Hakkımda

Eğitimciyim. Trafik & Eğitim üzerinde çalışmalar yapmaktayım. Halen Trafik ve Direksiyon Öğretmeniyim. Özellikle Trafik konusunda öğrenilmiş yanlışlıklar var. Bu beni çok rahatsız ediyor. Amacım hem Trafik konusunda hem de Kişisel gelişim konusunda doğruları sizlerle paylaşmaktır.

Site hakkında

Trafik kuralları, trafik eğitimleri, özel direksiyon dersi, trafik işaretleri, sürücü kursları, ehliyet, direksiyon eğitimi, pratik bilgiler...

Ayakkabı boyacısı nerde…!

Ayakkabı boyacısı nerde…!

     Temmuzun serinliğini daha iyi hissetmek için yakındaki bahçeli kahveye gittim. Devamını oku…

Olay gazetesi yazarı D. Güler iyi bir sürücü olamamış..

Olay gazetesi yazarı Gürler Trafikte yaşadığı bir olayı Olay Gazetesindeki köşe yazısında şöyle kaleme almış :

Şu memlekette kimi araçların geçiş üstünlükleri olmalı ve zaten var.
Şu memlekette yönetenlerin eşlikli yahut bilinen tabiriyle eskortlu seyahatlerine de amenna.
Ve fakat…
Dün öğle saatlerinde kafama dank eden bir soru var ki, onun kabulü pek bir zor geldi bana.
Biliyorum çok gereksiz ve bir o kadar malumatfuruş gelecek size ama olsun ben yine de içimden geçeni, aklıma düşeni anlatayım;
Dün öğle saatleri, şehir merkezindeki ufak tefek işlerimi toparlamış gazeteye doğru yola koyulmuşum.
Trafik gayet rahat.
Devrimde gürler Hani öğle vakti olmasının avantajı ile ne agresyon var ne sıkışıklık…
En soldan tutmuşum yolumu gidiyorum.
Erikli yakınlarında, arkamda simsiyah bir makam aracı selektör yapmakta.
Ben zaten kabul edilebilir ölçüler içinde yeterli miktarda dayamışım ayağımı gaza,
Bir de arkamdaki lüks makam aracı selektör yapınca sağım da kapalı olduğundan azıcık daha asıldım.
Baktım taciz devam etmekte.
Hiç kusura bakmayın makam sahibi de olsanız beni öyle şehir içinde 120 kilometre hızla gitmeye zorlayamazsınız deyip devam ettim yoluma.
Arkamdaki lüks makam aracının şöförü az sonra girdiğimiz batçığın çıkışında sağımdan geçmek suretiyle üç araç önüne kadar gitmeyi seçti.
Makam aracına ait plaka şimdilik saklı kalmak kaydıyla…
Kime ait olduğunu bilmediğim o aracın içindeki belli ki bu kenti yönetenlerden biri.
Ve şimdi soruyorum;
Bu kentin yöneten biri ne kadar acelesi olur ise olsun,
Vatandaşını hız yapmaya zorlar mı?
Bu kenti yöneten biri, nereye yetişmeye çalışıyor olursa olsun, vatandaşını selektör tacizine maruz bırakabilir mi?
Bu kenti yöneten biri, altındaki araçta nasıl bir plaka takılı olursa olsun,
Şehir de benim yollar da, bu batçıkları da zaten ben yaptım edasıyla hareket edebilir mi?
Hemen önemli bir parantez o araç Büyükşehir Belediyesi`ne ait değildi, içindeki de Başkan Hikmet Şahin değildi.
Ve devam…
Bu kenti yöneten biri, izahı mümkün olmayacak bütün bu davranışları sergilerken,
Olur da önde gidenin en azından plakadan kendisini tanıyabileceği düşüncesiyle;
`Geçen gün sıkıştırdığınız ve dahi selektör tacizine maruz bıraktığınız bendim` türünden bir sitemi bile bile göze alır mı?

Al ma ma lı!..
Alamaz da aslında.
Zira o, bu kenti yöneten,
Onun makam aracı önünde seyretme talihsizliğini yaşamış olan da, bu kentin vatandaşı.
Vatandaşa hizmet iddiasıyla o koltuklara kurulup,
`savulun da hizmete yetişeyim` mantığı olabilir mi?
Ol ma ma lı!..

