız üstte kalacak şekilde, sol el saat 09.00, sağ el ise 03.00 pozisyonunda direksiyon üzerine yerleştirin. Ellerinizi bu  pozisyonunda tutarsanız riskli ve acil durumlarda kaçış için, kolaylık sağlamış olursunuz. Koltuğunuzla direksiyon arasında öyle bir mesafe olmalı ki, dirsekler ne açık, ne de çok kapalı, hafif bükülü durumda kalması sağlanmalıdır.</p>
<p>Ellerinizin direksiyon üzerinde çok sıkı olmamasını daha önce açıklamıştık. Ancak, istem dışı yoldan çıkmayı önlemek için, viraj alırken veya frenleme halinde de direksiyon yeterince kavranabilmelidir. Eğer, direksiyonu sürekli olarak sıkıca kavrarsanız, hızınız ne olursa olsun ani doğrultu değiştirmelere neden olabilir. Bu kötü bir alışkanlıktır.</p>
<p>Doğrultu değiştirmek için direksiyonu nasıl yönlendirmeliyiz? Şimdi, sizlere direksiyon çevirme ile ilgili bazı detaylar anlatmak istiyorum.</p>
<p>Aracınızı bulunduğunuz şeritten başka bir şeride geçirmek ya da dönüş yapmak istiyorsanız, hangi yöne manevra yapacaksanız, o elinizi direksiyonun saat 12.00 noktasına koyarak çekmelisiniz.</p>
<p>Örneğin, sola dönecekseniz sağ eliniz saat 02.00 konumunda sabit iken, sol eliniz saat 12.00 noktasına getirilerek aşağıya doğru yeterince döndürülmelidir. Bu arada, sağ el biraz daha aşağı alınarak, sol elin çekişine iterek desteklemelidir. Direksiyon hareketleri sırasında eller sürekli yola paralel, yani yatay pozisyonda olmalıdır. Direksiyonu asla sert hareket ettirmeyin. Bu alışkanlık son derece tehlikeli ve risklidir. Sağa dönüşte ise aynı hareketi sağ el ile yapmalıyız. Aracı yeterince yönlendirdikten sonra pozisyon tekrar düzeltilmelidir. Doğrultuyu düzeltmek için hareketlerin tersinin yapılması yeterlidir.</p>
<p>Manevra sırasında elleriniz direksiyonda iken saat 12.00 veya 06.00 pozisyonunu asla geçmemelidir. Aksi takdirde 2 adım manevrayı yapamaz, yol dışına çıkar, kaza yaparsınız!</p>
<p>Güvenli Bir Sürüş İçin Yapılması Gereken Diğer Hususlar</p>
<p>Bu kısımda, daha önce tartıştıklarımıza ilave olarak güvenli bir sürücülük için sürücüde bulunması gerekli bilgi, beceri ve tutum ya da tavırların neler olduğundan söz edeceğiz.</p>
<p>Sizlere sorulduğu zaman, daima güvenli bir sürüş için kurallara uyduğunuzu söylersiniz. Öyle mi? Bakalım, ne derecede kurallara uyuyorsunuz.</p>
<p>Biz sürücüler ne kadar doğru davranışlar sahibi olursak olalım, bunları koordineli ve uyum içerisinde yapamıyor isek ne kadar başarılı olabiliriz ki&#8230;</p>
<p>Peki bu koordinasyon ve uyumu nasıl sağlayacağız.</p>
<p>Trafikte, mükemmel bir kural bilgisine sahip olmalıyız. Burada bilinen, ancak uygulanmayan bir bilgiden söz etmemekteyiz. Trafik kural bilgisine her sürücü sahip olacak ve bunu uygulayacaktır.</p>
<p>Kara yollarımızdaki trafik güvenliğinin ilk ve önemli kuralı budur.</p>
<p>Bildiğiniz trafik kurallarını, doğru zaman ve yerde uygulayabilmek için trafiğe konsantre olmalısınız. Gereksinim duyduğunuzda kuralı uygulayamamış iseniz, bunun size bir yararı olduğu söylenemez.</p>
<p>Trafiğe konsantre olun. Nereden hangi tehlikenin geleceğini sürekli düşünün. Tehlikeye düşüp kurtulma yolları aramaktansa girmeden önlem almak veya riskli davranışı yapmamak her zaman tercihimiz olmalıdır.</p>
<p>Araç kullanmak, hatta yolda yürümek bile çok önemli ve hayati kararlar almanızı gerektirir. Ancak bu kararları almadan önce yola veya yürüyüşe konsantre olmuş iseniz, doğru zaman ve yerde, doğru kararı alarak uygulayabilirsiniz.</p>
<p>Evet, trafikte bir harekete başlamadan önce, iyi düşünmeli ve doğru karar vermeliyiz. Bir kavşağa yaklaşıyorsunuz veya bir geçiş yapacaksınız, karşılaşabileceğiniz riskleri düşünün, bunlardan nasıl kurtulabileceğinizin planını yapın ve doğru kararınızı uygulayın.</p>
<p>Trafik, tereddüdü affetmez. Düşünün, hızınız 90 km/h ise, saniyede yaklaşık 25 metre yol alırsınız. Tereddüt ederseniz kaç metre yol alacağınızı ve yaşayacağınız riskleri, siz düşünün.</p>
<p>Seyahate başlamadan önce, mutlaka bir “Sürüş Planı” yapın. Seyahatiniz nerede başlayacak, nereye ve hangi yolları kullanarak gideceksiniz, nerelerden dönüş yapacaksınız, dönüş için hangi kavşaklarda sağa yanaşacaksınız, tüm bu planlarınızı yapınız.</p>
<p>Sürüş planlarınızı, araç kullanırken yapmamaya özen gösterin. Aksi taktirde, yola konsantrasyonunuz bozulur, yol ve çevresindeki araç ve insan hareketliliğini göremezsiniz. Riskleri zamanında algılayamazsınız.</p>
<p>Sürüş planı, yol koşullarını önceden tahmin etmek, kendimizin ve diğer sürücülerin güvenliğini tehlikeye düşürmemek için, önceden belirlenmiş hareketleri kurallara uygun biçimde ve zincirleme yapmayı kapsamaktadır.<br />
Takip mesafesine dikkat edin. Normal hava ve yol koşullarında, bu mesafenin hızınızın yarısı kadar metre olduğunu asla unutmayın. Ancak sis, yağmur, gece vb. olumsuz hava koşulları ile iniş eğimli, mıcır kaplı, stabilize, ıslak, karlı, buzlu vb. yollarda önünüzdeki aracı daha uzaktan takip edin.</p>
<p>Baştan beri altını çizerek açıklamaya çalıştığım gibi, düşünerek ve seyahat planınıza göre aracınızı sürün. Takip etmekte olduğunuz aracı geçmek istediğinizde, manevranızın kurallara uygun olup-olmadığını, kurala uygun olmakla birlikte aracınızın performansının geçme yapıp-yapmamaya yeterli olup-olmadığını, görüşün sollama için yeterli mesafe kadar yeterli olduğunu görün.</p>
<p>Birbirlerine yakın hızlarda gitmekte olan araçtan, arkadakinin geçişi için, uzun bir mesafeye ve biraz daha hıza gereksinimi bulunduğunu unutmayın.</p>
<p>Aracınızın yol tipine göre tanınan yasal hızların azami hadler olduğunu akıldan çıkarmamalısınız. Hızınızı; yüke, hava, yol ve trafik durumu ile aracınızın performansı ve lastiklerinizin durumuna göre ayarlamanız gerektiğini asla unutmayın.</p>
<p>Azami hız limitlerine, biraz önce açıkladığım koşulların izin vermesi halinde çıkın. Kötü hava ve yol koşulları ile yoğun bir yaya ve araç trafiğinin bulunduğu ortamlarda hızınızı mutlaka düşürün. Aksi taktirde, durmak için gereksinim duyacağınız mesafe çok daha uzun olacaktır. Örneğin; kuru, asfalt ve düz bir karayolunda standart yük ve araçla, 90 km/h hızda 73 m. mesafede durabilirken, yine standart yüklü bir araçla aynı yolda ve aynı hızda, bu defa ıslak bir zeminde ancak 110 m.de durabileceksiniz. Aracınızın frenlerinin ABS sistemine sahip olması, durmak için gereksinim duyacağınız 110 metrelik mesafeyi asla kısaltmayacaktır.<br />
Aracınızın motor sesi başta olmak üzere, dönen tüm parçalarını dinleyin. Motoru dinlemek size aracınızın performansı ile ilgili ipuçları verecektir. Bir geçiş sırasında aracınızın zorlanıp zorlanmadığını, benzer durumlarda aracınıza güvenip-güvenmemenizi bu sesler, size anlatacaktır.</p>
<p>Motora, kapasitesi üzerinde yüklenmeniz, tehlikeli durumdan kurtulmak için gaz pedalına aşırı basmanız, motordan alışageldiğiniz sesten çok yüksek bir gürültünün duyulmasına neden olacaktır. Bu ses size aracınızı benzer tehlikelerde sizi kurtarmaya yetecek güçte olmadığını kanıtlamaktadır.</p>
<p>Araç kullanırken niyetinizi diğer sürücü ve yayalara ifade ederseniz veya etmezseniz ne olur ? Hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Eminim hepiniz aynı şeyi düşünüyorsunuz. Niyetimizi diğer yol kullanıcılara ifade edemezsek, %100 haksız olacağımız bir kazaya neden olabiliriz. Eğer hızımız da fazla ise, ya ölürüz ya da çok şiddetli darbe nedeniyle acılar yaşarız, sakat kalırız. Trafikteki diğer ortaklarımıza da benzer acılar yaşatırız. Buna hakkımız olmadığını hepimiz biliyoruz.</p>
