<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Engin Kahveci &#187; dini bilgiler</title>
	<atom:link href="http://www.enginkahveci.com/category/dini-bilgiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.enginkahveci.com</link>
	<description>Trafik ve Direksiyon Eğitimi Merkezi (TRDEM)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 11:00:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>&#8220;Edeb ya HU edeb!&#8221;</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/edeb-ya-hu-edeb/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/edeb-ya-hu-edeb/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 11:53:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma hayatı ip uçları]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[güzel yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Edep nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Elif şafak]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=2290</guid>
		<description><![CDATA[Elif Şafak(Edep)                                  Edep Sözlükteki pek çok kelimeyi yüksek sesle, hatta düpedüz bağırarak telaffuz edebiliriz. Ama bir deneyin bakın, &#8220;edeb&#8221; kelimesini haykırmak ne mümkün! Harflerin dizilişi sesimizi yükseltmeye mânidir. Bu kelimenin ses tonu adeta önceden ayarlanmıştır. Ancak fısıltıyla karışık söyleyebiliriz. &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/edeb-ya-hu-edeb/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;">Elif Şafak(Edep)</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">                                 Edep<br />
Sözlükteki pek çok kelimeyi yüksek sesle, hatta düpedüz bağırarak telaffuz edebiliriz. Ama bir deneyin bakın, &#8220;edeb&#8221; kelimesini haykırmak ne mümkün! Harflerin dizilişi sesimizi yükseltmeye mânidir. Bu kelimenin ses tonu adeta önceden ayarlanmıştır. Ancak fısıltıyla karışık söyleyebiliriz.<br />
Ancak sakin bir edayla: Edeb ya Hû edeb!</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Türkçenin en güzel kelimelerinden biridir &#8220;edeb&#8221;.<span id="more-2290"></span> Bir başka dile nasıl çevrilebileceğini sorsalar şöyle bir duraklarsınız. İngilizce&#8217;de, İspanyolca&#8217;da, Fransızca&#8217;da, Almanca&#8217;da&#8230;. birebir karşılık bulmakta zorlanırsınız. Bulduğunuz hiçbir kelime onu tam olarak karşılayamaz, kavrayamaz sanki. Aynı lezzeti vermez. Aynı sesi vermez. Başka hiçbir söz ya da sözcük yerini dolduramaz. Bu dört harften ibaret kısacacık kelime koskoca bir mânâ denizi barındırır içinde. Gözlerimizi kapayıp bir kez fısıldamak bile yeter melodisini duymaya.<br />
Edeb ya Hû edeb!<br />
Sözlükteki pek çok kelimeyi yüksek sesle, hatta düpedüz bağırarak telaffuz edebiliriz. Ama bir deneyin bakın, &#8220;edeb&#8221; kelimesini haykırmak ne mümkün! Harflerin dizilişi sesimizi yükseltmeye mânidir. Bu kelimenin ses tonu adeta önceden ayarlanmıştır. Ancak fısıltıyla karışık söyleyebiliriz. Ancak sakin bir edayla: Edeb ya Hû edeb!<br />
Peki nedir edeb? Tasavvufun yüzyıllardır baştacı ettiği bu kelime nasıl oluyor da hem bu kadar göz önünde, aleni; hem de kapalı bir kutu, adeta sır bize?<br />
Haddini aşmamak, kalp kırmamaktır edeb.<br />
Sadece o değil; haddini aşıp, kalp kırmaktan ödünün patlaması demektir. İstisnasız ayrımsız her insan, her canlı varlık, tıp tıp atan her yürek avuçlarımızın arasında tuttuğumuz billûr bir kasedir. Dışı nasıl olursa olsun özü narin ve nazenindir. İçin titrer. Düşürmekten, düşürüp de kırmaktan öyle korkarsın.<br />
Dedikodudan, haksızlıktan ve ithamdan uzak durmaktır edeb.<br />
Sadece o değil. İnsan-hayvan, canlı-cansız veya önemli-önemsiz ya da zengin-fakir ayrımı yapmadan etrafına hoş bir nazarla bakmak; &#8220;eyvallah&#8221; diyebilmek, &#8220;eyvallah&#8221; kelimesi üzerine kafa yormaktır.<br />
Bilmediğin konuda susmak, bildiğin konuda ahkâm kesmemektir edeb.<br />
Bilgi bir perdedir. Sen ne kadar bilirsen bil, nasıl bir alim olursan ol, en cahil görünen insandan bile öğrenecek bir şeyin vardır elbet. Edeb bunu unutmamaktır.<br />
İnsan ayrımı yapmamaktır edeb.<br />
Sokaktaki bir berduşun yanında da Karun kadar zengin ya da Süleyman kadar muktedir görünenin yanında da aynı sakin idrakla durabilmek; saydam ve şeffaf olabilmek; girdiğin mekâna ya da konuştuğun adamın nabzına göre laf değiştirmemek, ince hesap bilmemektir edeb.<br />
Aşırılığa gitmemektir edeb.<br />
Hileden, desiseden, yalandan ve zorbalıktan hazzetmemek; kimseyi aptal yerine koymamak, aşağılamamaktır. Tek başınayken de başkalarının yanındayken de şefkati elden bırakmamak; dış görüntülerden, parlak kabuklardan, ünvanlardan, payelerden etkilenmemek; her işte her adımda yüreğe bakmak, yüreğin ibresine göre yol almak&#8230;..ve habire BEN demekten vazgeçmektir edeb.<br />
Edeb bir ahenk meselesidir. Akord edilmektir.<br />
Akord edilmemiş müzik aletinden çıkan her ses uyumsuzdur. Edeb kainatın müziğini yüreğinde duyma ve o müziğe uyma meselesidir. Edeb ahenk içinde olmak demektir. Tabiatla, kainatla, yaradılışla, bütünle ve katreyle sürekli uyum&#8230;.<br />
Gün içinde habire koşturmaktayız ya, edeb kelimesi aklımızın ucundan dahi geçmez. Yapacak daha acil, daha mühim işlerimiz vardır hep. Birbirimizi ite kaka, koştura koştura, hep ama hep geç kalırız bir yerlere. Derken tüm bu hengame içinde, beklenmedik bir anda ve yerde edeb sahibi biri çıkar karşımıza. Duraklarız. Şaşırırız. Sahici olup olmadığından hemen şüphe ederiz. Belki de yapmacıktır. Belki de rol yapıyordur. Kafamızın içinde binbir tilki dolaşır. Çünkü biz hep şüphe ederiz. Gerçek olup olmadığını anlamak için etrafında döner, gözlerimizi kısar inceleriz. Ama ne vakit ki anlarız karşımızdaki hakikaten edeb sahibi, indiririz yelkenleri. Yumuşar yüreğimiz. Tanırız edebi aslında. Görür görmez tanırız. Edeb sahibi bir insanla karşı karşıya gelince biz de kendimize çekidüzen veririz.<br />
Bulaşıcıdır edeb. Tebessümle bulaşır. Gülümseyen bir insan karşısında biz de elde olmadan gülümseyiveririz. Gün boyu çatık kaşla dolaşmaya alışkın yüzümüzün kasları gevşeyiverir. Bakmışız ki dudaklarımız bizden evvel davranmış. Gülümsemeye gülümsemeyle karşılık vermişiz de haberimiz yok. Edeb insandan insana geçer. Aynadan aynaya yansır. İnsanın şaşmaz tabiatıdır. Kibirlinin karşısında kibirli, mütevazinin karşısında mütevazi olasımız gelir. Diklenene diklenerek karşılık veririz. Edebliye ise eğiliriz.<br />
Geçenlerde bir yemek masasında bir arkadaşım tanıdık ve buruk bir şaka yaptı: &#8220;Yahu ne zaman yurtdışından dönsem, bana da bir nezaket geliyor. Tanımadığım insanlara kapıları açmak, trafikte başkalarına yol vermek filan istiyorum. Bir incelik, bir terbiye geliyor üstüme. En fazla bir gün sürüyor ama. Sonra bakıyorum herkes birbirine kaba<br />
davranıyor, bana da bir kabalık geliyor&#8230;.<br />
Dangul dungul yola devam ediyorum.&#8221;<br />