***

Şimdi siz biliyorum ki, trafiğe fena taktı diyorsunuz.
Ve biliyorum ki, memleketin başka derdi mi kalmadı diyorsunuz.
…Da;
Biliyor musunuz ki FSM Bulvarı hala eğitim pisti ve biliyor musunuz ki o bulvar üzerinde insanlar her gün ölümle burun buruna gelmekte.
Biliyor musunuz ki, onca yazıp çizmeye rağmen ne emniyet müdürlüğü el attı o işe ne de işle belediyesi.
Ve biliyor musunuz ki, benim hin aklımdaki `acaba belediye ile sürücü kursları arasında bir kiralama anlaşması mı var` sorusu hızla perçinlenmekte.
Ve yine biliyor musunuz ki, o ceberut halin içinden çıkıp nihayet sakin sakin gidilebilecek bir yol bulmuşken,
selektör tacizine maruz kalmış her insan,
Kendisini taciz edenin bu kenti yönetenlerden biri olduğu gerçeğiyle yüzleştiğinde nasıl zıvanadan çıkar.

Yazının orjinalinede buradan ulalabilirsiniz.

—————————————————
Sayın Gürler, ilgili yazınızı okuyunca çok şaşırdım..Ve üzüldüm. Siz bana göre Trafik kurallarını pek bilmiyorsunuz.
Çünkü,kurallar gereği, sol şeridi devamlı kullanmak bir suçtur. Siz bu hatayı yaptığınız için arkanızdaki araç sizi sellektör yaparak uyrıda bulunmuş. Ama siz bunu taciz diye algılamışsınız.
Sol şerit , başka bir aracı geçmek için kısa bir süre kullanılır. Birde sola dönüş yapılacaksa kullanılabilir.Bir diğer adıda emniyet şeridini siz sürekli ihlal ettiğiniz gibi, hız limitinide aşarak ikinci bir Trafik suçu işlemişsiniz.Dolayısıyla Trafik kurallarını keşke okuyupta ondan sonra bu yazıyı kaleme alsaydınız .
Bir ikincisi , F.Sultan Mehmet Bulvarı konusunda yeterince bilgi sahibi değilsiniz. Bursa’da üç ilçede de İl Trafik Komisyonu tarafından belirlenmiş sınav güzergahı vardır. Sınavlar bu merkezlerde yapılır. Bu sınav yapılan yerlerin sınav yönetmeliğine göre, en az iki Trafik ışıklı kavşakları içine alan yerlerde yapılması yönündedir.Dolayısıyle sınav için en uygun yerlerden biridir.Elbetteki yeni sürücüler akan trafiktede çalışma yapmalılarki iyi sürücü olabilsinler.
Üstelik siz bilirmisiniz ki, söz konusu bu güzergahta hız limiti genellikle 30 km. dir. Hal böyle olunca bu güzergahta olacak kazalardan bence diğer sürücüler sorumludur.Ki bunların çoğunluğu buradaki hız limitini bilmezler.İsterseniz oyolu kullananlara bir sorun.. Test edin bilirlermi. Birde şunu sorun, Acı Bademden Esentepeye kadar kaç tane Tehlike Uyarı işareti vardır.ben söyleyeyim tam 72 adet….
Sonuç olarak üzgünüm ama siz bir köşe yazarı olabilirsiniz ama maalesefki iyi bir sürücü değilsiniz.
Bendeniz Trafik ve Dİreksiyon hocası olarak sizi aydınlatmak istedim. Sürç-i lisan ettiysem affola. WW.engin.kahveci@hotmail.com ve www.enginkahveci.com
Başarılar

Nasıl Bir Uyku?

Nasıl Bir Uyku?

İnsanoğlu, hayatının yaklaşık üçte birlik dilimini uyuyarak geçirir. Ancak, uykunun insan hayatındaki yeri, sadece bu süreyle sınırlı kalmaz. Öyle ki, bir kimsenin uyku kalitesi, uyanık olduğu saatlere de tesir eder. Ayrıca uyku sırasında salgılanan büyüme hormonu çocukların gelişmesinde önemli bir rol oynarken, vazifeli diğer hormonlar da vücut sarayının bakımında, tamirinde ve hücrelerin yenilenmesinde istihdam edilir.