<p>Böylesine büyük bir riskten kurtulmak için, sadece bir parmak hareketi yapmalıyız. Yani sinyallere dokunmalıyız.</p>
<p>Toplumsal yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi, trafikte de saygılı ve hoş görülü olun. Bu, size hiçbir şey kaybettirmeyeceği gibi çok şey kazandıracaktır.</p>
<p>Kavşağın diğer kolundaki bir sürücü, yasa gereği ilk geçiş hakkını size vermedi. Ancak, sizde yol hakkı kendinizde olduğu için ısrarla kavşağa girdiniz ve bir noktada duramayarak çarpıştınız. Evet, bu durumda haklısınız. Ancak, aracı hasara uğramış, vücudu yaralanmış belki de ölü bir haklı adam.</p>
<p>Araç kullanırken haksız olup olmamaktan daha önemli olan bir kazanın oluşumunu önleyebilmiş olup-olmamaktır. Haklı ama zarar görmüş olmaktansa, haksız ama hasarsız olmayı hepimiz tercih etmeliyiz. Bu bakımdan, trafikte sürekli ısrarcı bir davranışa sahip olmak, çok büyük tehlikelerin etrafınızda dolaşmasına neden olabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, trafiğin bir ortaklık ve hoşgörü ortamı olduğunu unutmamalıyız.</p>
<p>Frenleri Nasıl ve Ne Zaman Kontrol Etmeliyiz?</p>
<p>Güvenli sürüş tekniklerinden bir de frenlerin nasıl kontrol edilmesi gerektiği üzerinedir.</p>
<p>Sizce, iyi bir sürücü frenlere ne kadar güvenmelidir? Frenlere basmanın kurallarını, acaba ehliyeti olan herkes biliyor mu?</p>
<p>Hareket halindeki bir taşıtı durduracak tek düzenek fren sistemidir. Bu nedenle, frenin yapısı ve kontrol edilmesi son derece önemlidir.</p>
<p>Frenlerin kontrolüne ilk olarak fren hidrolik yağının seviyesinin belirlenmesi ile başlanmalıdır. Fren yağı, benzin gibi kullandıkça tüketilen bir şey değildir. Hidrolik hücresindeki azalma, bir arızanın habercisi olarak kabul edilmelidir.</p>
<p>Fren pedalına bastığınızda, pedal önce bir yerde durup, daha sonra ayağınızın altında erime hissediyorsanız, ciddi bir sorunla karşı karşıyasınız demektir.</p>
<p>Fren pedalına, döşemeye doğru yarıdan fazla basabiliyorsanız fren ayarınızı kontrol ettirmelisiniz.</p>
<p>Fren pedalına basınca bir yaylanma hissediyorsanız, sistemde hava var demektir. Hemen servise gitmelisiniz.</p>
<p>Frene bastığınızda, fren ışıklarının yandığından emin olmalısınız. Bunun için bir duvar ya da vitrinden yararlanabilirsiniz. El freni mekanik bir sistemdir. Kullanıldığında aracı yokuş aşağı bir yolda tutabilmeli ya da aracı hareket etmesini engelleyebilmelidir. Bir başka önemli konuda, frenlerin tekerler üzerindeki etkisi eşit olmalıdır. Aksi takdirde sert frenleme halinde kaymaya neden olacaktır.</p>
<p>Frenler düşük bir hızla (ki bu 30 km/s’yi geçmemeli) denemekte yarar vardır. Fren denemesinin üç önemli amacı vardır. Bunlar;</p>
<p>Frenlerin tuttuğunu kontrol etmek,<br />
Fren mesafesini kontrol etmek,<br />
Frenlerin yana çekmediğini kontrol etmektir.<br />
Fren denemesi yaparken yakın arkanızda ve önünüzde araç bulunmamalıdır. Unutmayın! Islak bir zeminden geçtikten ya da aracınızı yıkadıktan sonra frenlerinizi hafifçe pompalayarak disk üzerine biriken suyu atmalısınız.<br />
Aracımızı Karayolunun Neresinde Sürmeliyiz?<br />
Şimdiki konumuz, taşıtların yolun neresinde sürüleceğini bilmekle ilgilidir. Ayrıca, bu konuda karşılaşılabilecek risklerin neler olduğu üzerinde durulacaktır.</p>
<p>Bu konu çok basit gibi görünüyor ama kazaların çok önemli bir kısmını taşıtların yolun neresinden gitmesi gerektiğini bilmeyenler tarafından yapıldığını biliyor muydunuz?</p>
<p>Taşıtınızı yolun neresinden süreceğinizi bilmeniz, sizi bir çok beklenmeyen tehlikeden koruyacaktır. Ülkemizde trafik sağdan akmaktadır. Ancak aracınızı yalnız sağ şeritte sürmek de bazı özel durumlarda olası risklerin bertaraf edilmesini maalesef sağlayamamaktadır.Gevşek Malzemeli Yol Yüzeyine Sahip Karayolunda Aracımızı Nasıl Kullanmalıyız?</p>
<p>“Yol yüzeyinin durumu, sürüşümüzü nasıl etkileyecektir?” Şimdi bu sorunun yanıtını arayacağız.</p>
<p>Gevşek malzeme, araç kullanırken bize hangi riskleri getirir? Bu riskleri göze alırsanız başınıza neler gelebilir, bakalım.</p>
<p>Yolda lastik izinde oturma durumu varsa aracınızı buradan sürmelisiniz. Özellikle, tam oturmamış mıcır kaplı yollarda lastik izinden gitmemeniz büyük tehlikeler yaratabilir. Oturma izi dışındaki yüzeyde mıcır gevşek olacağından, tekerleklerin dönmesi engellenecek ve patinaj nedeniyle kayma ve yol dışına çıkma olabilecektir.</p>
<p>Ancak, buralarda yağmurlu havada su birikmektedir. Yolun yüzeyi ile lastik arasına giren su, yastıklama görevi yapacaktır. Bu durumda lastikler, altına alacağı suyun fazla olması nedeniyle yol yüzeyine ulaşamayacak ve yol tutuşu olamayacaktır.</p>
<p>Unutmayalım! Tekerlekler, sıkıştırılmış yüzeylerde yolu daha iyi kavramaktadır. Bu nedenle gevşek malzeme işaretini görünce, lastik oturma izi doğrultusunda aracımızı kullanmalıyız.</p>
<p>Ülkemizde karayolu kenarında bulunan banketlerin bir çoğu, mıcır kaplamadır. Herhangi bir zorunluluk nedeniyle sürme şeridinizden ayrılarak, gevşek malzemeli bankete inmeniz gerekebilir.</p>
<p>Bankete inmeden önce frenlerinize hafifçe iki kez basın ve 4’lü acil uyarı ışıklarınızı yakarak, niyetinizi arkadan gelenlere duyurun. Sürme şeridini üzerinde yavaşlayın, hızınızı 30 km/h’e düşmesine yakın mıcır kaplı bankete inin ve çok yavaş frenleyin. Motor freni yapmayın.</p>
<p>Gevşek zeminli yüzeye sahip karayolundaki tehlikelerden habersiz bir çok sürücü, trafikte araç kullanmaktadır. Siz gevşek zeminli çift yönlü bir yolda, sollamanın kolaylıkla yapılamaması nedeniyle, arkadan gelen trafiği kısmen kontrol altında tutabilirsiniz.</p>
<p>Ancak, karşıdan hızla gelen sürücülerle, virajda karşılaşmak son derece tehlikelidir. Yolu tam kavrayamayan lastikler, kayarak aracı sizin şeridinize istem dışı yönlendirebilir. Bu durumlarla karşılaşmamak için virajlarda hızınızı azaltıp, karşıdan gelen sürücüyü selektör yaparak ikaz edin. Mümkün olduğunca yavaşlayın. Aynısını tepe üstlerine yaklaşırken de kullanın.Yol Yüzeyindeki Çukur ve Kasislerde Ne Yapmalıyım?</p>
<p>Yoldaki çukur ve kasisler, sürüş güvenliğini nasıl tehlikeye sokmaktadır? Bu tehlikeleri önlemek için neler yapılmalıdır. İşte şimdi işleyeceğimiz konu bu.</p>
<p>Yollarda çukur ve kasislerin çok fazla olması kendi başına bir risk faktörüdür. Bu gibi yol problemlerinde neler yapılması gerektiğini bilirseniz gereksiz masraflardan ve tehlikelerden kurtulmuş olursunuz.</p>
<p>Çukurlar genellikle yol yüzeyini su basması veya altyapıdaki malzemelerin oturması sonucu oluşurlar. Yol yüzeyindeki bu çukurlar tüm otomobil sürücüleri için büyük risk oluşturmaktadır.</p>
<p>Bunlardan derinliği 8 cm.den fazla olanlar, tekerleklere takoz etkisi yapar ve aracın dengesini bozarak yalpalamasına, takla atmasına sebep olabilir.<br />
Karayolu yüzeyinde bir çukur görülünce yavaşlanmalıdır. Ancak çukur üzerinde iken asla fren yapmayın. Bu, tekerleğin dönerek daha az hasarla geçebilme olasılığı en aza indirir. Frenleme nedeniyle dönemeyen tekerlek, çukur üst kenarına hızla çarparak patlayabilir.</p>
<p>İzin verilen azami hızla araç kullanırken bir çukurdan kaçmak için asla sert manevra yapmayın. Bu, tekerleğin kavramasını azaltacak ve aracı kayma pozisyonuna sokarak, bir çarpışmaya ya da takla atmaya neden olacaktır.</p>