Öyle kelimeler var ki, harf öbekleri olmaktan çıktı, gündelik hayatımızın akışını şekillendirmeye başladı. &#8220;Hoyrat&#8221; bunlardan biri. Hoyratız birbirimize karşı. Ve sağımız, solumuz, önümüz, arkamız&#8230;. hoyrat. Yolda yürürken birbirimize bakışımız, evlerimizin çatıları altında birbirimizden söz edişimiz; konuşmalarımız, dedikodularımız, ithamlarımız, önyargılarımız, zanlarımız, yaftalamalarımız, dışlamalarımız&#8230;.hep ama hep hoyrat. O kadar çok hırpalıyoruz ki birbirimizi, öylesine hırçın bir iklimdeyiz ki&#8230;. Halbuki bu arada uzaktan bir yerden sesleniyor eski mi eski bir öğreti. Tembihliyor usulca.<br />
&#8220;Edeb ya HU edeb!&#8221;</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/edeb-ya-hu-edeb/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilginin Bilince Kazandırılması</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/bilginin-bilince-kazandirilmasi/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/bilginin-bilince-kazandirilmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 08:57:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=1766</guid>
		<description><![CDATA[               Bilgi bir bütündür. Bizler için bilginin özünü kavramak olanağı bulunmadığı için bunu parçalara ayırarak ve görünüşe göre de bu parçaları ayrı ayrı ele alıp düşünmek zorunluluğu doğmuştur. Bilgi aslında bizi evrende varolan ancak bizlerin birçok aşamalardan sonra &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/bilginin-bilince-kazandirilmasi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <br />
 </p>
<p>           Bilgi bir bütündür. Bizler için bilginin özünü kavramak olanağı bulunmadığı için bunu parçalara ayırarak ve görünüşe göre de bu parçaları ayrı ayrı ele alıp düşünmek zorunluluğu doğmuştur. Bilgi aslında bizi evrende varolan ancak bizlerin birçok aşamalardan sonra ulaşacağımız birliğe götürür. Gerçek bilgi ne maddeden ayrı kalmakla ne de onlara bağlanmakla elde edilir. Yaşadığımız maddesel olaylardan kaçarak ancak pasif ve eylemsiz bir durumda kalınır. Gerçek bilgi ancak içinde bulunduğumuz olayları kendi gücümüz oranında değerlendirerek,<span id="more-1766"></span> bunların birer evrim aracı olarak kabulü ile sağlanır. Yaşamımız içinde gerçek mutluluğa, ancak deneyimlerimizde başarıya ulaşmak koşuluyla ulaşabiliriz. Bir bilginin bilince maledilmesi için o bilgiyi kazandıracak olayların kişide yaşanması gerekir. Bilgi eksik kaldıkça keder ve kuşkular da kaçınılmaz olacaktır.</p>
<p>           Bilginin kişide bütünüyle hissedilmesi ve deneyimlerden geçmesi durumunda artık yaşanmış bir bilgi olur. İnsanların ıstırap duyuşları arasında farklar vardır. Bu ıstırapların sonuçları da ruhun öz malı olan bilgidir. İnsanları örneklerle uyarmak istesek de söylediklerimiz onun başından geçmedikçe gerçeği anlamayacaktır. Bazen de kişinin bilgi ile aydınlatılması ve bu uyarıya verdiği yer yaşamına yeni bir yön vermesini sağlayarak büyük olayların önlenmesine yeterli olur. Böylece varlık önünde karşılaşacağı zorluklardan daha hızlı geçerek hedefine doğru yol alır. Tanrı insanlara kendini doğru bir şekilde yürütebilmek için akıl, önsezi, duyuş gibi hasletleri vererek yaşamında yardımcı olacak donanımı bağışlamıştır. Bu tesirleri kullanabilirse daha doğru yürümeyi de başaracaktır.</p>
<p>           Bilgiyi yasa olarak görmek yerinde olur. Yasalar tanrısal ve göreceli olmak üzere iki türlüdür. Tanrısal yasalar mutlak bilgiler üzerinedir ve bunlar ancak Tanrı indindedir. İkincisi göreceli olan yasalardır ki, yaşamın temelini oluştururlar. Her şekilde amaçlar üzerinde yaygın olarak bulunur. Tedriç yasası, sosyal otomatizm yasası, biyolojik ve fizyolojik yasalar, kimyasal ve fiziksel yasalar göreceli yasalara örnektir. Bütün bunlar bilgilerimizi oluşturan yasalardır ve bilgidirler. Ancak mutlak bilgiyi göreceli olanla asla karşılaştıramayız. Çünkü akıl göreceli bilgiden öteye gidemez.</p>
<p>           Yetenekler, bilgi ile uygulama alanı arasında bir yoldur. Yetenek bilginin uygulanmasında önemli rol oynar. Bazen de bu yollar kapalı olabilir. Yetenek tek başına düşünülemez. Yeteneğin temelinde bilgi vardır. Yetenek bilgi sonucu olarak düşünülecek bir kavramdır veya mevcut enerjilerin, o bilginin ışığı altında amaca uygun bir şekilde yönlendirilmesidir. Yetenek başlı başına bir kavram olarak görülmemelidir. Asıl temel, bilgi ve mevcut enerjidir.</p>
<p>           Bizler, evrimimiz boyunca bu evren modelinin temelinde varolan, yapısını oluşturan ana prensiplerin bilgileri üzerinde uygulamalar yapmaktayız. Bu yüzden varlıkların her aşamada aldıkları bilgi toplamı farklıdır. Dünyamızın kapasitesi dâhilinde belli bir evrimi tamamlayan bir varlık diğer bir madde ortamında, evrimin devamı olarak değişik kategoriden bilgiler edinecektir. Bütün bunların sentezindeki bir evren görüşü, yeni bir evrim anlayışı halinde ortaya çıkmaktadır.</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/bilginin-bilince-kazandirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdani Sevgi</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/vicdani-sevgi/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/vicdani-sevgi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 08:54:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[inançlı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=1768</guid>
		<description><![CDATA[               Gerçek sevginin tezahürü nasıl olmalıdır? Sevgi ve vicdan kişi­nin samimiyetini de belirten bir ölçü olmaktadır. İnsan, onca zorluk­lara rağmen nefsaniyetinden uzak kalabiliyorsa, gösterilen vicdan ve sevgide doğruluk var demektir. O halde kişinin vicdanı karşısındaki durumu, onun gösterdiği &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/vicdani-sevgi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <br />
 </p>
<p>           Gerçek sevginin tezahürü nasıl olmalıdır? Sevgi ve vicdan kişi­nin samimiyetini de belirten bir ölçü olmaktadır. İnsan, onca zorluk­lara rağmen <strong>nefsaniyetinden uzak kalabiliyorsa</strong>, gösterilen vicdan ve sevgide doğruluk var demektir. O halde kişinin vicdanı karşısındaki durumu, onun gösterdiği sevgideki samimiyeti de ortaya koymaktadır.</p>
<p>           Sevginin gerçek tatbikat ve anlayışı, iyi anlarda olduğu kadar kötü anlarda da sevgi değerlendirmesini kullanabilmektir.<span id="more-1768"></span> Kişinin iyi anlarında samimiyetinin ifadesi olan sevgi tatbikatı, onun kötü anlarında bu kez nefsaniyeti açısın­dan sevgi tatbikatı olmaktadır, Öy­le ki, insan nefsaniyetinin karşısın­daki vicdan, kanalı dahi görev yapa­maz duruma gelebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, nefsaniyetine samimi olan kişideki sevginin de pek verimsiz, sağlıksız, kapsayıcı bir sevgi olamayacağı bir gerçektir.</p>
<p>           Özellikle insanlığın şu devrele­rinde sevginin bilerek kullanımının gerekirliği, önemini artırmaktadır. Bilindiği üzere sevgi, geçmiş realitelerde olduğu gibi duygusal, pasif, ıstırabın ya da hazzın yücel­tilerek yaşanan bir tatbikatı değil, fakat bütürı bunların hepsini bilgi ile kapsayan ve değerlendiren tat­bikat durumundadır. Vicdanlı hareket etmek doğal bir akış olması gerekirken, insan­lar, mecburi vicdanlı hareket, et­mek gibi dar zaman içindedirler. Çünkü vicdan, nefsaniyetin karşı­sında, kulak verildiğinde sevginin meydana gelmesinde tesiri vardır.</p>