Bir insan uyumadan yaşayabilir mi?

Uyku, insanoğlunun hayatını sürdürebilmesi için gerekli olan yeme, içme ve nefes alıp-verme gibi temel ihtiyaçlardan biri olarak kabul edilegelmiştir. İnsanoğlunun uykusuzluğa ne kadar dayanabileceği konusunda araştırmalar yapılmış, ortalama insanlar için bu sürenin genellikle 3-4 gün olduğu tespit edilmiştir. Bu süre sonunda kişilerde dalgınlık, sinirlilik, zamanı bilememe, hayal görme, kekeleme, konuşulanları anlayamama, ellerde titreme, vücutta yanma, ağrı ve görme bozuklukları gibi problemler ortaya çıkmıştır. Bu denemelerin en uzun sürelisi, Amerikalı bir üniversite öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. 11 günlük uykusuzluğun sonunda öğrenci psikoza benzer bir klinik tabloya girerken deney sonlandırılmıştır.

Sağlıklı bir insan günde kaç saat uykuya ihtiyaç duyar?

Uyku üzerindeki çeşitli araştırmalar, sağlıklı ve dengeli bir hayat için ihtiyaç duyulan uyku süresinin, kişinin genetik faktörlerine de bağlı olarak ortalama bir insan için 4-10 saat arasında değiştiğini, yetişkinler için günde ortalama 6-8 saat olması gerektiğini ortaya koymuştur. Diğer taraftan, gerçekten sekiz saat uyumak zorunda olmadığımızı, günde sadece altı, beş, hatta dört saat uykunun bile yeterli olabileceğini gösteren çalışmalar da vardır.

İhtiyaç duyulan süreden az veya çok uyumak ne gibi neticeler doğurur?

İhtiyaç duyduğu süreden az veya çok uyuyan kimseler, ölçülü uyuyanlara göre daha fazla sağlık problemleriyle karşılaşmaya eğilimlidirler. Bu konuda yapılan bir çalışmada, 71.000 kadın, 10 yıl boyunca izlenmiş, neticede iki önemli husus tespit edilmiştir. Bunlardan biri, uzun süren uykusuzluğun kalb hastalığı riskini artırması, diğeri ise, çok uyuyanların da, tıpkı yetersiz uyuyanlar gibi, daha fazla sağlık problemleriyle karşı karşıya kalması olmuştur. Uyku düşkünlüğü şişmanlık, şeker hastalığı, yüksek kan basıncı, kas kitlesinde azalma, bağışıklık sistemi fonksiyonunda azalma ve depresyon gibi rahatsızlıklara da yol açabilmektedir.

Uyku süresiyle dinlenme arasında nasıl bir münasebet vardır?

Kendi tecrübelerimizden ve çevremizdekilerden de görürüz ki, uyku süresiyle dinlenme arasında her zaman doğru bir orantı yoktur. Az uyuyan bir kişinin, çok daha fazla uyuyana göre kendini daha dinlenmiş hissetmesinin sebepleri arasında, dinlendirici ve yeterli uyumasının büyük rolü vardır.

Kaliteli bir uyku için nelere dikkat etmek gerekir?

Kişinin günlük hayatında ve uyku öncesinde dikkat etmesi gereken bazı hususlar vardır:

§          Akşam saatlerinde yatmadan en az iki saat önce hafif şeyler yenmelidir. Ağır yemekler bilhassa horlama ve solunum rahatsızlığı olanlar için daha büyük riskler taşımaktadır. Ayrıca, çay, kahve, kola gibi uyarıcı tesire sahip içecekler, uykuyu geciktirmektedir.

§          Uyku ortamının rahatlığı önemlidir. Kaliteli bir uyku için ideal ortam; genellikle hafif ışıklı, gürültüsüz, çok soğuk veya çok sıcak olmayan bir oda ile, çok sert veya çok yumuşak olmayan bir yataktır.

§          Düzenli bir uyku alışkanlığına sahip olunmalıdır. Kaliteli bir uykunun şartlarından biri, her gün olabildiğince aynı saatlerde uyumak ve uyanmaktır. Özellikle, hafta içinde düzenli bir uyku programına sahip olup, hafta sonlarında bu programın bozulması da, kaliteli uykuya engel teşkil eden faktörlerdendir.