<p>Yola ve trafiğe konsantre olarak araç kullanırsanız, sözünü ettiğim riskleri önceden görebilirsiniz. 90 km/h hızla saniyede 25 metre yol alırsınız. Yani, 25 metre uzunluğundaki bir yolu sadece 1 saniyede gözle taramanız gerekli. O bakımdan, bir yandan yola konsantre olurken, öte yandan aşırı hızla araç kullanmaktan sakının.</p>
<p>Aracın Çekiş Gücünün Yeri Niçin Önemlidir?</p>
<p>Aracın çekiş gücü ve motorunun yeri hangi durumlarda nasıl etkili olmaktadır?</p>
<p>Motoru önde olan bir aracı mı yoksa arkada olan bir aracı mı idare etmek daha kolaydır? Hiç düşündünüz mü? Bir aracın çekiş gücünün önde ya da arkada olmasının ne önemi olabilir?</p>
<p>Bir aracın motorunun, önden mi, arkadan mı, yoksa dört teker çekişli mi olduğunu bilmek, sürücünün nasıl bir beceri uygulayacağına karar vermesi açısından önemlidir. Tanımadığınız bir aracı kullanmadan önce, bunun çekiş sisteminin ve lastik diş profillerinin bilinmesinde yarar vardır.</p>
<p>Motoru önde olan bir aracı idare etmek, arkada olan aracı idare etmekten çok daha kolaydır. Motoru önde ve ön çekişli araçlar yapıları gereği hareket halindeyken sürekli öne gitmek isteyecektir. Buna karşılık, motoru önde olmakla birlikte, arkadan çekişli araçlar özellikle viraj ve kavşaklarda aracı, sürücüsünün istemi dışında yanlamasına doğru çekerek, büyük riskler yaratırlar.</p>
<p>Arkadan çekişli araçların kimi zaman 180 derece kaymasının nedeni de budur. Bu tip araçları kullanan sürücüler, viraja girerken önden çekişlilere kıyasla daha çok yavaşlamak zorundadırlar. Aksi takdirde işin doğası gereği, araç sizi yol dışına kaydırmak isteyecek ve siz bunu önlemek için hiçbir şey yapamayacaksınız.</p>
<p>Bunu çok basit bir örnekle açıklamaya devam etmek istiyorum.</p>
<p>Bir okçunun atışını düşünün, eğer okun ağırlık merkezi önde ise hareket enerjisi de burada olacağından, hedefe hızla gidecektir. Şimdi oku ters çevirip attığınızı düşünün, ok ağırlık merkezinin arkada olması nedeniyle dönecek ve arkadaki kısım istem dışı öne geçecektir.</p>
<p>Arkadan çekişli araçta da aynı şey olacaktır. Yani bir viraja girdiğinizde aracınız arkadan çektiği için öne gelmek isteyecek, tekerleklerin yolu kavraması sıfırlanacaktır. Yol ile lastik arasındaki tutunma temasının kalmaması sonucu, araç kaymaya başlayacak ve belki de yol dışına atarak devrilmenize neden olacaktır.</p>
<p>Dört teker çekişli araçlarda, bu sistemin devre dışı olması halinde, normal çekiş hangi tarafta ise o tip araçtaki sürüş özelliklerine sahiptir.</p>
<p>Arkadan çekişli aracınızın lastik diş derinliği kışın 3 mm.’nin altına inmiş ise kayma riskini her an ve her yerde yaşayabilirsiniz. Normal şartlarda ise 1.6 mm’nin altındaki lastikleri kesinlikle değiştirmelisiniz.<br />
Gece Sürüşü ve Hız</p>
<p>Sizce, kazalar geceleri neden daha çok olmaktadır?</p>
<p>Bir diğer konumuz, gece koşullarında araç kullanıldığında ne tür sorunlar ortaya çıkabileceği ve bu gibi durumlarda neler yapılması gerektiği ile ilgilidir.<br />
Gece şartlarında araç kullanmak, görüş şartlarının kısıtlı ve risklerin yeterince uzaktan algılanamaması bakımından önemlidir. Baştan beri tüm sürücülerin riskler konusunda yeterli bilince ulaşmalarının üzerinde önemle durduk. Sürüş sırasında, olası kaza risklerine girmeden aracı kullanmak gereklidir. Böylece riske girdikten sonra kurtulmaya çalışmak yerine, diğer sürücü, yaya ve yolcuların kazaya neden olabilecek davranışlarını görerek önlem almak daha akılcı olacaktır.<br />
Gece şartlarında gözlerimizin yeteneği son derece azalmaktadır. Aydınlık bir odadan karanlığa girince bir süre etrafta nelerin olduğunu göremeyiz. Ancak, odadaki tehlikeler yürüyüş hızınız nedeniye çok yüksek değildir.</p>
<p>Geceleyin otonuzun farlarının aydınlattığı alanın hemen ilerisinde, üzerinde ve yanlarında odanızdakine benzeyen karanlık bölgeler oluşur. Siz, burada hangi risklerin bulunduğunu doğal olarak bilemezsiniz. Şeridiniz üzerinde bozulmuş bir aracı gündüz görme ve gece farkedebilme durumlarını değerlendiriniz.</p>
<p>Unutmayın! Görme mesafeniz, geceleri sadece farlarınızın aydınlattığı alanla sınırlıdır.</p>
<p>Geceleri kısa farlarınız ortalama 25, uzun huzmeli farlarınız ise yalnızca 100 m.lik alanı aydınlatır. 90 km/h hızda normal şartlarda 73 m. de durabilirsiniz. Uzun farlarınızın teknik kapasitesi size bu mesafeyi kolaylıkla gösterir. Siz de riskli durumları önceden görerek gerekli manevraları yapabilirsiniz.</p>
<p>Hızınız 110 km/h ise, durmak için normal şartlarda ve asfalt gibi yollarda 102 m. ye gereksiniminiz var. Ancak farlarınız azami 100 m.yi aydınlatıyor, hızınız da 110 km/h ise ne kadar güvensiz ve riskli bir ortamda olabileceğinizi aklınızdan çıkarmamalısınız.</p>
<p>Gece veya görüş şartlarının olumsuz olduğu durumlarda hızınızı mutlaka düşürün. Bir hayvana çarpmamak için fren yapmanıza rağmen duramayacağınıza karar verdiyseniz, frenden ayağınızı kaldırın. Böylece çarpma şiddetinden en az etkilendiğinizi unutmayın.</p>
<p>Gece yolculuklarında kaza riski, gündüze oranla en az 2-3 kat fazladır. Hızınızın 110 km/h civarına çıkması durumunda ise risk, 6 katına çıkmaktadır. Gündüz şartlarında bile görme açımızın 100km/h hızda 42° olması, yol kenarındaki ve yakın ilerimizdeki tüm diğer riskleri algılayıp yeterli önlemi alamamamıza neden olmaktadır. Bu nedenle, gündüz 100 km/saat hızda kaza yapma oranı 1 ise, gece şartlarında aynı hızla kaza riskiniz 6 katına çıkmaktadır.<br />
Gece Sürüşü ve Göz Kamaşması<br />
Araçların farları ve güneş ışığı sürücülerin gözlerini kamaştırır ve kazaya yol açabilir. Böyle durumlarda neler yapılması gerektiğini tartışacağız şimdi.<br />
Göz kamaşmasından dolayı ortaya çıkabilecek sorunları ve çözüm yollarını bilmek kazaları azaltır.</p>
<p>Geceleyin araç sürerken karşınızdan gelen araçların farları gözlerinizi kamaştırır. Göz kamaşması, yolu ve sürme şeridini görememenize neden olur. Göz kamaşması geceleri meydana gelen kazaların en başta gelen nedenidir.</p>
<p>Geceleri araç sürerken gözlerinizin kamaşmasını önlemek için, karşıdan gelen araçların farlarına bakmayın. Eğer bir sürücü ısrarla uzunlarını yakmaya devam ediyorsa, selektör yaparak onu uyarın.</p>
<p>Karayollarında, gece ve görüşün yetersiz olduğu hava şartlarında görüşü kolaylaştırmak için çeşitli önlemler alınmıştır. Bunlar karayolunun her 2 yönünde sıralanan reflektif kenar taşları ile farlarınızın ışığını yansıtan şerit çizgileridir. Reflektif kenar taşları normal koşullarda 50’şer m. aralıklıdır. Bu mesafe, viraj ve tepe üstleri gibi yerlerde dahada azalmaktadır. Reflektif direklerin sağdakinde kırmızı, soldakinde ise beyaz renk yansır.Gece Karşılaşma ve Sollamalarda Farlarımızı Nasıl Kullanmalıyız?</p>
<p>Farlar ve sis lambalarının nasıl kullanılacağını ve ayarlanacağını öğrenmek bu konunun temel amaçlarıdır.</p>
<p>Hem iyi bir görüşe sahip olmak hem de başkalarını rahatsız etmemek mümkün müdür?</p>
<p>Gece yolculuğunda uzun farları yakmak iyi görmemizi sağlar, ancak karşıdan gelenleri çok rahatsız eder. Bu yüzden, geceleri araç kullanırken, karşı yönden gelen bir araçla karşılaştığınızda hemen kısa farlarınızı yakmalısınız. Bu mesafe, genel olarak 200-250 m. ise de karşıdaki sürücünün selektör ikazı veya kısa farlarını yakması halinde de hemen kapatılmalıdır. Karşılaşmalarda kısa farların yakılması önünüzde ortalama ancak 25m. mesafenin görülebilmesi anlamına geldiğinden, durma mesafenizi de düşünerek mutlaka yavaşlamalısınız.</p>