<p>           Vicdanlı hareket etmek, kişi­nin kendi, yaptıkları hakkında bil­giye sahip olmak, his ile vazifeyi birbirinden ayırabilmek, o insanın şuur zenginliğini ortaya koyar ki, sonuç olarak meydana gelen iman hali, gerçek sevginin kaynağı da o­lur. O halde iman halinden kaynak­lanan ve vicdan ile de teşekkül e­den sevgi, gerçek sevgi olmakta­dır. İşaret edildiği gibi Dünya insa­nı birçok sevgi aşamalarından geç­miştir. Birtakım kurallarla sevgi tatbikatı yaptığı gibi, geniş bir duy­gusallık ve teslimiyet ile de bu tat­bikatını sürdürmüştür.</p>
<p>           Dünya insanı vicdan kademele­rini geçerek, makul vicdanın da üstüne çıkabilecek bir duruma geldiğinde, bilgili sevginin tatbikatını yapabilecek hale girecektir. Fakat dikkat edildiğinde. in­sanların çoğu nefsaniyetiyle ilgili problemler içerisinde kaybolmuşlar­dır. Aslında insan, içinde bulundu­ğu duruma bakarak, geleceğe dö­nük ve bir üst realitenin tatbikatı­nı yapabilmesi için, geçmişin far­kına varması gerekmektedir. Buna göre, içinde bulunulan durumun doğru değerlendirilmesi geçmiş ile gelecek arasında köprü kurulmasına bağlıdır. Bu takdirde uyarımlarına daha sık yer verilecek vicdan tesirleri ile nefsanî prob­lemler azaltılmış olacaktır.</p>
<p>           Azaltılacak nefsanî problem­ler ölçüsünde, sevginin kapsayıcılı­ğı da genişleyecektir. Denilebilir ki, insan ancak kendi gerçek kişiliği içinde gerçek sevgi, tatbikatı yapa­bilir. Kişi her realite devresinde, sev­gi tatbikatlarını daima nefsani problemlerle karıştırmıştır. Ancak ne olursa olsun, insan vicdani bir seviyeye ulaşmak zorunluluğunda­dır. Zira insanın dışında olan vic­dani tesirlerin, kendisinde odaklaş­ması gerekmektedir.</p>
<p>           İnançlı seviyenin sevgi tatbika­tı ile vicdanı seviyenin sevgi tatbi­katı arasında şüphesiz büyük bir fark vardır. Vicdani seviyenin sevgi tatbikatı, varlığın kendi değerlen­dirmesi ile idrak ve cehitle sevgi de­neyimi yapmasıdır. Öyle ki, sevgi tatbikatının liyakatini kazanmış kişinin sevgi davranışlarında, bir başkası için sıkıntı ve üzüntü veren durumlar, gerçekte bir sevgi tatbi­katı olabilir. İnsanın içine düştüğü sıkıntı ve üzücü durumlar, genellikle kendi öznel değerlendirmeleridir.</p>
<p>           Gerçek sevgiyi, yanıltıcı sevgi­den ayırmak nasıl mümkün olabi­lir? Sevgi bir iletişim ise, bu iletişimde kullanılan birçok araçlar da vardır. Sevgiyi genişletici, yükselti­ci yönde değerlendirilmesi gereken sevgi araçlarım aşırı benimseme, eş koşma halinde, yanıltıcı sevgi te­zahürlerini ortaya çıkarmaktadır. Meselâ, sevgi iletişiminde bir araç olan çocuk sevgisi, eş sevgisi idealize edilmesi, kişideki nefsanîye ve böylece bütün sevgi araçlarının te bağlılığın da işareti olmaktadır. Bir sevgi aracı idealize edildi­ği gibi sömürü vasıtası olarak da kullanılabilir. Yani, kişinin saklı nevrotik ihtiyacını kavrayan ve bu yönünü tatmin eden ama sevgi ih­tiyacını karşılamayan diğer bir ki­şi, bu durumu kendi menfaati yönünde olmak üzere istismar eylemi­ne girebilir. Bu durum, sevgi akışını yok et­meyen fakat karartan bir haldir. Bu hallerin çoğalması, insanlarda sevgi gereksinimini daha da artırı­cı bir rol oynar. O halde diyebiliriz ki, sevgi a­raçlarının istismar edilmesi ve de bu araçların idealize edilmesi, insanları sevgi açlığına götürücü ­hususlardır.</p>
<p>           Sevginin önemi ve değeri çok yüksektir. Bunun en, yüksek düzey­deki misalini, İsa öğretici prensiplerinin ilk uygulamalarında görmek mümkündür. Roma idaresinin katı ve kuru eylemine karşılık, İsa öğ­retisini savunan kişilerin çıkarttık­ları, duygusallığı irdeleyici pasif sevgidir. Bu sevgide aksiyon, yok, dolayısıyla bilgi de, yok. Fakat imandan kaynaklanan sevgi, pasif de olsa, sarsıcı ve üstün bir güç olarak or­taya çıkmaktadır.</p>
<p>           Dünya insanlığının geçirdiği realiteler içerisinde, insanların sev­gi değerlendirmeleri de değişir olmaktadır. Ancak, her realitede özel­likle insanlığın şu devrelerinde, sev­ginin aksiyon içinde olması çok ö­nemlidir. Sevginin aktif ve geliştiri­ci tatbikat gösterebilmesi bilgi ile mümkündür.</p>
<p>           İnsanlığın şimdiye kadar imân dan kaynaklanarak gösterdiği çe­şitli sevgi tatbikatlarının bundan böyle bilgi ile bezenmesinin zorunluluğu vardır. Bilgisiz sevgi tatbikatı, geçmiş realitelerin tekrarından baş­ka bir şey değildir. Ne olursa olsun, çıkartılan her sevgi tatbikatını nefrete ve sömürüye dönüştürmemek, dönüşmemesinde cehit sarf etmek, bilgili bir sevgi aksi, yönü olacaktır.</p>
<p>           Sevgi bilgi değildir ama sevgi bilgi ile tatbik edildiğinde gerçek, yerini bulur. Yani yararlı ve verim­li olur. Daha önceleri de belirtildiği gi­bi, insan, geri olarak nefsi, yüksek olarak da vicdan tesirleri arasında, seçimi kendine ait olmak üzere ser­best bırakılmıştır, Tabiî ki insan, geri seviyeli sevgi tatbikatlarından geçerek, artık sevginin de üstünde olan vicdanî tatbikat safhasına gel­miştir. Vicdani safhanın tatbik edilebilmesi yanında, bu kez, geri seviyeli tesirler de, süptilleşmiştir. Ya­ni kişinin yapacağı sevgi tatbika­tının, kendi kendini aldatabilme yo­ğunluğu fazladır. Bu durumda kişi, kendine yönelik tatminlerle sev­gi tatbikatı, yapar olmaktadır.</p>
<p>           Yine belirtildiği gibi Dünya in­sanı bilgisi az ve zayıftır. Bundan ötürü, sevgi tatbikatında nefsanî davranışlara girecektir. Ancak yaşanılan: her olayda da yapılan göz­lem ile vicdan arasında bir irtibatın kurulması zorunludur. Bu yapıldı­ğında, çıkartılan her sevgi tatbikatında bilgi ile mesafe alınacaktır. Bilgi ile elde edilecek denge unsuru, sevgi aksiyonuna bir ilerlik kazan­dıracaktır. Çünkü dengesi bozuk olan veya bozulabilir niteliği taşı­yan varlığın sevgi tatbikatı şüphe­siz buna uygun tarzdadır.</p>
<p>           Sevgiye şiddetli bir ihtiyaç duyulurken, bu ihtiyacın zorunluluğunu meydana getiren bilgiye eğilmek önemlidir. Aksi halde sevgi ile ileti­şim kurduracak birçok yolların bi­risinde sıkıntılı bir takılma meyda­na gelebilir. Sevgiye duyulan şid­detli ihtiyaç, sevgisiz bir ortamın, dengesiz bir bünyenin sonucu ola­rak ortaya çıkar.</p>
<p>           Bilgi ile hareket etmek ne de­mektir? Yaptıklarının farkında o­lan insan, bilgi ile hareket eden in­sandır. Bu durumda, sorumluluk sahası giderek genişleyen, kişinin sevgi değerlendirmelerinde de far­kındalık olacaktır. Sevgi, değerlendirmesine vicdan kademeleri açı­sından bakıldığında, gelişici yönde, değişken olduğu gözlenebilir. Çünkü duygusal realitenin sevgi değer­lendirmesi ile bilgili realitenin sevgi değerlendirmesi arasında mutlaka fark vardır. Herhangi bir vasıtada takılma­dan, doğrudan sevgi tesiri ile â­henkli bir hale gelmek, kişinin böyle bir liyâkati kazanması ile müm­kündür. Bu liyakat, vicdanın ve ak­lın bir denge içerisinde kullanılır olmasına bağlıdır.</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/vicdani-sevgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;o bir karga baba.&#8217;</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/o-bir-karga-baba/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/o-bir-karga-baba/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 08:38:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Dramatik gerçek öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan güzel öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ısra]]></category>