§          Sağ veya sol taraf üzerine yatılmalıdır. Uykuya dalma veya uyuma esnasında, yüzüstü veya yüzükoyun yatılması bazı rahatsızlıkları da beraberinde getirmektedir. Bazı hastalarda horlama ve solunum durması, sadece sırtüstü yatarken ortaya çıkmaktadır. Kişi için en uygun uyuma pozisyonu, sağ veya sol taraf üzerine yatılmasıdır. Gece boyunca normal bir insan, uykusunda genellikle iradesi dışında ve bir rahmet eseri olarak 10-15 defa hareket eder ve pozisyon değiştirir. Burada akla, Kur’an-ı Kerim’in Kehf Sûresi’nde, Ashab-ı Kehf’in mağaradaki uyku hâlleri anlatılırken, “…Yanları ezilmesin diye Biz onları gâh sağa, gâh sola çevirirdik…” (Kehf/18) buyrulması gelebilir. Âyet-i kerimede sırtüstü veya yüzüstü ifadelerinin geçmemesi, dikkat çekicidir. Ayrıca, kişinin sağ tarafı üzerine yatması da sünnettir.

Uyku ihtiyacı hangi saatlerde karşılanmalıdır?

İdeal uyku saatlerinin hangileri olduğunu belirleyebilmek için, günün değişik zaman dilimlerinde ve uyku esnasında, insan bedeninde gelişen olayların iyi bilinmesi gerekir. Burada akla ilk olarak, insan vücuduna yerleştirilmiş bir sistem olan epifiz bezi gelmektedir. Beynin orta alt kısmına yerleştirilmiş olan bu bezin salgılamakla görevli olduğu hormonlardan biri de, melatonindir. Bu hormon vesilesiyle, uyku kolaylaştırılmakta ve uyku-uyanıklık çevrimi ayarlanmaktadır. Melatonin salgılanması, karanlığın tesiriyle akşam saatlerinde başlamakta ve zirveye çıktığı gece 0200-0300 saatlerine kadar da artarak devam etmektedir. Yani insanoğlunun bedenine fıtrî olarak, akşam saatlerinde uyumayı kolaylaştıracak bir sistem yerleştirilmiştir. Diğer taraftan, aşırı sun’î ışığa maruz kalma, gece yarısı televizyon seyretme ve elektromanyetik alanlar gibi dış tesirler, melatonin üretimini azaltmakta ve bu sistemin işleyişine zarar vermektedir.

Yapılan araştırmalar neticesinde, uykunun, metabolizmamızı ve dolaylı olarak enerji seviyemizi kontrol etmemize yardımcı olan TSH hormonunu dizginlenmesinde rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Bu sebeple, günümüzde Avrupa ülkelerinde, % 25-35 oranında düşük TSH seviyesine sahip kişilere, gecenin bir bölümünde uyanık kalmaları tavsiye edilmektedir. Bu yaklaşım, Peygamber Efendimiz’in (sas) uyku alışkanlığını hatıra getirmektedir. Peygamberimiz (sas), günümüzde birçok insanın uyuduğu saatten daha erken bir saate karşılık gelen yatsı vaktinde ibadetini yerine getirdikten sonra bir müddet istirahat eder, daha sonra da kalkıp gecenin bir bölümünü ibadetle geçirirdi. Efendimiz’in (sas) uyguladığı bu uyku sistemi ise, kaynağını Kur’an-ı Kerim’den almaktadır. Kur’an’da Allah (cc) Efendimiz’e (sas) hitaben şöyle buyurmaktadır: “Ey örtüsüne bürünen Resulüm! Geceleyin kalk da, az bir kısmı hariç geceyi ibadetle geçir. Duruma göre gecenin yarısında veya bundan biraz daha azında veya fazlasında ibadet etmen de yeterlidir. Kur’an’ı tertil ile, düşünerek oku. Biz sana pek ağır bir söz vahyedeceğiz. Muhakkak ki geceleyin kalkıp ibadet etmek daha tesirlidir ve Kur’an okuyuşu bakımından daha düzgün, daha sağlam bir tilavet sağlar. Halbuki gündüz seni meşgul edecek yığınla iş vardır.” (Müzzemmil, 1-7)