<p>Uzun farlarınızı, karşılaştığınız araç sürücüsünün rahatsız olmadığı yakınlığa kadar kullanabilirsiniz. Böylece 2 aracın ışıkları arasında karşılaşmalarda en az karanlık bölgenin kalması sağlanmış olur. Göz kamaşmasına neden olabilecek yakınlığa ulaşınca farlarınızı kısa pozisyona alın. Tam karşılaşma anında tekrar yani karşılıklı araçlar yan yana gelince, hemen uzunlarınızı yakın.</p>
<p>Solladığınız araçla yan yana ve far hizasına geldiğinizde uzunlarınızı yakmalısınız. Aksi takdirde geçtiğiniz aracın gözlerinize yönelik kaçınılmaz olumsuz etkisinden kurtulamazsınız. Arkadaki aracın kısa bir süre de olsa, far etkisinde kalabileceğinizden güvenli geçiş noktasında, uzunlarınızı zaman geçirmeden yakmalısınız.</p>
<p>Unutulmaması gereken araca ait bir başka ışık donanımı ise sis ışıklarıdır. Sis ışıklarımızı sadece ve sadece olumsuz hava koşullarında kullanırız. Görüş şartlarının yeterli olduğu gece ve gündüz şartlarında, hiçbir şekilde sis farlarını kullanmayın. Böylece, hem karşınızdan gelen hem de sizi takip eden sürücülerin göz kamaşmasını engellemiş olursunuz.</p>
<p>Geceleri her hangi bir zorunlu nedenle duraklamanız gerekirse, öncelikle güvenli bir yer seçin. Duracağınız yerin; viraj içleri, iniş veya çıkış, kavşak yakınları, demiryolu geçitleri gibi tehlikeli yerler olmamasına özen gösterin. Mümkünse bir tesise girin. Yol üzerinde durmanız gerekirse güvenli bir yol kesimi bulun. Buranın her yönden gelen araç sürücüleri tarafından rahatlıkla görülebilecek yerler olmasına itina edin. Uzun ve kısa farlarınızı kapatın. 4’lü lerinizi ve park ışıklarınızı yakın. Uzun süreli bekleme yapmamaya özen gösterin.</p>
<p>Kısa farlarınızı kontrol etmek</p>
<p>için düz bir yerde ve duvara 10 m. mesafede durun, kısalarınızı açın, aydınlatmanın yerden yüksekliği, farlarınızın yüksekliğine eşit ise sorun yoktur. Eşit değilse bir oto elektrikçide ışık ayarı yaptırmalısınız.<br />
Kısa ve uzun far ayarlarınızı kesinlikle yükseltmeyin. Bunu yapmak yerine geceleri hızınızı düşürün. Karşınızdan gelen sürücüler, kısa hüzmeli farlarınızdan rahatsız olduklarını selektör yaparak duyuruyorlarsa, ışıklarınızı mutlaka kontrol ettirin.<br />
Sis ışıklarının geceleri uzun ve kısa hüzmeli farlarla aynı zamanda kullanılması yasaktır. Sis ışıkları teknik yapıları gereği, uzun ve kısa farların yeterince aydınlatamadığı olumsuz hava koşullarında, görme ve görülmeyi sağlamak için araçta bulunduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>Eğer, her hangi bir hava şartında uzun veya kısa farlarınızı kullanabiliyorsanız, sis ışıklarınızı kesinlikle açmamalısınız. Sis ışıkları, kesinlikle araçlarınızın dışardan güzel görülmesini sağlayan bir aksesuar değildir.<br />
Bir aracın sizi geçmeye başlaması durumunda ise, bu araçla yan yana gelinceye kadar uzunlarınızı yakmaya devam etmelisiniz. Böylece geçiş sırasında, sizin farlarınız geçen sürücü önünde azami aydınlatma mesafesi yaratacaktır. Bu, trafikte ortaklığın bir gereğidir. Sizi geçmekte olan araç yanınıza geldiğinde hemen kısa farlarınızı yakmalısınız.<br />
Tepe üstlerine veya yakın ilerisi görünmeyen virajlara girerken uzunlarınızı yakmaya devam edin. Hatta bir kaç kez selektör yapın. Ancak, hızınızı da kesinlikle azaltın. Böylece, göremediğiniz kesimden gelen sürücüye, bu alana yaklaşmakta olduğunuzu duyurmuş olacaksınız.</p>
<p>Bir tepe üstünde uzunlarınızı bir otobüs veya kamyon sürücüsüyle karşılaştığınızda hemen kapatın. Onlar, sizden daha yüksekte oturduklarından uzun ışıklarınız direk göz kamaşmasına neden olacaktır.</p>
<p>Gece bir aracı geçmek istediğinizde, uzun hüzmeli farlarınızın bu aracın arka tekerleklerini aydınlatmaya başlamasından hemen önce kapatmalısınız. Ayrıca, kısa farlarınızın bu aracın yine en fazla arka tekerleklerini aydınlatmasına izin vermelisiniz. Bundan daha yakın bir mesafeye kadar yaklaşmamalısınız. Aksi takdirde far ışığınızın önündeki sürücünün aynalarından yansıması nedeniyle gözlerinin kamaşmasına ve yolu görememesine neden olursunuz.</p>
<p>Unutmayın! Gece araç sürmek ciddi ve zor bir beceridir. Karanlık bir odada el yordamıyla yolunuzu bulabilirsiniz. Ya araç kullanırken gözleriniz kamaşmış veya buna neden olmuş iseniz?..<br />
İşte, gece veya olumsuz görüş koşullarında, sürüş rehberliğinizi bunlar yapar. Karşılaşmalarda göz kamaşmasını önlemek için, banket çizgisine ya da kenar taşlarına gözlerinizi yöneltmelisiniz.</p>
<p>Göz kamaşması sadece geceleri değil, gündüz şartlarında da bizi tehdit edebilir. Güneşin ufuk çizgisine yaklaştığı durumlar ile güneş ışıklarının bir binanın geniş camlarından yansıması, bunlara örnek verilebilir. Gündüz güneşe karşı araç kullanırken gözlerimizi gözlükle korumalı ve güneş siperliğini indirmeliyiz</p>
<p>Mesafe tahmin yeteneğimiz, çevremizdeki cisimleri ve renkleri net olarak görebilmemize bağlıdır. Karanlıkta ise renk ve şekillerin büyük bir çoğunluğu kaybolur. Sadece farlarınızın aydınlattığı ortalama 100 m. mesafedeki karayolunu görebilirsiniz. Bu nedenle derinlik, mesafe algılama gibi yetenekleriniz kaybolur. Size çok yakın bir tehlikeyi uzakta kabul edebilir ve gerekli önlemleri almayı ihmal ederseniz bu, sizi riske sokabilir.</p>
<p>Gece ve olumsuz görüş koşullarının bulunduğu yol kesimlerindeki görme olanağınız;</p>
<p>Farlarınızın ışık gücü ve ayarı,<br />
Görme yeteneğiniz,<br />
Yağmur, sis, kar,<br />
Karşıdan gelen aracın far gücü,<br />
Camlarınızın temizliğine<br />
bağlıdır.</p>
<p>Gece sürüşlerinde gündüzdekinden farklı ve ters olarak, orta çizgiye yakın olmalısınız. Karşılaşmalarda ise sürme şeridinizi ortalamalı, ancak olabildiğince yavaşlamalı, kısa farlarınızı yakmalısınız.</p>
<p>Gece bankete inmek; inilecek yerin mıcır veya asfalt, banket yüksekliği, genişliği ve buradaki olası tehlikelerin neler olduğu her zaman risklidir.</p>
<p> </p>
<p>Önünüzdeki aracın tekerleklerinden fırlayan taşların menzili içerisine asla girmeyin. Karşıdan gelen sürücüyü de yavaşlaması yolunda selektör yaparak ikaz edin. Herhangi bir tehlikeye karşı yanınızdakini, ön cama dışarı doğru parmaklarıyla baskı yapmasını ikaz ediniz.</p>
<p>Gevşek malzemeli yollarda durmak için daha uzun mesafeye gereksiniminiz olduğunu unutmayın. Bu nedenle takip mesafenizi artırın. Önünüzdeki aracın geçeceği belli yere “1001, 1002, 1003, 1004” şeklinde saydığınızda ulaşıyorsanız, mesafeniz yeterli demektir.</p>
<p> </p>
<p>Tepe üstleri, ilerisi görünmeyen virajlar açıkladığım durumlara örnek olabilecek yerlerdir. Bu tip kesimlerde olabildiğince sağa yanaşmak, hatalı sollama yaparak ve aşırı hızla viraja girerken savrulduğu için şerit ihlali yapanlardan sizi koruyabilecektir.</p>
<p>Gece veya güneşin kapalı olduğu sis, yağmur, bulut vb. durumlarda araç kullanırken orta şerit çizgisine değil, sağınızdaki çizgiye yakın sürmelisiniz. Kenar taşları üzerindeki reflektiflerin hızlı geçtiğini hissettiğiniz an, hızınızı hemen azaltmalısınız.</p>
<p>Şerit çizgisini ortalayarak veya üzerinde aracınızı sürmeyin. Bu alışkanlık çift yönlü trafikte karşılıklı çarpışmalara neden olmaktadır. Çizgilerin üzerinden gitmek ise onların zamanından önce silinmesine, görevlerini yapamamalarında etkili olmaktadır.</p>