		<category><![CDATA[karga]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=2162</guid>
		<description><![CDATA[80&#8242;ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen 45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı. Hal hatırdan, çoluk çocuktan, havadan sudan sohbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.    O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/o-bir-karga-baba/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>80&#8242;ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen 45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı.</p>
<p>Hal hatırdan, çoluk çocuktan, havadan sudan sohbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.</p>
<p> </p>
<p> O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu.</p>
<p>Yaşlı baba kargaya gülümseyerek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: &#8216;Bu ne oğlum?&#8217;</p>
<p>Oğlu şaşkın, cevapladı: &#8216;o bir karga baba.&#8217;<span id="more-2162"></span></p>
<p>Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: &#8216;Bu ne oğlum?&#8217;</p>
<p>Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: &#8216;Baba, o bir karga&#8217;</p>
<p>Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu.</p>
<p> </p>
<p>Yaşlı baba üçüncü defa sordu: &#8216;Bu ne?&#8217;</p>
<p>Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü: &#8216;O bir karga baba, üç oldu soruyorsun.</p>
<p>Beni işitmiyor musun?&#8217;</p>
<p>Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti: &#8216;Baba bunu neden yapıyorsun?</p>
<p>Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?&#8217;</p>
<p>Babası yüzünde hâlâ bir gülümseme yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü.</p>
<p>Bu bir hatıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu.</p>
<p>Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.</p>
<p>&#8216;Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanı başımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu.</p>
<p>Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu.</p>
<p>23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim.</p>
<p>Rahatsız olmak mı? Hayır!</p>
<p>Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu.&#8217;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>&#8216;Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi,</p>
<p>ana babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti.</p>
<p> </p>
<p>Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa,</p>
<p> sakın onlara &#8216;öf&#8217; bile deme; onları azarlama;</p>
<p>onlara tatlı ve güzel söz söyle.&#8217;</p>
<p>(İsra, 23)</p>
<p> </p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/o-bir-karga-baba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeytanın en tatlı 12 sözü</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/seytanin-en-tatli-12-sozu/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/seytanin-en-tatli-12-sozu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 12:21:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[harcama]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=2098</guid>
		<description><![CDATA[Şeytanın en tatlı 12 sözü 1 &#8211; BİR DEFAYLA BİR ŞEY OLMAZ. 2 &#8211; DAHA GENCİZ. 3 &#8211; ALLAH (C.C) KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR. 4 &#8211; ALLAH (C.C.) İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ. 5 &#8211; EMEKLİ OLDUKTAN SONRA. 6 &#8211; ZAMAN SİZE &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/seytanin-en-tatli-12-sozu/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şeytanın en tatlı 12 sözü</p>
<p>1 &#8211; BİR DEFAYLA BİR ŞEY OLMAZ.</p>
<p>2 &#8211; DAHA GENCİZ.</p>
<p>3 &#8211; ALLAH (C.C) KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR.</p>
<p>4 &#8211; ALLAH (C.C.) İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ.<span id="more-2098"></span></p>
<p>5 &#8211; EMEKLİ OLDUKTAN SONRA.</p>
<p>6 &#8211; ZAMAN SİZE DEĞİL SİZ ZAMANA UYUN.</p>
<p>7 &#8211; BİR ŞEY OLMAZ Allah(C.C) AFFEDER.</p>
<p>8 &#8211; BU KADAR GÜNAHTAN SONRA BİRAZ ZOR AFFEDİLİRSİN.</p>
<p>9 &#8211; FAZLA DÜŞÜNME KAFAYI YERSİN.</p>
<p>10 &#8211; CEHENDEMDE BİR SÜRE YANDIKTAN SONRA CENNNETE GİRMEYECEKMİYİZ. (Sanki kibrit çöpünün ateşine dayana biliyormuş gibi)</p>
<p>11 &#8211; BİZ BÜYÜKLERİMİZDEN BÖYLE GÖRDÜK.</p>
<p>12 &#8211; AMAN HA DİKKAT BEYNİNİZİ YIKAMASINLAR.<br />
ŞEYTAN VE DOSTLARI Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış.<br />
Açılış konuşmasında demiş ki:<br />
Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur&#8217;an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz.</p>
<p>Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece Allah ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar..</p>
<p>Sizden isteğim budur. Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar. Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız?</p>
<p>Şeytan:<br />
Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..&#8217;</p>
<p>Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat çalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!</p>
<p>Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi) dinleyemesinler! Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır. Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmişŞeytan:</p>
<p>Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe&#8217;lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombardımanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur! Gazete ve TV&#8217;leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar! Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla! Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse, erkekler bu sevgiyi başka yerlerde arayacaklardır!</p>
<p>Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!</p>
<p>Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara, konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti dostluklarını ve dedikoduları teşvik et! İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifetsaysınlar!Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler!</p>