Gündüz uykusu hakkında önemli tespitler de vardır. Konunun mütehassıslarına göre, gündüz uykusu için en uygun zaman, öğle saatleridir. Daha ziyade derin ve yavaş uyku döneminden oluşan yarım saatlik bir öğle uykusu, gece uykusunun iki saatine eşittir. Bu vesileyle gece daha az uykuya ihtiyaç hissedilecektir. Ayrıca günün diğer saatlerine göre nispeten daha verimsiz olduğu bilinen ve uykuya daha eğilimli olunan öğle saatlerinin uykuda geçirilmesiyle, günün diğer saatlerinin daha verimli ve zinde geçirilmesi de sağlanmış olacaktır. Bu uyku, sıcak iklim kuşaklarında sıkça uygulanmaktadır. Diğer taraftan Japonya’da bazı işyerlerinde, öğle uykusunun özendirilmesi için, bu saatlerde uyuyanlara mekan tahsis edilmekte ve ek ücret ödenmektedir.
Öğle uykusu, Peygamber Efendimiz’in (sas) uygulayıp tavsiye ettiği bir uyku olup, ‘kaylûle’ olarak bilinmektedir. Bu uykunun vakti, duha vaktinden (güneşin bir miktar yükselmesinden), öğleden biraz sonraya kadardır. Bu sayede gece ibadetine hazırlanmış olunur. Bu uykunun ayrıca hem ömrün, hem rızkın artmasına vesile olduğuna dair rivayetler vardır.

Gündüz saatlerinde iki zaman dilimi daha vardır ki, bu saatlerde uyunması tavsiye edilmemektedir. Bunlardan birincisi, ‘gaylûle’ olarak bilinen uykudur. Bu uyku, fecirden, yani günün ağarmasından sonra, kerahet vakti bitinceye kadarki süreyi kapsar. Bu süreçte uyunan uyku, daha ziyade yavaş uykunun sathî dönemlerinden oluşacağı için, gece uykusunun yerini tutmamaktadır. Ayrıca bu uykunun rızkın eksilmesine ve bereketsizliğine sebebiyet verdiğine dair hadis de bulunmaktadır. Sahr Ibnu Vedaa el-Gamidi’nin (ra) rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte; “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle dua ederdi: “Allah’ım, ümmetime erkenciliği mübarek kıl.” (Ebu Davud, Cihad 85; Tirmizi, Buyu 6). Nitekim, Aleyhissalatu Vesselâm Efendimiz bir seriyye veya ordu göndereceği zaman, onu günün erken saatinde yola çıkarırdı. Yukarıdaki hadîsi nakleden Sahr da bir tüccardı, ve işine günün ilk saatinde çıkardı. Böylece zengin oldu ve malı arttı. Tecrübeyle de sabittir ki, rızık için çalışmanın en uygun zamanı, serinlik vaktidir.

Tavsiye edilmeyen bir diğer uyku ise ‘feylûle’ dir. Bu uyku, ikindi vaktinden güneşin batışına kadar olan süreyi kapsar. Bu saatlerde uyumak, kişide sersemliğe yol açması sebebiyle maddî bir eksikliğe sebep olduğu gibi, günün maddî ve mânevî neticesi çoğunlukla ikindiden sonra ortaya çıktığından, mânevî yönüyle de, o neticeyi görmemeye sebebiyet verir. Sanki kişi o günü yaşamamış gibi olur.

Netice olarak denilebilir ki, vücut ve zihin için kendini toparlama vesilesi olan ve Kur’an-ı Kerim’de de zikredilen “uyku”, insanoğluna verilmiş büyük bir nimettir. Ancak, bütün nimetlerde olduğu gibi, uykuda da orta yolun bulunması, tavsiye edilen saat ve şekillerde bu nimetten istifade edilmesi, dengeli bir hayat için son derece önemlidir.

kulağa küpe olacak sözler

Kızma, öfkelenme, kaygılanma ve kotu düşünme!

Olaylari iyi yönleriyle görmeye çalis; bardağin yarısı bos diyecegine yarısı
dolu demeyi öğren.