<p>Dönüş yapacağınız kavşağa şehir içinde 30, dışında ise 150 m. mesafede o yöndeki şeride giriniz. Böylece kavşak alanında hatalı manevra yapmaz ve niyetinizi diğer sürücü ve yayalara duyurmuş olursunuz.</p>
<p>Döndüğünüz yolun, mümkün olduğunca sağına yakın girin ve daha sonra kontrollü şekilde sürüş için en uygun şeride girin.</p>
<p>Şerit öncesi yön seçim levhalarına dikkat edin, seyahat planınıza en uygun şeride girin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/iyi-bir-surucude-bulunmasi-gereken-nitelikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rehberlik Nedir, Ne Değildir?</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/rehberlik-nedir-ne-degildir/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/rehberlik-nedir-ne-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 May 2008 12:10:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi vermek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[istek]]></category>
		<category><![CDATA[isteklilik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önderlik]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal haklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit etme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=527</guid>
		<description><![CDATA[Rehberlik Nedir, Ne Değildir? Rehberlik ne değildir? a)      Rehberlik çocuğun elinden tutup yürütmek, bütün ihtiyaçlarını karşılamak değildir. b)      Rehberlik öğrenciyi korumak, her sıkıntıdan kurtarmak, problemlerini çözmek için doğrudan yardım yapma değildir. c)       Rehberlik öğrenciye öğüt vermek, telkinde bulunmak, tavsiye yapmak &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/rehberlik-nedir-ne-degildir/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rehberlik Nedir, Ne Değildir?</strong></p>
<p>Rehberlik ne değildir?</p>
<p>a)      Rehberlik çocuğun elinden tutup yürütmek, bütün ihtiyaçlarını karşılamak değildir.</p>
<p>b)      Rehberlik öğrenciyi korumak, her sıkıntıdan kurtarmak, problemlerini çözmek için doğrudan yardım yapma değildir.</p>
<p>c)       Rehberlik öğrenciye öğüt vermek, telkinde bulunmak, tavsiye yapmak değildir.</p>
<p>d)      Rehberlik öğrencilere test uygulamak, anket yapmak, fiş doldurmak dosya tutmak gibi rutin işler değildir.</p>
<p>e)      Rehberlik okulda disiplini sağlama, öğrencileri tehdit etme,<span id="more-527"></span> kontrol altında bulundurma, onları yargılama işi değildir.</p>
<p>f)        Rehberlik idarenin istek ve arzularını öğrencilere empoze etmek, öğrenci ile okul idaresi arasında aracılık etmek işi değildir.</p>
<p>g)      Rehberlik öğrencilerin devamsızlıklarını incelemek, karne yazmak sekreterlik yapmak değildir.</p>
<p>h)      Rehberlik öğrenciyle ahbaplık etmek, sohbet yapmak, dertleşmek değildir.</p>
<p>i)        Rehberlik bilgi vermek, ikna etmek inandırarak ve önderlik ederek çocukların davranışlarını etkilemek değildir.</p>
<p>Rehberlik Nedir?</p>
<p>a)      Rehberlik öğrencinin kendisine yardım etmesi ağırlıklı çalışmalardır.</p>
<p>b)      Rehberlik öğrencinin kendisini tanıması ortaya koyması, kendi kararlarını kendisi vermesi, kendi hayatını kendisi yönlendirmesi ve sonuçlarında sorumlu olması işidir.</p>
<p>c)       Rehberlik isteklilik ve gönüllülüğe dayalı bir yardımdır.</p>
<p>d)      Rehberlikte öğrenci hakkında hazırlanan test, anket, bilgi toplama amaç değil, öğrencilere yardımcı olmak için kullanılan araçtır.</p>
<p>e)      Rehberlikte danışan öğrencilerin özellikleri ne olursa olsun, hasta olarak algılanmaz ve özelliklerine kişiliklerine saygı duyularak yürütülen çalışmalardır.</p>
<p>f)        Rehberlikte ilişkiler tek yönlü olmayıp, rehber ile öğrencinin karşılıklı saygı, hak, sorumluluk işbirliğine dayalı bir etkileşim ilişkisidir.</p>
<p>g)      Rehberlikte öğrenci hakkında edinilen bilgiler açık yakalama, tehdit etme baskı aracı olarak kullanılmayıp gizli ve özel her türlü bilgiler onun en verimli gelişimi için kullanılır ve gizli tutulur.</p>
<p>h)      Rehberlik öğrencinin karşılaştığı veya ileride karşılaşacağı problemler için öngörü kazandırmak, problemlere hazır hale getirmek, çözüm için beceri ve anlayış oluşturmaktır.</p>
<p>i)        Rehberlik bireyin benlik ve kişilik gelişimine yardımcı olmaktır.</p>
<p>j)        Rehberlik disiplin işi değildir. Yalnız öğrencilere her türlü uyumları için, program ve birlikte yaşama, bilmeden hatalara düşmemeye yönelik kurallar hakkında bilgi verilebilir.</p>
<p>k)      Rehberlik öğrencilerin her türlü eğitimi ve gelişimi için uygun ortam yaratmaktır.</p>
<p>l)        Rehberlik sadece sorunlu olan öğrencilerin problemlerinin çözümüne yardımcı olma, onlara bir takım hizmetler sunmayla sınırlı değildir. Önleyici, yönlendirici, uyum sağlayıcı, geliştirici, bütünleştirici,  aydınlatıcı fonksiyonlarıyla diğer öğrencilere de hitap etmektedir.</p>
<p>m)    Rehberlik sadece psikolojik danışma değildir, rehberlik aynı zamanda bir kişilik hizmetleri topluluğu olarak sağlık, sosyal kültürel v.b hizmetleri de içermektedir.</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/rehberlik-nedir-ne-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niyetiniz Doğru, Sonuç Yanlışsa</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/niyetiniz-dogru-sonuc-yanlissa/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/niyetiniz-dogru-sonuc-yanlissa/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 05:51:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklar jestler]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[eller]]></category>
		<category><![CDATA[Gözler]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[mimikler]]></category>
		<category><![CDATA[Niyet]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=402</guid>
		<description><![CDATA[Niyetiniz Doğru, Sonuç Yanlışsa İşlem Hatası Var Demektir Niyetiniz kartallar gibi uçmaksa, sürüngenlerle düşüp kalkmayın çünkü insan,arkadaşına benzemeye meyillidir. - Niyet, elinizdeki malzeme ile çalışır. - Niyet bozulunca sözler sancılanır. - Niyetiniz bir kristale şekil vermekse, ona uygun hassas aletler &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/niyetiniz-dogru-sonuc-yanlissa/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Niyetiniz Doğru, Sonuç Yanlışsa İşlem Hatası Var Demektir </strong></p>
<p>Niyetiniz kartallar gibi uçmaksa, sürüngenlerle düşüp kalkmayın çünkü insan,arkadaşına benzemeye meyillidir.<br />
- Niyet, elinizdeki malzeme ile çalışır.<br />
- Niyet bozulunca sözler sancılanır.<br />
- Niyetiniz bir kristale şekil vermekse, ona uygun hassas aletler ile çalışmalısınız, marangoz testeresi ile değil.<span id="more-402"></span><br />
- Doğru bir niyetle başlanmayan hiçbir şey, sahibine hayır getirmez ve zararından da asla<br />
kurtulamaz.<br />
- Göz görmez ışık gördürür, aradığını niyet buldurur.<br />
- Niyet sıkıntılara göğüs gerdirir, acılara ve mahrumiyetlere sabrettirir.<br />
- Niyetiniz doğru sonuç yanlışsa, işlem hatası var demektir.<br />
- Bugün toplumun sorun kaynağı haline gelen evlâtlarını yetiştiren anne babaların da niyeti iyiydi, peki ya sonuç?<br />
- Niyet, yanlışa götüren eyleme engel olamıyorsa, bilgi açlığından ölüyor demektir.<br />
- Niyet yol buldurur, yöntem sordurur, gayret ettirir, sonuç aldırır.<br />
- Kişinin bütün hücreleri, niyetinin enerjisini taşır.<br />