<p>Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturacaklarına, Allah&#8217;a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler. Sence bunlar başarılı mı?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/seytanin-en-tatli-12-sozu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HABİB BABA&#8230; ibretlik bir hikaye</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/habib-baba-ibretlik-bir-hikaye/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/habib-baba-ibretlik-bir-hikaye/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 23:28:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[4.Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Habib Baba]]></category>
		<category><![CDATA[hamam]]></category>
		<category><![CDATA[tebdil-i kıyafet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=1217</guid>
		<description><![CDATA[HABİB BABA Habib Baba, 4.Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır,fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir. Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda İstanbul&#8217;a gelmiştir.Yolculuğ unun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider&#8230; Niyeti, &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/habib-baba-ibretlik-bir-hikaye/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABİB BABA</strong></p>
<p>Habib Baba, 4.Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır,fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.<a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/07/arilarin-yazisi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1218" title="arilarin-yazisi" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/07/arilarin-yazisi.jpg" alt="" width="371" height="217" /></a><br />
Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan<span id="more-1217"></span> yolculuğunun sonunda İstanbul&#8217;a gelmiştir.Yolculuğ unun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider&#8230; Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak&#8230; Bedenini de ruhuna denk kılmaktır.<br />
Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez.<br />
&#8216;Bugün&#8217; der, &#8216;Sultan Murad&#8217;ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.&#8217;<br />
Habib baba üzülür&#8230; Rica, minnet eder, yalvarır&#8230;<br />
&#8216;Ne olursun&#8217; der, &#8216;kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım.Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum.Binbir dil döker.Hamamcı ehl-i insaftır&#8230; Dayanamaz&#8230; Kabul eder&#8230; Hamamın en sonundaki odayı göstererek &#8230;<br />
&#8216;Baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.&#8217;<br />
Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar&#8230; Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü fakirdir&#8230; Ama sadece görünümü&#8230; İkinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.Murad&#8217;dır. O gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir.<br />
&#8216;Hele bir bakalım&#8217; demiştir, &#8216;bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?&#8217;<br />
Ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir.<br />
Az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır.. .<br />
Hamamcı vezirler der almak istemez&#8230; Padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir&#8230; Habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç padişahın kulağına fısıldar:<br />
&#8216;Şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. Sende sar peştemali beline gir yanına&#8230; Beraber sessizce yıkanın, bir an evvel çıkın&#8230; Ve ekler: &#8216;Aman ha! Vezirler varlığınızı bilmesinler.&#8217;<br />
Sonra 4.Murad da Habib babanın yanına süzülür. Beraber sessizce yıkanmaya başlarlar. Bu arada, hamamın büyük salonundan gelen tef, dümbelek, şarkı, türkü sesleri ortalığı çınlatmaktadır. ..<br />
Habib babanın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına takılır. Biraz kirlenmiş gibi gelir ona&#8230; Allah hikmeti gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş padişah olduğunu ilham etmemiştir&#8230;<br />
Ve yanındakini, görüntüsüne uygun, kendi gibi fakir bir delikanlı zanneden Habib baba yumuşak bir sesle konuşur:<br />
&#8216;Evladım&#8217; der, &#8216;Sırtın fazlaca kirlenmiş, müsade edersen bir keseleyivereyim.&#8217;<br />
Padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır ve bü yük bir haz duyar&#8230; Haz duyar, çünkü ömründe ilk defa biri ona, padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olarak, karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı teklif etmektedir.<br />
Memnuniyetle Habib babanın önünde diz çökerken: &#8216;Buyur baba&#8217; der, &#8216;ellerin dert görmesin&#8217;<br />
Bu arada içerideki alemin sesleri hamamı çınlatmaya devam etmektedir. Habib baba, 4.Murad&#8217;ın sırtını bir güzel keseler&#8230; Fakat padişah kuru bir teşekkürle yetinmek istemez.. Ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.<br />
&#8216;Baba&#8217; der, &#8216;gel bende senin sırtını keseliyeyim de ödeşmiş olalım.&#8217; Habib baba, teklifin kimden geldiğinden habersiz, tebessümle;<br />
&#8216;Olur evlad&#8217; deyip, sultanın önünde diz çöker. Bu arada, Sultan Murad kese yaparken bir yandan da Habib babayı yoklar, ağzını arar&#8230;<br />
&#8216;Baba&#8217; der, &#8216;görüyormusun şu dünyayı&#8230; Sultan Murad&#8217;a vezir olmak varmış&#8230; Bak adamlar içerde tef,dümbelek hamamı inletiyorlar, sen ve ben ise burada iki hırsız gibi&#8230;&#8217;<br />
Habib baba Sultan Murad&#8217;ın cümlesini tamamlamasına fırsat bile bırakmaz, kendi hükmünü söyler&#8230; Sultan Murad&#8217;ın Habib babadan duydukları, ağzı açık bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir:<br />
&#8216;Be evladım&#8217; der, Habib baba, &#8216;Sultan Murad dediğin kimdir? Sen asıl Alemlerin Sultanına kendini sevdirmeye bak ki, O seni sevince sır tını bile Sultan Murad&#8217;a keselettirir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/habib-baba-ibretlik-bir-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞÜKRETMEYİ BİLMEK ADINA&#8230;</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/sukretmeyi-bilmek-adina/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/sukretmeyi-bilmek-adina/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2008 13:44:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Dramatik gerçek öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[AÇLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dert]]></category>
		<category><![CDATA[İBRETLİK RESİMLER]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ŞÜKÜR]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=1200</guid>
		<description><![CDATA[ŞÜKRETMEYİ BİLMEK ADINA  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞÜKRETMEYİ BİLMEK ADINA</strong></p>
<p><img src="http://img118.imageshack.us/img118/5663/1ek6.jpg" border="0" alt="" width="462" height="320" /><span id="more-1200"></span></p>
<p><img src="http://img47.imageshack.us/img47/7021/2zc3.jpg" border="0" alt="" width="460" height="382" /></p>
<p><img src="http://img127.imageshack.us/img127/9798/3gr2.jpg" border="0" alt="" width="462" height="399" /></p>