Günü yaşa; yarını düşünürsen kaygılanırsın, gecmişi düşünürsen pişman
olursun, bugünü düşünürsen gerçek anlamda yaşarsın.

Anne ve babana, öğretmenlerine, büyüklerine karşi saygılı ol, iyi davran!

Kimsenin hakkını yeme; Devamını oku…

Bu gücü Bana Hep ver… Allahim

                Adam akşam iş çıkışı eve gitmek üzere yola çıktı.
İşyeri ile dolmuş duraklarının arası çokta uzak sayılmazdı.
Paltosunun cebinden bir sigara çıkardı yaktı.
Derin bir nefes çekti ve yürümeye başladı. 
               Akşam trafiği heryer karışık, sıkışıktı.Kısa bir zaman sonra dolmuş duraklarına vardı.
Köşede seyyar bir balık çı bağırıyordu .Hadi istavrit 500, istavrit 500. Adam düşündü akşama balık yemek iyi olurdu .
                Hem kızıda eşide çok severdi balığı.Kendide bayılırdı doğrusu
evde o sıcacık neşeli ortamda balık ziyafetine.
                  Kardeş ver bakalım dedi 1 kilo istavrit.Balıkçı beyim dedi;
1,5 olmazmı? Adam gülümsedi belki param yok dedi.
Balıkçı bunun üzerine canın sağolsun beyim dedi canın sağolsun .

            Balıkçı balıkları tartarken tezgaha adamın yanına yaşlı bir teyze geldi Devamını oku…

affet babam…

            Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve “Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak” diyerek rest çekti… Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.

              Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu.

              Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü Devamını oku…

ACİL ÇÖZÜM…TRAFİK EĞİTİMİNE KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER

               YAPILMASI GEREKENLER

 1. Motor ve Araç Tekniği Dersi konuları içeriği hafifletilmeli, bu konular gerekirse Trafik    ve Çevre Bilgisi veya tamamen Direksiyon Eğitimi dersinde verilmelidir.Ayrıca Direksiyon ders saati  mutlaka artırılmalıdır.
 2. Direksiyon eğiticilerinin  yüksekokul mezunu olmaları sağlanmalıdır.
 3. Direksiyon eğiticileride Trafik ve Çevre Bil. Dersi tüm konularına tam olarak vakıf olmalı, periyodik olarakta yeterlilikleri kontrol edilmelidir.
 4. Sürücü Kursların sahipleri Devamını oku…

Trafikte yeni arayışlara Gidilmeli

Trafikte yeni arayışlar

Trafik, her biri kendi içinde ve kendine ait pek çok dinamiğe sahip olan üç temel  sistemden oluşur : çevre, araç ve insan.
Trafik sistemini oluşturan bu yapılardan herhangi birinde ortaya çıkacak bir aksaklık tüm sistemi olumsuz etkileyebilmektedir.
İnsanlar; yaya, yolcu, sürücü olarak çeşitli şekillerde trafik içinde yer alırlar. Trafik kazalarının büyük çoğunluğunun Devamını oku…

SÜRÜCÜ YORGUNLUĞU

SÜRÜCÜ YORGUNLUĞU ve UYKUSUZLUĞUNUN TRAFİK GÜVENLİĞİNE ETKİSİ

Birçok kişi alkollü araç kullanmanın ne kadar tehlikeli olduğunun bilincinde ve farkında olmakla birlikte, yorgun ve uykusuz araç kullanmanın da en az alkollü araç kullanmak kadar tehlikeli olduğu ve en önemli kaza nedenlerinden biri olduğu gerçeğini yeterince bilmemekte ya da göz ardı etmektedir. Oysa, Devamını oku…

Bugünümüzü çalan iki hırsız var;

Yaşama dair dersler

Bugünümüzü çalan iki hırsız var; geçmişe ilişkin pişmanlıklarımız ve geleceğe ilişkin kaygılarımız…

Bu iki hırsız bugünümüzü alıp götürür.. Devamını oku…

Page 1 of 3123»

SONYORUMLAR

ÜYEPANELİ

ONLINE

İSTATİSTİK

    • Yazı Sayısı: 1.443
    • Yorum Sayısı: 70