- Niyetiniz size rengini verir.</p>
<p> <br />
- Niyete doğru bilgi yol göstermezse, sadece niyet kişiyi selamete çıkarmaz.<br />
- Niyeti iyi olması, sonucun iyi olmasına yetmez.<br />
- Zihindekiler eyleme dökülürken şekil alır. O şekil niyete paralel değilse, sonuç, üzüntüye<br />
sonuna kadar açılan bir kapı olabilir.<br />
- Akıl, uygulamanın metodunu-usulünü sorgulayarak niyete yardımcı olursa, “NİYET HAYR, AKIBET HAYR” olur.<br />
- Gözler, sözler, eller, ayaklar jestler, mimikler, beden dili ve enerjisi birer enstrüman, akıl orkestra şefi, niyet ise bestedir. Hepsinin önünde niyetin beste ve güftesi vardır ve bütün enstrümanlar onu seslendirir.<br />
- Bakışlarınızı o tarafa ya da bu tarafa yönelten niyettir.<br />
- Harfleri hece, heceleri kelime ve kelimeleri cümle yaparken organize gücü ve şekli niyetten kaynaklanır. Niyetiniz sözlerinizi çiçek buketine ya da dikene çevirir. Size uygun<br />
görünmediği için ters tepki verecekken niyetini fark etmeniz bunu engelleyebilir.<br />
- Niyet gözlüğü ile bakar ve okuruz.<br />
- Rabbimizin “oku” emriyle, olayları, durumları, insanları, kendimizi, tabiatı, börtü böceği,<br />
sırf “O” nun rızası için okumak, sonra da alınan ders ile, hikmet ile hayatı dokumaktır aslolan.<br />
- Niyet önümüzdekileri gösterir ya da gözden kaçırmamıza sebep olur.<br />
- Niyet yol buldurur, yol bildirir, yolda oldurur, durdurur ya da yürütür, güldürür yahut  ağlatır. Niyet iz yapar gönlümüzde de, yolumuzda da.<br />
- Niyet elimizden tutar nefsin karanlık denizlerinde ve bilgi meşalesi de önümüzü aydınlatır.<br />
- Bozuk iletişim yolunda zikzaklar çiziyorsa ayaklarımız, niyet arabamız bizi, iman+bilgi=<br />
sabır tamir bakım servisine götürebilmeli.<br />
- Niyetin aydınlığına güvenerek yola çıkıp da, metotsuzluğun karanlığında kaybolanlar, doğru bilgi ile yollarını aydınlatmadıkça, kendilerini güvende hissedemezler.<br />
- Niyetini bilgi ile beslemediği, desteklemediği için, iyi bir evlat yetiştirmek olduğu halde, çocuğuna yaptığı yanlışlarla niyetini gölgede bırakanlar, sonuçtan halâ karşısındakileri sorumlu tutmaya devam ederlerse, beslenen yanlış davranışların gönül talanında, kendisini de talan edilmiş bulabilir.<br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/niyetiniz-dogru-sonuc-yanlissa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖSS neyi ölçüyor?</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/oss-neyi-olcuyor/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/oss-neyi-olcuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 15:01:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSS]]></category>
		<category><![CDATA[Soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/index.php/oss-neyi-olcuyor/</guid>
		<description><![CDATA[ÖSS neyi ölçüyor? Bilgi sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır. Mevlana Öğrenci Seçme Sınavı nasıl bir sınavdır? Genel olarak neyi ölçmektedir? “Sınava çok çalıştığımız” halde neden bazı soruları yapmakta zorlanırız? Soruların kolay ya da zor diye &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/oss-neyi-olcuyor/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖSS neyi ölçüyor?</strong></p>
<p>Bilgi sınırı olmayan bir denizdir.</p>
<p>Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.</p>
<p>Mevlana</p>
<p>Öğrenci Seçme Sınavı nasıl bir sınavdır? Genel olarak neyi ölçmektedir? “Sınava çok çalıştığımız” halde neden bazı soruları yapmakta zorlanırız? Soruların kolay ya da zor diye nitelendirilmesinin sınavın öğrencide ölçtüğü bilgi düzeyiyle bir ilgisi var mıdır? Bu sorular  bu bölümde cevaplayacağımız sorulardır. Soruların ölçtüğü bilgi düzeylerini kavramak, bir öğrencinin “Ben neden başarılı olamıyorum?” sorusuna cevap bulmasını sağlaması bakımından önemlidir.</p>
<p>Bilgi düzeyleriyle ilgili aşağıda verilenler, soruların hangi düzeydeki bilgileri ölçtüğünü görebilmeniz için anlatılmıştır. Bu süreçlerin, dolayısıyla soruların, mantığını genel olarak bilmeniz bazı soruların neden çok basit ve kolay olduğunu, bazılarının da<span id="more-216"></span> neden daha zor ve karmaşık olduğunu kavramanızı sağlayacaktır. Bilgi düzeylerinin daha iyi anlaşılması için örnek sorular da eklenmiştir. Bu soruların birçoğu çıkmış ÖSS sorularıdır.</p>
<p>Öğrenci Seçme Sınavı’nın Ölçtüğü Bilgi Düzeyleri</p>
<p>Öğrenci Seçme Sınavı’nda sorulan soruların ölçtüğü bilgi düzeyleri birbirinden farklılık göstermektedir. Çok basit düzeyde bir sorudan tutun da “seçici, eleyici” dediğimiz sorulara varana kadar bu böyledir. Bu bilgi düzeyleri, ezberlenmiş bilginin hatırlanmasıyla başlayıp, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme becerisini ölçen düzeye kadar çıkabilmektedir.</p>
<p>Bilgi basamağından değerlendirme basamağına doğru çıkıldıkça ölçülen bilgi düzeyi karmaşıklaşır ve öğrenilip geliştirilmesi de daha uzun ve yoğun bir çabayı gerektirir.</p>
<p>Çalışmaya ve öğrenmeye başladıkça o konuyla ilgili daha ileri bir bilgi seviyesine ulaşabilecek ve daha zor soruları yapmaya hazır hissedeceksiniz kendinizi. Öğrenmeyi çok katlı bir bina gibi düşünebilirsiniz. Katlara çıkabilmek için öncelikle binaya girmeniz ve ilk kata çıkmanız gerekir. İlk kata çıkmadan ikinci kata, ikinci kata çıkmadan üçüncü kata, üçüncü kata çıkmadan dördüncü kata çıkmanız zor olacaktır. İşte öğrenmede tıpkı bunun gibi bir yapıya sahiptir. Bazı bilgiler vardır birinci katı çıkmanın anahtarıdır; onunla dördüncü ya da beşinci kata çıkamazsınız. Yapmanız gereken şey birinci katı çıktıktan sonra daha sonraki katlar için gerekli öğrenmeleri yapmaktır.</p>
<p>Belleğinizdeki bilgiler arttıkça, o konuyla ilgili, daha zor ve karmaşık soruları yapmaya hazır olacak ve her öğrenme basamağında, bilmediklerinizi, önceki bilgilerinizle yorumlamanız mümkün olacaktır.</p>
<p>ÖSS’de sorulan bazı soruların “seçici, eleyici” olmasının mantığı da ölçtüğü bilgi düzeyinin daha üst sıralarda olmasından gelmektedir. Şimdi gelin ÖSS’deki soruların ölçtüğü bilgi basamaklarını birlikte inceleyelim. ÖSS’deki soruların ölçmeyi hedeflediği bilgi basamakları altıya ayrılmaktadır:</p>
<p>1. Basamak: Bilgi Düzeyi</p>
<p> Bilgi düzeyi, daha ileri düzeydeki bilgileri kavrama ve özümseme açısından temel oluşturma niteliği görmektedir. Bu düzeydeki soruların öğrenciden beklediği, bilgilerin öğrenildiği biçimiyle hatırlanması ya da tanınmasıdır. Başka bir ifadeyle, bu düzeyde adayın hatırlama gücü ölçülür. Bu tür bilgilerin (terimler, tanımlar, olaylar, olgular, ilkeler, formüller, kuramlar v.b.) hatırlanabilmesi için ezberlenmesi gereklidir. Hatırlama gücünü ölçen bir soruda istenen bilgi, derste ya da ders kitabında geçen haliyle sorulur ve öğrencinin kendisinden herhangi bir şey katması beklenmez. Örneğin bir tanımın hatırlanıp hatırlanmadığı yoklanmak isteniyorsa, öğrencinin ilgili tanımdan başka bir şeyi hatırlaması beklenmez. İlk basamaktaki bilgiler, sonraki basamaklara temel teşkil etmektedir. Bu yüzden öğrenilmesi de zorunludur.</p>
<p>Örnek Soru 1:</p>
<p>Aşağıdakilerden hangisinin oluşumunda iç kuvvetler etkili olmuştur?</p>
<p>A.      Pamukkale travertenlerinin</p>
<p>B.      Kapıdağ Yarımadası’nın</p>
<p>C.      Toros Dağları’nın</p>
<p>D.      Bafra Ovası’nın</p>
<p>E.       Ürgüp yöresindeki peribacalarının</p>
<p>Örnek Soru 2:</p>