<p><img src="http://img115.imageshack.us/img115/6364/4dm3.jpg" border="0" alt="" width="465" height="392" /></p>
<p><img src="http://img128.imageshack.us/img128/7717/5fw6.jpg" border="0" alt="" width="470" height="403" /></p>
<p><img src="http://img109.imageshack.us/img109/4885/6zc2.jpg" border="0" alt="" width="470" height="400" /></p>
<p><img src="http://img47.imageshack.us/img47/1999/7fi8.jpg" border="0" alt="" width="472" height="400" /></p>
<p><img src="http://img47.imageshack.us/img47/7307/8uf2.jpg" border="0" alt="" width="473" height="400" /></p>
<p><img src="http://img103.imageshack.us/img103/768/9gd6.jpg" border="0" alt="" width="474" height="399" /></p>
<p><img src="http://img103.imageshack.us/img103/3156/10ps5.jpg" border="0" alt="" width="476" height="393" /></p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/sukretmeyi-bilmek-adina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/07/yusuf-islam-allahu.mp3" length="1564350" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>ÖZLÜ ANLATIM</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/ozlu-anlatim/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/ozlu-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2008 19:59:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[hamal]]></category>
		<category><![CDATA[İpin Hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[RAB]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=911</guid>
		<description><![CDATA[ İpin Hesabı Zenginin biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş. “Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını ona bağışlıyorum” diye vasiyet etmiş. Öldüğünde “Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?” diye araştırmışlar. Kimse çıkmamış. Nihayet bir hamal, &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/ozlu-anlatim/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> İpin Hesabı<br />
</strong>Zenginin biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş. “Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını ona bağışlıyorum” diye vasiyet etmiş. Öldüğünde “Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?” diye araştırmışlar. Kimse çıkmamış. Nihayet bir hamal,<br />
-Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum.” diye <span id="more-911"></span>düşünerek kabul etmiş.Vefat eden zengin ile birlikte defnetmişler. Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar kabirde bir ölü, bir canlı var. “Nasıl olsa bu ölü elimizde… Biz şu canlı olandan başlayalım” demişler ve hamalı sorgulamaya başlamışlar.<br />
-O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde kullandın?” Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş. Sabahleyin kabirden çıkmış.<br />
- Tamam, servetin yarısı senin, demişler.<br />
- Aman,demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm?</p>
<p>Hayatını ve hayatın içerisinde istifade edilen lütufların hesabını vermek hafife alıncak şey değildir<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
<strong>BİR ÖĞRETMEN ÖĞRENCİLERE ÖDEV VERİR.</strong> </p>
<p>ÖĞRETMEN</p>
<p>_ ÇOCUKLAR BİR HAFTA BOYUNCA ELİNİZE BİR POŞET ALACAK VE BU POŞETE HER ÜZÜLDÜĞÜNÜZDE BİR PATATES ATACAKSINIZ. NEREYE GİDERSENİZ GİDİN, BU POŞETİ YANINIZDAN AYIRMAYIN, DER.VE ÇOCUKLAR BU ÖDEVİ YERİNE GETİRİR KİMİNİN POŞETİNDE ÇOK, KİMİN POŞETİNDE AZ PATATES VARDIR.</p>
<p>ÇOCUKLARDAN BİRİ SORAR.</p>
<p>_ÖĞRETMENİN BİZ BU PATATESLERİ NİÇİN TOPLADIK. BENİM POŞETİM ÇOK AĞIRDI HER YERE TAŞIDIĞIMIZ İÇİN ÇOK YORULDUM…</p>
<p> ÖĞRETMEN</p>
<p>_ÇOCUKLAR O PATATESLERİN HER BİRİ SİZİN İNSANLARA OLAN KIRGINLIKLARINIZI İFADE EDİYOR. İNSANLARA OLAN KIRGINLIKLARINIZ DEVAM ETTİKÇE PATATESLERİNİZ YANİ KIRGINLIKLARINIZ DAHA DA ARTI VE NEREYE GİTTİYSENİZ O KIRGINLIKLARINIZ SİZLE GELDİ VE ZAMAN GEÇTİKÇE ARTI BUNU TAŞIYAMAZ HALE GELDİNİZ. ÖYLEYSE KİMSEYE KIRGIN KALMAMALIYIZ. KIRGIN KALDIĞIMIZ SÜRECE O İNSANA NEFRET VE KİNİMİZ ARTAR BUDA BİZİ İNTİKAMA SÜRÜKLER. YANİ KÖTÜ BİRİ OLMAYA DOĞRU İTER. HEM ÇOCUKLAR YÜCE RABBİM BİLE BİZİ AFFETMİŞ İKEN BİZ KULLARIN AFFETMEME GİBİ LÜKSÜ OLABİLİRMİ SİZCE. HEM TÜM İNSANLAR HATA YAPAR. SİZLER HİÇ HATA YAPMIYOR MUSUN? DÜŞÜNSENİZE HER HATANIZ KARŞI BİR ŞEKİLDE CEZALANDIRILSAYDINIZ. VE HİÇ BİR ZAMAN AFFEDİLMESEYDİNİZ NE OLURDU.BUNU DÜŞÜNÜN VE ÖYLE DAVRANIN.BU GÜNLÜK DERSİMİZ BU KADAR ÇOCUKLAR.YARIN HAYAT DERSLERİMİZE DEVAM EDECEĞİZ…</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p><strong>ALLAH’IM BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ, </strong></p>
<p>Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,<br />
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.<br />
Günlük yaşamda “ben” yerine, daha çok “sen” sözcüğünü kullanabileyim…</p>
<p>BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:<br />
Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,<br />
doldursun sarsın çevremi.<br />
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim.</p>
<p>BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:<br />
Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim<br />
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,<br />
mutluluğu başkalarına da götürebileyim… BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:<br />
Düşünebileyim, konuşabileyim.</p>
<p>BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:<br />
İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür<br />
edenlere;<br />
bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.</p>
<p>BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:<br />
İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.</p>
<p>BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:<br />
Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için<br />
karamsarlığa düşmeyeyim, her şeyden aklanmış olarak yaşama<br />
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.</p>
<p>BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:<br />
düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, var olduğum şu<br />
anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.</p>
<p>BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :<br />
Yıllar sonra beni hatırlayanlar “herkese iyilik eden, tüm insanları seven,<br />
o düzeyde de sevilen bir kişiydi ” diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde<br />
olabileyim.</p>
<p>BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:<br />
Bir gün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;<br />
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise<br />
elimi durdurabileyim.</p>
<p>BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:<br />
Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim. Âmin.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
El Ayak</p>
<p>Ahmet ve Ayşe adın da iki genç birbirlerini çok sever ve evlenirler. Ahmet ailesinden gördüğü gibi bir eş olmaya çalışır. Ayşe’de iyi bir eş olmak için Ahmet’in adeta kölesi olur. Ahmet iç dünyasında iyi bir insandır.  Fakat Ayşe’nin ona karşı sevgisini kullanmaya başlar.Ahmet devamlı Ayşe der.</p>