<p>Aşağıdakilerden hangisi Anadolu’da kurulan ilk Türk beyliklerinin özelliklerinden biri değildir?</p>
<p>A.      Büyük Selçuklular tarafından yıkılmaları</p>
<p>B.      Malazgirt Savaşı’nın kazanılmasından sonra kurulmaları</p>
<p>C.      Anadolu’nun bayındır hale getirilmesinde etkili olmaları</p>
<p>D.      Egemen oldukları bölgelerde İslamiyet’i yaymaya çalışmaları</p>
<p>E.       Kurdukları yerleşim yerlerine Türkçe isimler vermeleri ve Anadolu’yu Türkleştirmeye çalışmaları        </p>
<p>Bu türden soruların soru kökü, genellikle bir soru cümlesinden oluşur. Herhangi bir düşünce, durum, sorun bulunmaz. Buradaki amaç, yukarıda da bahsedildiği gibi, öğrencilerin hatırlama gücünü ölçmektir. Ancak ÖSS’de bilgi (ezber) düzeyindeki soruların sayısı azdır. Dolayısıyla ezberlemek başarıyı beraberinde getirmemektedir.</p>
<p>2. Basamak: Kavrama Düzeyi</p>
<p>Bilgi düzeyindeki sorular bir konunun anlamadan ziyade ezberlenmesine dayanmaktaydı. Oysa kavrama becerisini ölçen bir soruda, bilginin derste ya da ders kitabındaki haliyle öğrenilmesi öğrencinin işine yaramaz. Kavrama basamağında öğrenciden istenen; bilgiyi farklı bir biçimde ifade etmesi ya da farklı şekillerde ifade edilen bilgileri tanıması, dönüştürmesidir. Bu tür sorularda öğrenci soruyu çözebilmek için kendisinden bir şeyler katmalıdır.</p>
<p>Kavrama basamağındaki sorular üç alt sınıfa ayrılmaktadır:</p>
<p>a-  Çevirme:</p>
<p>Kavrama basamağının ilk alt basamağı olan çevirmede, sözel bir ifadenin yine sözel bir ifadeye ya da sembole, grafiğe; bir sembolün ya da grafiğin sözel bir ifadeye çevrilmesi istenebilir. Hatta grafik ya da sembolün yine bir grafik ya da sembole çevrilmesi de istenebilmektedir. Bu tür sorularda çevirisi yapılan ile çevrilen eşdeğer niteliktedir.</p>
<p>Örnek Soru 3:</p>
<p>Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge</p>
<p>Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı</p>
<p>Bu beytin düz yazıya en iyi çevrilmiş hali aşağıdakilerden hangisidir?</p>
<p>A) Kapımı açan sabah rüzgârı gönlümün ateşini söndüremez.</p>
<p>B) Gönlümün ateşini sabah rüzgârı kadar söndürecek hiçbir şey yoktur.</p>
<p>C) Bana gönlümün ateşinden başka yanan bulunmaz ve kapımı açan sabah rüzgârıdır.</p>
<p>D) Sabah rüzgârı, her gün ilk kez kapımı çalar ve gönlümün ateşini söndürür.</p>
<p>E) Sabah rüzgârından başka kapımı açan yok ve gönlümün ateşi bana aittir.</p>
<p>Örnek Soru 4:</p>
<p>Durkheim, “Toplumsal olaylar, tıpkı bir eşya gibi ele alınmalıdır.” demekle aşağıdakilerden hangisini belirtmek istemiştir?</p>
<p>A) Ortaya çıkışları bakımından, fiziksel olaylarla toplumsal olaylar arasında fark yoktur.</p>
<p>B) Toplumsal olaylarla fiziksel olaylar, sonuçları itibariyle aynıdır.</p>
<p>C) Toplumsal olayların gözlemiyle fiziksel olayların gözlemi aynıdır.</p>
<p>D) Toplumsal olayların fiziksel nedenlere bağlı olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>E) Toplumsal olayların gözlenmesinde, ön yargılardan arınık olunmalıdır.</p>
<p>b- Yorumlama:</p>
<p>Kavrama basamağının ikinci alt basamağında ise “yorumlama” becerisini ölçen sorular bulunmaktadır. Çevirmeden daha üst bir bilgi düzeyi gerektiren yorumlamada, öğrenciden istenen şey bir sorudaki anlamın daha açık bir şekilde ifade edilmesidir. Bir paragrafın açıklanması, özetlenmesi ya da paragraftaki bilgiler arasındaki ilişkilerin bulunması bu basamakta hedeflenen amaçlardandır.</p>
<p>Örnek Soru 5:</p>
<p>Bir yönetmenimiz şöyle diyor: “Gerçek bir film, ayakkabının içine kaçan bir taşa benzemelidir.”</p>
<p>Bu cümlede, filmle ilgili olarak belirtilmek istenen aşağıdakilerden hangisidir?</p>
<p>A) Bir durumu eleştirel yaklaşımla ele alıp olumlu ve olumsuz yönleriyle yansıtmalıdır.</p>
<p>B) İnsanı ve toplumu tedirgin eden sorunlar üzerinde bizi düşünmeye zorlamalıdır.</p>
<p>C) İnsanın duygu dünyasını etkileyecek nitelikte olmalıdır.</p>
<p>D) İzleyenlerin, yaşamı daha iyi tanımasına olanak sağlamalıdır.</p>
<p>E) Değişik yollara başvurarak izleyicilerin ilgisini kamçılamalıdır.</p>
<p>c- Öteleme:</p>
<p>Kavrama basamağının üçüncü alt sınıfında “öteleme” becerisini ölçen sorular sorulmaktadır. Bu basamaktaki sorularda öğrencinin gözlenen olaylardan hareketle gözlenmemiş olaylar hakkında bir yargıya varması istenir. Bu tip soruların doğru olarak yanıtlanabilmesi için soruda verilen bilgilerin yorumlanabilecek kadar iyi öğrenilmesi gereklidir.</p>
<p>Öteleme becerisini ölçen sorularda öğrenciden, verilen bilgilerden hareketle (&#8212; ile sembolize edilen) boşluk doldurması ya da doğru bir genellemeye ulaşması istenir. Bu tür sorularda doğru cevap niteliği taşıyan seçenek, diğerlerine göre doğru cevap olma olasılığı daha yüksek olan bir yargıdır. Çünkü bu sorular kesinlikten uzak, varsayıma dayanan sorulardır. Örnek olarak 2006 ÖSS Türkçe testinin 24. sorusunu verebiliriz.</p>
<p>Örnek Soru 6:</p>
<p>Çocukken beni en çok etkileyen kitaplar Michael Strogoff, Küçük Prens ve Pıtırcık dizisi olmuştur. Bunlar çocuğun düş gücünü geliştiren kitaplardır. Örneğin küçükken Jules Verne’in romanlarını okumuş bir bilgisayar mühendisiyle okumamış olan, birbirinden ayrılır; çünkü okuyan daha yaratıcıdır. Ayrıca, edebiyat öğretmenlerinin karşı çıkmasına karşın, çocukken bizi gözyaşlarına boğan bir yazarımızın kitaplarından da tat aldığımı söylemek isterim. Çünkü biz fark etmesek de o kitaplar, aslında duygusal eğitimimizin bir parçasıydı. Bize acımayı, ağlamayı öğretmişti onlar. &#8212;-. Bu, kötü bir şey.</p>
<p>Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?</p>
<p>A) Şimdiki çocuklar bunları tatmadan, yaşamadan yetişiyor</p>
<p>B) Yaşamda insanı insan kılan böyle olaylarla karşılaşacağımızı düşünüyorduk</p>
<p>C) Böylece duygularımızı yansıtmayı öğreniyorduk</p>
<p>D) O zaman öğretmenlerimizin yanılmadığını anlamıştık</p>
<p>E) Çocukların duygularına aşırı ölçüde yüklenmiştir bu kitaplar</p>
<p>3. Basamak: Uygulama Düzeyi</p>
<p> Uygulama basamağındaki sorular, öğrencinin daha önceden öğrendiği bir bilgiyi yeni durumlara uygulayıp uygulayamadığını ölçen sorulardır. Öğrenci bilginin anlamını kavradığını göstermekle kalmamalı, bilgiyi kendisi için yeni olan durumlara da uygulayabilmelidir. Yeni durumla kastedilen şey ise kavram, genelleme, ilke ya da teoriler arasındaki bağlantıları görebilmedir.</p>
<p>Bu düzeydeki bir davranışı öğrencinin gösterebilmesi için, öncelikle soruda karşısına çıkan bu yeni durumu tanıması gereklidir. Ondan sonrada bu yeni durumun hangi ilke, kavram ya da teori ile ilişkisinin olduğunu anlamaya çalışmalıdır.</p>
<p>Sık sık öğrencilere yeni ve özgün sorular çözmeleri tavsiye edilir. Bunun temelinde yatan sebep şudur: Öğrencinin çözdüğü bir soru özgün bir soru değilse ya da derste öğretmen tarafından daha önceden benzeri çözülmüş bir soru tipi ise öğrencideki uygulama becerisi ölçülmüş olmamaktadır. Eğer öğrenci sınavda bu sorunun benzeri çıkmış ve doğru sonuca ulaşmışsa sorunun öğrencide ölçtüğü beceri uygulama becerisi değil, tanıma ve hatırlamayı ölçen bilgi basamağıdır. Bu yüzden ÖSS&#8217;ye hazırlanan bir aday, uygulama becerisini ölçen sorulara karşı hazırlıklı olmalı ve farklı türden soru tiplerini de çözmelidir.</p>
<p>Bunu daha iyi anlamak için aşağıdaki soruları yukarıdaki bilgilerin ışığında gözden geçiriniz.</p>
<p>Örnek Soru 7:</p>