<p>­_Ayşe su ver.</p>
<p>_Ayşe yemek koy.</p>
<p>_Ayşe ayağımı yıka.</p>
<p>_Ayşe çayımı koy.</p>
<p>_Ayşe kıyafetlerimi giydir.</p>
<p>Ahmet kendi yapması gereken bütün işleri, insan olarak gerçekleştirmesi gereken eylemleri bile Ayşe’ye yaptırıyordu. Ve buna benzer bir sürü işler. Şunu yapalım demekte sen yap ben bakayım anlamı içeriyordu Ahmet için. Ayşe o kadar sabırlı ve o kadar iyi bir eşti ki eşinin her istediğini yerine getiriyordu. Ayşe ve Ahmet’in iki de çocukları vardı. Ayşe ayrıca iyi bir anne olmaya da çalışıyordu. Hiçbir zaman eşinin ona adeta işkence yapmasından yakınmıyordu. Rabbinin adaletine sığınıyordu.Yüce rabbim çok adetliydi. Ahmet’in bu yaptıkları bir şekilde cezalandırılmalıydı.</p>
<p>Yüce Rabbim bir melek görevlendirir. Bu melek Ahmet’in rüyasına girip doğruyu göstermekle yükümlendirilir.Melek Ahmet’in rüyasına girer. Ahmet rüyasında şunları görür.Ahmet elinin ayağının yok olduğunu görür. Çok korkar bir anlam veremez birden eli ayağı yok olmasına. Ve gökten bir ses</p>
<p>_Ahmet sen rabbim tarafından cezalandırıldın…</p>
<p>Ahmet</p>
<p> _Allah’ım ben ne yaptım. Ne günah işledim. Adam öldürmedim, haram yemedim. Nedir suçum?</p>
<p>Ses</p>
<p>_Bunları yapmadın biliyorum. Ama sana verdiğim eli ayağı kullanmayı bilmedin. Sana verdiğim eli ayağı değil eşinin elini ayağını kullandın. Ben bu organları sana kullarıma eziyet et diye vermedim. Madem böyle yapıyorsun. Bende bu verdiklerimi geri alırım.</p>
<p>Ahmet</p>
<p>_Rabbim ben bunları eziyet olsun diye yapmadım. Benim babamda anneme böyle davranırdı. Annemde eşim gibi. Eşimin bu yaptıkları eşimin görevi değimli?</p>
<p>Ses</p>
<p>_Tabiî ki eşinin sana karşı görevleri var. Ama bunlar eşinin sana köle olması anlamını gelmiyor. Kendi yapabileceklerini bile eşine yüklemen doğrumu? Onun annelik gibi yüce ve zor bir görevi var. Onun yüküne yük katman yanlış değimli?</p>
<p>Ahmet yalvarır.</p>
<p>_Ne olur son bir şans ben bunları böyle düşünmemiştim. Doğruyu gördüm beni affet. Elimi ayağımı bağışla ne olur…</p>
<p>Ahmet birden sıçrayarak uyanır ve eline ayağına bakar. Eli ve ayağını görür çok sevinir. Bu rüyadan çok etkilenir ve eşine ve hiçbir zaman eskisi gibi davranmaz. Sağlıklı bir kul olarak dünyaya geldiği ve iyi bir eşe sahip olduğu için her zaman şükür eder…<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/ozlu-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Koca Yemeği&#8221; nasıl pişirilir?</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/koca-yemegi-nasil-pisirilir/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/koca-yemegi-nasil-pisirilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 May 2008 16:21:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İşin doğrusu bu...]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilk]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kedın]]></category>
		<category><![CDATA[koca]]></category>
		<category><![CDATA[mesut]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=619</guid>
		<description><![CDATA[Pişirdiğiniz yemek nasıl sizin eserinizse, erkeğiniz de öyle!.. &#8221; Koca Yemeği&#8221; nasıl pişirilir? Bu tabir garibinize gidebilir. &#8220;Koca Yemeği&#8221; de ne demek? Lezzetli yemekler pişiren bir hanım, kocasını da pişirip olgunlaştırmazsa, hayatın tadı kaçabilir. Bunun için, mesut olmanın bir sanat, &#8230; <a href="http://www.enginkahveci.com/koca-yemegi-nasil-pisirilir/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #32cd32;"></p>
<div><span style="color: #000000;">Pişirdiğiniz yemek nasıl sizin eserinizse, erkeğiniz de öyle!..</span></div>
<div><span style="color: #000000;">&#8221;<br />
Koca Yemeği&#8221; nasıl pişirilir?<br />
Bu tabir garibinize gidebilir. &#8220;Koca Yemeği&#8221; de ne demek?</span></div>
<div><span style="color: #000000;">Lezzetli yemekler pişiren bir hanım, kocasını da pişirip olgunlaştırmazsa, hayatın tadı kaçabilir. Bunun için, mesut olmanın bir sanat, bir bilim dalı olduğu peşinen kabul edilmelidir. Hâlbuki şimdi gençlere her türlü bilgi veriliyor, mesut olmanın şartları anlatılmıyor. Mesut olmanın şartlarını bilmeyen genç, evleniyor, bir sürü problemlerle karşılaşıyor; tecrübelerle mesut olmanın yolunu bulmaya çalışıyor amma, bu da çok pahalıya mal oluyor.<span id="more-619"></span></span></div>
<div><span style="color: #000000;">Evet, koca yemeği nasıl pişirilir?<br />
Evvela kocanızın gönlünü tenkitlerle kırmayın. Kırılırsa sevgi çiçekleri solar.<br />
Her insan annesini sever. Bunun bir manası da, her insan her yaşta biraz çocuk gibidir. Öyleyse çocuğunuza gösterdiğiniz şefkati, kocanızdan esirgemeyin.</span></div>
<div><span style="color: #000000;">Kocanıza yaptığınız hizmet, hiçbir zaman &#8220;hizmetçilik&#8221; manasına gelmez. Çünkü siz kocanıza hizmet ettiğiniz ölçüde, onu kendinize &#8220;hizmetkâr&#8221; etmiş olursunuz.</span></div>
<div><span style="color: #000000;">Her kadın, kocasını tesiri altına alabilir! Yeter ki kadınlar bunun sırrını bilsin. Nitekim yabancı ülkelerde pek çok aile mesut yaşarken, bizde en ufak sebeplerden boşananlar görülebiliyor&#8230; Demek ki mesut olmanın sırları vardır. Kim bunları yakalarsa, mutlu olur.<br />
Şunu hiçbir zaman unutmamalıdır ki, çirkin kadın yoktur; huyu çirkin olan kadın vardır.</span></div>
<div><span style="color: #000000;">Denecek ki, &#8220;Niçin hep kadın üzerinde duruyorsunuz? Erkeklerden de söz ediniz!&#8221;<br />
Başta da söyledik; mesut olmanın şartlarını kadın da erkek de öğrenmek zorundadır. Fakat erkek kadına daha fazla muhtaçtır. Dikkat edilirse dul kalan erkekler, hemen evlenmek cihetine giderler. Erkek de, çocuklar da kadına muhtaç olduğu için kadın, yuvayı yapan dişi kuş gibidir. Erkeği yuvaya bağlamak kadının elindedir.</span></div>
<div><span style="color: #000000;">Bir ailede reis, şu veya bu değildir. Evin reisi, &#8220;MESUT OLMAKTIR!&#8221; Eşler, cennet gibi dünyayı başlarına cehennem etmemek için mesut olmanın çarelerini aramalıdırlar. Burada en büyük pay, kadına düşmektedir.<br />
Her türlü erkeği, kadın, şefkatiyle, güler yüzüyle ve tatlı diliyle muhakkak yola getirebilir. Kadınlar şunu unutmasın ki, hiçbir erkek tartışmayla yola getirilemez! Akıllı bir hanım, kavgayla, ısrarla değil, eşine yardımcı olmakla, isteklerini insanlığa uygun şekilde yerine getirmekle yola getirebilir.<br />
Eğer evin hanımı, kocasını güler yüzle karşılayabiliyorsa, yerine oturana kadar yardımcı oluyorsa, sonra yemeğini, çayını, kahvesini zamanında yerine getiriyorsa, hele hele sohbet edecek kadar halden anlıyorsa, bu erkeğin gözü neden, hangi sebeple dışarıda olsun?<br />
Eşiniz açken, uykusuzken veya bir işi acele yapma noktasında iken, ondan herhangi bir istekte bulunmayın. Çünkü bu hallerdeyken erkek, ters cevap verebilir.</span></div>
<div><span style="color: #000000;">Her zaman halinizden memnun olmaya çalışınız.<br />
Bir erkek için en büyük bahtiyarlık, karısının kendisini beğenmesidir!..<br />
Çocuğunuza nasıl bakıyorsanız, eşinize de öyle bakınız. O zaman çocuğunuz sizi ne kadar seviyorsa, eşiniz de o kadar sevecektir.<br />
Toplumumuzda aile hayatına müdahale çok görülür. Şunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamalı; eşler mesut olmak zorundadır. Ana-babanın hukuku kadar eşimizin de hukuku korunmalıdır.</span></div>
<div><span style="color: #000000;">Yemek nasıl sizin eserinizse, erkeğiniz de öyle!.. Erkeğinden şikâyetçi hanımlar &#8220;Acaba hangi hususta hata yapıyorum?&#8221; diye kendini kontrol etmeli ve noksanlığını erkeğine sorarak öğrenmeli. Hiç düşündünüz mü, midemiz güzel yemekler istediği gibi, beyin ve kalp midesi de bir şeyler istemekte&#8230;Acaba bunlar nedir?.. Erkeğin zaafları bellidir. Kadın bunları çözerse, erkeği kendine bağlar. Bir kadının sadece tutumlu olması, güzel olması, güzel yemek pişirmesi erkeğe yetmiyor.<br />
Eşine hayat yoldaşı olması gerekiyor&#8230;</span></div>
<div><span style="color: #32cd32;"> </span></div>
<div><span style="color: #32cd32;"> </span></div>
<p><span style="color: #32cd32;"> </p>
<p></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></div>
<div><span style="color: #32cd32;"></p>
<div>
<div><span style="font-size: 16px;"><em></em></span></div>
</div>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/koca-yemegi-nasil-pisirilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlginç böcekler&#8230;!</title>
		<link>http://www.enginkahveci.com/ilginc-bocekler/</link>
		<comments>http://www.enginkahveci.com/ilginc-bocekler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 May 2008 09:17:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>engin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Babam dediki...]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[resim galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[böcekler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>
		<category><![CDATA[resimler rengarenk yaradan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enginkahveci.com/?p=586</guid>
		<description><![CDATA[        Doğrusu bu kadar ilginç rengarenk böcekler olabileceğini hiç tahmin etmiyordum.Yaradanın gücü gerçekten sonsuz ve müthiş&#8230;.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/besmele.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-614" title="besmele" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/besmele.gif" alt="" width="489" height="191" /></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/besmele.gif"></a></p>
<p><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/besmele.gif"></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Doğrusu bu kadar ilginç rengarenk böcekler olabileceğini hiç tahmin etmiyordum.Yaradanın gücü gerçekten sonsuz ve müthiş&#8230;.</strong></p>
<p> <span id="more-586"></span></p>
<p><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/1111.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-613" title="1111" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/1111.jpg" alt="" width="413" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/20.jpg"></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/19.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-611" title="19" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/19.jpg" alt="" width="415" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/17.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-610" title="17" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/17.jpg" alt="" width="416" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/16.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-609" title="16" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/16.jpg" alt="" width="418" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/15.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-608" title="15" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/15.jpg" alt="" width="418" height="393" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/14.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-607" title="14" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/14.jpg" alt="" width="411" height="333" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/13.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-606" title="13" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/13.jpg" alt="" width="410" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/12.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-605" title="12" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/12.jpg" alt="" width="410" height="344" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/111.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-604" title="111" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/111.jpg" alt="" width="411" height="333" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/10.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-601" title="10" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/10.jpg" alt="" width="406" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/9.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-600" title="9" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/9.jpg" alt="" width="403" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/8.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-599" title="8" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/8.jpg" alt="" width="403" height="368" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/7.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-598" title="7" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/7.jpg" alt="" width="401" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/61.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-597" title="61" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/61.jpg" alt="" width="399" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/53.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-596" title="53" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/53.jpg" alt="" width="397" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/42.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-594" title="42" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/42.jpg" alt="" width="399" height="333" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/32.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-593" title="32" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/32.jpg" alt="" width="397" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/22.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-592" title="22" src="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/22.jpg" alt="" width="399" height="500" /></a><a href="http://www.enginkahveci.com/wp-content/uploads/2008/05/2.jpg"></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enginkahveci.com/ilginc-bocekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