<p>1 den büyük asal olmayan bir tamsayının rakamlarının toplamı, sayı asal çarpanlarına ayrılarak yazıldığında, bu yazılışta bulunan tüm asal sayıların rakamlarının toplamına eşit oluyorsa bu tür sayılara Smith sayısı adı verilir.</p>
<p>Örneğin, 728 sayısı asal çarpanlarına</p>
<p>728 = 2 • 2 • 2 • 7 • 13</p>
<p>biçiminde ayrılır. 7 + 2 + 8 = 2 + 2 + 2 + 7+1+ 3 olduğundan 728 bir Smith sayısıdır.</p>
<p>Bu tanıma göre, aşağıdakilerden hangisi bir Smith sayısı değildir?</p>
<p>A) 4                  B) 21                C) 22                D) 27                E) 121</p>
<p>Örnek Soru 8:</p>
<p>Derslerinde başarısız olan bir öğrencinin “Hayatta başarılı olmak için okulda başarılı olmak şart değildir.” demesi aşağıdaki savunma mekanizmalarından hangisine örnektir?</p>
<p>A) Yansıtma        B) Bastırma      C) Ödünleme     D) Bahane Bulma          E) Yön değiştirme</p>
<p>Örnek Soru 9:</p>
<p>Kaman civarına bahar gelince</p>
<p>Yıkılır ovadan yörük çadırları,</p>
<p>Yücesinde pare pare duman tutmuş</p>
<p>Düldül Dağ’ın yaylasında mekân kurulur.</p>
<p>Hoş gelmişsin ilkbahar!</p>
<p>Nisan ayı içinde donanır dağlar,</p>
<p>Donanır yeşilinden, alından</p>
<p>Bu dizelerde aşağıdaki şiir türlerinden hangisine özgü nitelikler ağır basmaktadır?</p>
<p>A) Lirik    B) Pastoral                  C) Epik     D) Didaktik                E) Dramatik</p>
<p>4. Basamak: Analiz Düzeyi</p>
<p>Analiz basamağı bir bilgi bütününün parçalarına ayrılarak, bu öğeler arasındaki ilişkilerin birbirinden ayrılmasıdır. Gerçekten de bazı sorularda olgusal bir gerçek, gizli olan ya da açıkça belirtilmemiş bir sayıltı, yazarın bir olaya bakış açısını ve kendi düşüncesini desteklemek için gösterdiği kanıtlar v.b. bilgi parçaları bulunabilir. Eğer soruda bahsedilen bilgi parçalarını ve bunlar arasındaki ilişkileri göremezseniz, sorulan soruları anlamakta ve doğru cevabı bulmakta zorlanırsınız.</p>
<p>Analiz gücünü ölçen sorular üç alt sınıfa ayrılmaktadır:</p>
<p>a- Bir bilgi bütününü öğelerine ayırma:</p>
<p>Bu basamaktaki sorularla bir bütünü parçalarına ayırmanız ve bunlara anlam vermeniz istenir. Böylece, örneğin bir paragrafta, verilen bilgi bütününü oluşturan öğeleri birbirinden ayırıp ayıramadığınız ölçülür.</p>
<p>Örnek Soru 10:</p>
<p>Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yan cümlecik temel cümleciğin belirtili nesnesidir?</p>
<p>A.      Havaların düzelmesini dört gözle bekliyorlarmış.</p>
<p>B.      Sonunda, istedikleri gibi güzel ve ucuz bir eve taşınmışlar.</p>
<p>C.      Toplantı salonunda bir köşeye çekilip uzun uzun konuşmuşlardı.</p>
<p>D.      Okullar açılınca yine Ankara’ya geleceklermiş.</p>
<p>E.       Tatillerinin bir bölümünü yaylada geçirmeye karar vermişler.</p>
<p>b- Bir bilgi bütününün parçaları arasındaki ilişkilerin analizi</p>
<p>Bu grupta ise öğeler arasındaki ilişkiler, neden-sonuç ilişkileri sorulmaktadır. Bu türden sorularda sizden istenen bir bilgi bütününün parçaları arasında tutarlılık olup olmadığını tespit etmeniz ve bu öğelerin bütünü oluşturan genel anlam ya da fikirle ilgili olup olmadığını bulmanızdır.</p>
<p>Örnek Soru 11:</p>
<p>Aşağıdakilerin hangisinde verilen I. Çözeltiyle II. çözelti eşit hacimlerde karıştırıldığında, oluşan çözeltinin pH si 7 olur?</p>
<p>(Oluşan çözeltinin hacmi, karıştırılan çözeltilerin hacimlerinin toplamına eşittir.)</p>
<p>   I. çözelti                                       II. çözelti</p>
<p>A) pOH = 1                               [H+] = 1x 10 -13 M</p>
<p>B) pH = 2                                 [H+] = 1x 10 -2 M</p>
<p>C) pH = 13                                [H-] = 1x 10 -1 M</p>
<p>D) pH = 4                                 pH = 10</p>
<p>E) pH = 3                                 pOH = 11</p>
<p>c- Örgütleme ilkelerinin analizi</p>
<p>Bu basamakta, bir bilgi bütününün dayandığı birtakım temel ilkelerin (örneğin bir yazarın amacının, görüşünün, yorumunun ya da bir hipotezin, genellemenin) ortaya çıkarılması istenir.</p>
<p>Bu tür bilgi düzeyini ölçen sorularda, daha ziyade tümdengelimsel düşünme önem kazanmaktadır.</p>
<p>5. Basamak: Sentez Düzeyi</p>
<p>Sentez gücünü ölçen sorularda, belli bir amaç için uygun olan parçaları uygun olmayanlardan ayırarak bir bütün oluşturma becerisi ölçülmektedir. ÖSS’de sentez gücünü ölçen sorular da sorulmakta ve sizden dağınık ya da karmaşık bir biçimde verilmiş bilgi parçalarını anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde bir araya getirmeniz istenmektedir.</p>
<p>Örnek Soru 12:</p>
<p>I. O zamanki koşullar içinde pek çoklarımızca, hatta olacak iş de değildi, bir ütopya idi.</p>
<p>II. Kurulu düzeni tümüyle gökten inmiş bir değişmez bütün olarak bilen ve ona karşı gelmeyi rüyasında görse hayra yormayan kişilerden, her iki dünyanın sorunları üzerinde düşünebilen özgür insanlar yaratmak kolay iş değildir.</p>
<p>III. Biliyordu ki, onun eksikleri, sefaleti, acizliği, kişilikten yoksunluğu kulaktan dolma bilgilerine körü körüne bağlılığından ileri geliyordu.</p>
<p>IV. Ulusuna güveni vardı ve bu güveni hiçbir zaman sarsılmamıştı.</p>
<p>V. Oysa Atatürk, insan aklının zaferine inanıyordu.</p>
<p>Dil ve düşünce bütünlüğü bakımından anlamlı bir paragraf oluşturabilmek için yukarıdaki cümleler nasıl sıralanmalıdır?</p>
<p>A) I-III-II-V-IV             B) II-I-V-IV-III </p>
<p>C) II-V-IV-III-I             D) I-II-V-IV-III</p>
<p>E) V-IV-III-I-II</p>
<p>Bu tür soruları rahatça çözebilmeniz için verilen bilgi parçalarının biçim ve içerik yönünden birbirleriyle olan bağlantılarını hedef alan sorular çözmeniz gereklidir.</p>
<p>6. Basamak: Değerlendirme Düzeyi</p>
<p>Değerlendirme, belirli bir amaç için, belirli ölçütler yardımıyla soruda verilenlerin yargılanmasıdır. Değerlendirme kapsamına giren soruların bazıları bir bilgi bütününün “tutarlılığını, mantıksal doğruluğunu” ölçerken (bunlar iç ölçütler olarak tanımlanırlar) bazıları da verilen birden çok düşünce arasında “karşılaştırma yaparak anlamca birbirine yakın ya da birbirini destekleyen, tamamlayan” (bunlar dış ölçütler olarak tanımlanırlar.) seçenekleri bulmanız istenir.</p>
<p>Bu tür soruların en önemli özelliklerinden birisi değerlendirme yapabilmek için bir ölçüt sunmasıdır. Değerlendirme becerisini ölçen soruları doğru olarak yapabilmek için bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez becerileri geliştirilmelidir.</p>
<p>Örnek Soru 13:</p>
<p>I. Bazen bir insan yüzü, bir olay, bir konuşma, bir doğa parçası yıllar önce okuduğum öykülere götürür beni.</p>
<p>II. Bir öykücünün belleğinde iz bırakan, sessiz bir anıya dönüşen her şey, zamanı geldiğinde yazarını yazmaya zorlar.</p>
<p>III. Öyle öyküler vardır ki ilk okuyuşumda bende bıraktığı izlenimler nedeniyle onu, bir dostu özler gibi özler, zaman zaman onunla birlikte olmak isterim.</p>
<p>IV. Küçük bir ayrıntı, belki bir çocuğun bakışı, bir kedinin kamburunu çıkarıp yazarın ayağına sürtünmesi, öyküde etkileyici öğeler olarak karşımıza çıkar.</p>
<p>V. Yazarları etkileyen, konu sandığında beklemeye bırakılan nice olaylar, durumlar bir süre sonra öyküleştirilmeyi ister.</p>
<p>Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?</p>
<p>A) I. ve III.       B) II. ve IV.      C) II. ve V.       D) III. ve IV. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/oss-neyi-olcuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

